“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Fatma Bucak’ın Kil Ayaklı Dev Heykel'i New York'ta!

Fatma Bucak’ın A Colossus on Clay Feet (Kil Ayaklı Dev Heykel) isimli sergisi, New York İtalyan Kültür Merkezi’nde Premio New York ödülleri bünyesinde gerçekleşiyor. Işın Önol küratörlüğünde 3 Temmuz 2019'a dek devam edecek sergi, sanatçının International Studio & Curatorial Program’in sunduğu rezidans süresindeki kavramsal ve biçimsel araştırmalarını içeriyor.

Londra ve İstanbul merkezli Fatma Bucak çalışmalarında performans, fotoğraf, ses ve video medyumlarını kullanırken; politik kimlik, kültür ve cinsiyet normlarının yanı sıra tek elci tarih yazımına; peyjaza ve toprağa odaklanıyor. Bucak’ın bu sergideki çalışması ise rezidans süresince New York şehrinde gözlemlediği hiç durmayan değişimden yola çıkıyor. Sanatçı bu değişim sırasında da toplulukların, kişi ve kimliklerinin beraberinde farkına varılmaksızın silinip gittiğinin altını çiziyor.

Fatma Bucak, insanın yokluğa terkettiği yapılar ve arda kalanlarla ilişkisini estetik bir arayışta sorguluyor. Bu doğrultuda, A Colossus on Clay Feet (Kil Ayaklı Dev Heykel); yapıların, mülkün, gücün ve en nihayetinde hafızanın kırılganlıklarını ifade eden bir video performans ve sahaya özgü bir enstalasyon çalışmasını bir araya getiriyor.

Daha kırılgan bir bedende tekrar yaşam

Şehirdeki şantiye alanlarından topladığı ahşap parçalar üzerinde çalışan sanatçı, daha kırılgan bir bedende tekrar yaşam bulmalarını sağlıyor. İki aşamada gerçekleştirdiği bu süreçte, ilk olarak sanatçının video performansında, büyük bir ahşap kirişi zımparaladığı, toz bulutunun sanatçı etrafında yükseldiği ve ardından ahşabın ritüel esnasında azalarak geride parıltılı bir toz bıraktığı izleniyor. Bu yönüyle, sanatçı hem bu nesnenin bir zamanlar var olduğu yaşam formuna hem de insan yapımı bir çevrenin geçmişine bir nevi ölüm duası adıyor.

Sanatçı ikinci aşamada ise, ahşap tozunu yarı saydam tabakalara dökerek, bir mektuba benzer şekilde, onları geleceğe aktarılabilecek formlara dönüştürüyor. Ortaya çıkan her parça, bu yeni ve zarif biçim altında kökenlerine dair özü içlerinde korurken, bir fanilik masalı mırıldanıyorlar ve içsel bir mekana kavuşuyorlar.

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/performanstan-artakalanlar-fatma-bucakla-soylesi http://www.sanatatak.com/view/fatma-bucak-yuzlerini-baska-yere-cevirdiler