“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Tecavüzden doğan çocuğu sevgiyle büyüten anne: QUADRIENNALE

Roma'daki Quadriennale'i ziyarete gelenler yeşil, beyaz ve kırmızı ışıklarla karşılaşıyor. Bunlar İtalyan bayrağının renkleri, Roma'daki tüm ana siyasi sembolik yerlerin cephelerinden yansıtılıyorlar. Vatan kavramı ve milli gurur ruhu, salgın kriziyle yeniden doğmuşa benziyor. Palazzo delle Esposizioni'nin zafer taklı girişinde titreşen Norma Jeane'nin ışık enstalasyonu Corpo di fabbrica (2020) bu işlerden. Geceleri beyaz ışık, sanatçının nefesinin ritmine göre titreşiyor; başka bir yerden gelen bir yaşam sinyali, uzamsal ve zamansal bir yönelim bozukluğuna neden oluyor. Kökleri İtalya'nın faşist rejimine dayanan Quadriennale (1927'de İtalyan sanatını İtalyan üstünlüğünün bir sembolü olarak yüceltmek için tasarlandı) gibi bir oluşum bugün nasıl ayakta kalıyor? Küratörler Stefano Collicelli Cagol ve Sarah Cosulich; Elsa Morante'nin 1974 tarihli La Storia romanındaki metaforu ödünç alıyor: Alman askerinin tecavüzünden doğan bir çocuğu sevgiyle büyüten anne. Serginin amacı o kötü izleri silmek. Cloti Ricciardi,Respiro, 2020 Mimar Alessandro Bava’nın iç mekanları eleştirel bir şekilde yeniden yorumlamasının da, Cloti Ricciardi'nin ziyaretçiler tarafından hareket ettirilebilen beyaz bir kumaşla kaplı ve odanın canlı olduğu yanılsamasını yaratan Respiro'sunun (1968) da kaynağı bu arzu. Tomaso De Luca, Die Schlüssel des Schlosses, 2020 Eleştiriler, Berlin merkezli Tomaso De Luca'nın mekânın duvarlarını ve tavanını yok eden Die Schlüssel des Schlosses (2020) adlı yerleştirmesiyle yıkıcı hale geliyor. Daha ironik olan ise, Petrit Halilaj ve Alvaro Urbano'nun 7 Nisan 2020 (evlenmeyi planladıkları tarih) adlı işi. Faşist propaganda için tasarlanmış sahnedeki dev çiçekler dev kolonlar ve faşist retorikle oynuyor.  

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/documenta-15in-yeni-katilimcilari-duyuruldu http://www.sanatatak.com/view/tanik-ettigi-donemin-sucluluguyla-dolu-bir-bienal  

Ayrıca okuyun