ELÇİLİKTEN VOYVODALIĞA CÜMLE FENER BURADA
Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED), “Cümle Fener Burada: Hane, Mahalle, Saray ve Şehir” başlıklı sergisiyle, 18. yüzyılın etkili ve merak uyandıran zümrelerinden biri olan Fenerli Rumların dünyasını açıyor.
Küratörlüğünü Namık Günay Erkal, Firuzan Melike Sümertaş ve Haris Theodorelis-Rigas’ın üstlendiği bu araştırma sergisi, 24 Ocak 2027 tarihine kadar ziyaret edilebilir.
Sergi, birçok tematik duraktan oluşuyor. 18. yüzyılda Haliç kıyısında yükselen yeni Rum Ortodoks seçkin sınıfının ticari, diplomatik ve eğitim temelli ağları tanıtılıyor. Fenerlilerin kritik görevlere gelişleri ve bu rollerin sembolik kıyafetlerle temsili işleniyor. O dönem Voyvoda adıyla anılan Yöneticiler ile Fener Patrikhanesi arasındaki karşılıklı destekler, diplomatik kabullere ev sahipliği yapan görkemli salonlar inceleniyor. Fenerlilerin Boğaz kıyılarındaki yalılarda kurdukları, Doğu ve Batı estetiğini birleştiren yeni yaşam alanlarını da görmek mümkün.

Serginin hazırlık sürecini ve amacını anlatan küratörler sergi için, "Çok uzun soluklu bir araştırma projesinin sonucunda bir araştırma sergisi bu, biz Fenerliler dediğimizde sadece İstanbul'da doğmuş olanları değil bir şekilde bu iktidar ağının parçası olmak üzere Fenere gelmiş insanlardan da bahsediyoruz" diyorlar.
Bir Zaman Yolculuğu
Sergi, izleyiciyi teknolojiyle iç içe bir başlangıçla karşılıyor. Koç Üniversitesi KARMA XR Lab tarafından geliştirilen “Bir Fener Evi” adlı sanal gerçeklik (VR) çalışması, bugün büyük oranda fiziksel varlığını yitirmiş olan 18. yüzyıl Fener evlerinin içine adım atmanızı sağlıyor. Bu simülasyon sayesinde, dönemin müziği eşliğinde bir evin içinde dolaşabilir, eşyalara dokunabilir ve o atmosferi bizzat soluyabilirsiniz.

Serginin tasarımında dikkat çeken unsurlardan biri de mekanın iki ana aksa bölünmüş olması. Bir tarafta Fener mahallesinin 1850'li yıllardaki dokusunu yansıtan 1/250 ölçekli maketler ve sokak silüetleri yer alıyor. Karşı duvarda ise bu evlerin içindeki ihtişamlı yaşam, "kubbe altı" olarak tabir edilen ve dışarıdan fark edilmeyen gösterişli salonlar üzerinden anlatılıyor.
Elçilikten Voyvodalığa
18. yüzyılın Fenerlileri, sadece bir mahallenin sakinleri değil; eğitimleri, dil yetenekleri ve ticari başarılarıyla Osmanlı bürokrasisinde kilit roller üstlenmiş seçkin bir sınıf olarak anlatılıyor. Fenerlilerin yükselişi genellikle Divan-ı Hümayun veya Donanma tercümanlığı ile başlıyor. Bu sürecin zirve noktası ise Eflak ve Boğdan (bugünkü Romanya ve Moldova toprakları) beyliklerine "Voyvoda" yani yönetici olarak atanmak. Osmanlı adına bu özerk bölgeleri yöneten Fenerli beyler, aslında "istisnai zimmi" (gayrimüslim Osmanlı vatandaşı) statüsündedir. Sergide adım attıkça tüm bu terimlere biraz daha vakıf oluyorsunuz.
Temkinli İhtişam
Sergideki ilginç detaylardan biri, Fenerlilerin güç ve servetlerini sergileme biçimleri. Dönemin kısıtlamaları ve siyasi dengeler nedeniyle, bu ailelerin dış dünyada oldukça temkinli davrandıkları görülüyor. Evlerinin içinde gördüğümüz ihtişamı, gösterişi dış cephede asla görmüyoruz...

Hatta sergi duvarlarında verilen alıntılar arasında biri epey dikkat çekici: “Aşırı mükafatlar, yabancılara ya da yakınlara sunulan lüzumsuz hediyeler kötü şöhrete yol açar. Ülke halkı bunlara tahammül edemez ve bunlar onlar için bir sıkıntı kaynağı haline gelir.”
Buna karşın, törenlerde denge değişiyor. Bir Fenerli beyinin voyvoda olarak atanma töreni; giydiği kaftan, taktığı özel şapka (kalpak/kukla) ve mehter eşliğinde at sırtında yaptığı geçit alayı ile tam bir görsel şölene dönüşüyor.
Ortak Miras
"Cümle Fener Burada", bugün Türkiye, Yunanistan ve Romanya arasında paylaşılmış olan bu mirası tek bir perspektiften görmeyi amaçlıyor. Müzikten edebiyata, mimariden diplomasiye kadar uzanan sergi imparatorluktan ulus devlete geçişin kırılgan hikayesini anlatıyor.