MARGARET R. THOMPSON İLE KENDİ İÇ DENİZİNİZE DOĞRU
Margaret R. Thompson’ın Zeyrek Çinili Hamam’ın Bizans sarnıcında izleyiciyle buluşan ‘Temenos: İç Deniz’ başlıklı sergisi kavramsal olarak yoğun bir yapı öneriyor. Serginin bel kemiğini oluşturan ‘temenos’ kavramı, ‘insan ile ilahi olan arasındaki geçişi mümkün kılan kutsal bir alan’ olarak tanımlanıyor ve sergi, fiziksel ve zihinsel arınmanın gerçekleştiği hamamı da bir temenos alanı olarak konumluyor. Thompson, çoğu işini dış mekanda, doğanın içinde üreten bir sanatçı ve bu durum resimlerinde de hissediliyor. Thompson’ın resimleri birer ayna gibi çalışıyor ve izleyiciyi ‘Bizim iç denizimiz ne?’ sorusuyla baş başa bırakıyor.
Zeyrek Çinili Hamam’ın Bizans sarnıcında izleyiciyle buluşan Margaret R. Thompson’ın ‘Temenos: İç Deniz’ başlıklı Türkiye’deki ilk kişisel sergisine doğru yürürken, dürüst olmak gerekirse pozitif önyargılarım vardı. Belki hamamın restorasyon sonrası benimsediği vizyondan, belki de Anlam de Coster küratörlüğünde karşılaştığım geçmişteki işlerden dolayı beklentim yüksekti ve bu serginin beni besleyeceğine inanıyordum. Nitekim, birçok açıdan beklentimi karşılayan bir sergi oldu.
Sergiye gitmeden önce sanatçı hakkında kısa bir araştırma yapmış ve öncesinde aşina olmaya çalışmıştım. Yine de, araştırmam sırasında incelediğim Thompson’un işlerinin Zeyrek Çinili Hamam’ın sarnıcıyla kuracağı ilişkiyi tam olarak öngörebildiğimi söyleyemem. Sergi metninde yer alan “Ses ve koku çalışmalarını bir araya getiren mekana özgü işler” ifadesi merakımı artırmıştı. Daha önce farklı müzelerde güçlü duyusal deneyim örnekleriyle karşılaşmış olduğum için, burada nasıl bir karşılık bulacağımı bilmiyordum; ama oldukça heyecanlıydım.

Zeyrek’e vardığımda, küratör Anlam de Coster ve sanatçı Margaret R. Thompson serginin çıkış noktası üzerine kısa bir anlatım paylaştılar. Bu anlatımda Thompson’ın sergi için üretim yapmak üzere Eylül 2025’te İstanbul’a bir araştırma süreci için davet edildiğini öğreniyoruz.
Sarnıca inerken, ziyaretçilere kitap ayracı olarak da kullanılabilecek, Homemade Aromaterapi markasıyla birlikte üretilmiş bir koku veriliyor. Servi, paçuli, sedir, lavanta, vanilya ve sardunya notalarını içeren kokuyla birlikte sergi alanına giriyorum. Ancak görsel deneyimden önce kokuya maruz kalmak, bende beklediğim gibi bir etki yaratmıyor. “Güzel bir aromaterapi kokusu” diye düşünüp aşağıya inmeye devam ediyorum.
Tablolara yoğunlaşmadan önce, mekanda dikkatimi çeken bir detay: Thompson’ın bu sergi için kullandığı malzemelerin cam bir vitrinde sergilenmesi oluyor. ‘Margaret R. Thompson’un Malzeme Arşivi’ başlığını taşıyan bu vitrinde, İstanbul’dan edinilen Boğaz suyu, lotus yağı ve zerdeçal; sanatçının yaşadığı ve ürettiği yer olan New Mexico’dan getirilen kırmızı ve sarı aşı boyaları, mika, tapınak yağı ve volkanik kaya ve de Teksas’tan gelen salyangoz fosilleri yer alıyor.
Sanatçının kullandığı malzemeleri fiziksel olarak vitrinde görmek, izleme biçimimi doğrudan etkiliyor. Artık resimlere maddesel bir iz sürme isteğiyle bakıyorum. Hangi yüzeyde hangi malzeme var, nerede neye dönüşmüş, bunu tahmin etmeye çalışıyorum ve bu iz sürme eylemi sergi deneyimimi olumlu yönde etkiliyor.

Birbirine dokunan kavramlar
Serginin kavramsal bel kemiğini oluşturan ‘temenos’ kavramından bahsediyor küratör Anlam de Coster. Temenos, sergi metninde ‘insan ile ilahi olan arasındaki geçişi mümkün kılan kutsal bir alan’ olarak tanımlanıyor. Kökeni Antik Yunan olan temenos kavramı, sınırları çizilmiş, tanrılara ait, sınırları içerisinde ibadetin gerçekleştiği kutsal arazi alanını işaret eder. Ancak bu alan, tanrılara ait olsa bile, ölümlü sıradan insanın kullanımına tamamen açıktı. İnsanlar, bu kutsal alanların bakımını üstlenen ve onu yöneten kişilerdi. (1)
Sergide, temenos kavramı salt bu anlamıyla karşımıza çıkmıyor. Jung’un görüşlerinden ilhamla, kavramın bir de psikolojik bağlamda çözümlenmesiyle, temenos bir tür içsel barınak olarak da anlam kazanıyor. Jung, kendi çalışmalarında ‘temenos’u bilincin doğrudan erişemediği, korunaklı ve yoğun bir içsel bölgeyi tanımlamak için kullanıyor. (2) Bireyin kendi iç dünyasında sınırları çizilmiş, korunan ve dönüşümlerin mümkün olduğu psikolojik bir arazi olarak.
Sergi, fiziksel ve zihinsel olarak arınmanın gerçekleştiği hamamı da bir temenos alanı olarak konumluyor. Hamamın yeraltına açılan sarnıcı ise bu psikolojik temenos’un dönüşüme imkân tanıyan katmanına, yani bilinçdışına karşılık geliyor.
Thompson’ın İstanbul’daki araştırma sürecinde sergiye dahil ettiği bir diğer katman ise Marmara Denizi, antik adıyla Propontis. ‘Denizden önce gelen deniz’ anlamına gelen ve dünyalar arasında bir geçit olarak tanımlanan bu referans, sarnıcı bir “iç deniz” olarak karşımıza çıkarıyor. Aynı zamanda, bilinçdışındaki farklı zihin hallerine doğru bir geçiş fikrini de mekansal deneyimin parçası haline getiriyor.
Elimde broşür, aklımda Thompson ve de Coster’ın anlattıkları; mekan, kavramlar ve Thompson’ın işlerinin birbirine değdiği anları yakalayarak büyük bir tatmin hissi yaşıyorum. Zaten mekana özgü bir sergiden beklediğim de tam olarak bu: kavramların birbirine değmesi, aralarında zorlama olmayan doğal bir ilişki kurulması. Parçalar yerine oturdukça, bu sürecin kendisinden ayrı bir tatmin duyuyorum.
Kendi iç denizini bulma hali
Thompson, çoğu işini dış mekanda, doğanın içinde üreten bir sanatçı ve bu durum resimlerinde de hissediliyor; yüzeyler fazlasıyla maddesel, dokunsal ve yerle temas halinde. Küratör Anlam de Coster ile ortaklaştıkları araştırma ve ilgi alanları üzerinden kurdukları bağ da ayrıca önemli; sergideki ilişki bu yüzden oldukça doğal hissettiriyor.
Resimlerde sıkça karşılaşılan inci ve benzeri küresel formlar, kabuğu andıran yüzeyler ve simli dokular, bazı temel çağrışımlara yol açıyor. Bu formlar bir başlangıç, bir oluş, hatta bir köken fikrini düşündürüyor. Tablolarda kullanılan malzemelerin izini sürebilmek mümkün; yüzeyler izleyiciyi içine alan ve katmanlarını açan bir yapı sunuyor. Tuval ve ipek üzerine üretilen işlerin farklı yüzeyler üzerinden farklı yoğunlukları kurulmuş.
Thompson’ın da anlatımında ifade ettiği gibi, onun resimleri birer ayna gibi çalışıyor ve izleyiciyi ‘Bizim iç denizimiz ne?’ sorusuyla baş başa bırakıyor. Sanatçının İstanbul’daki ilk hamam deneyiminden bahsederken kullandığı ‘yeniden doğmuş gibi hissetmek’, ‘gençleşmek’ ve ‘çocuksu bir hale dönmek’ ifadeleri de bu içe dönüş fikrine bir ilham gibi.
‘Temenos: İç Deniz’ sergisinin kavramsal olarak yoğun bir yapı önerdiğini söyleyebiliriz. Temenos, Propontis, kapsanma ve iç deniz gibi kavramları anlamak, hamam ve sarnıç mekanı ile sergi kapsamında nasıl ilişki kuracağımız konusunda belirleyici. Metinlerdeki kavramsal altyapıya aşina olmadan sergiyi deneyimlemek de kuşkusuz karşılaşmayı daha yüzeyselleşirebiliyor. Zaten Zeyrek Çinili Hamam, klasik anlamda nötr bir sergileme mekanı da değil. Doğası itibariyle tarihsel ve kültürel katmanlarıyla birlikte çalışan, dolayısıyla da izleyiciden belirli bir dikkat ve açıklık talep eden bir mekan. Zeyrek Çinili Hamam’daki geçmiş sergilerin tümü gibi bu sergi de izleyicisini pasif bir alımlayıcı olmayan, kavramsal ve duyusal katmanları birlikte takip eden bir katılımcı olmasını bekliyor.

Toparlamak gerekirse, tarihsel önemi yüksek bir mekanda, kavramsal açıdan bu denli yoğunluk taşıyan bir sergiyi deneyimlemek benim için oldukça etkileyiciydi. Sarnıcın içerisindeki Thompson, beni ruhani diyebileceğim bir alana doğru çekti. Estetik olarak da güçlü bir karşılık sunuyor; özellikle yüzeylerin maddeselliği ve malzemenin görünürlüğü bu etkiyi destekliyor.
İzleyiciyi mekan içinde farklı algı biçimleriyle var olmaya davet etmesi açısından önemli bulduğum bir uygulama olan duyular üzerinden kurduğu deneme ise serginin genel yaklaşımıyla uyumlu bir katman olarak yer almış. Hamam kültürünün sunduğu algısal açıklık da düşünüldüğünde, Zeyrek’teki sergilerde bu tür duyusal uygulamaların bundan sonrasında da devamını görmeyi çok isterim.
Kısa süre önce Galerist’in Margaret R. Thompson’u temsil etmeye başladığını duyurması, sanatçıyı Türkiye’de önümüzdeki dönemde daha sık görebileceğimize de işaret ediyor.

Zeyrek Çinili Hamam’a ilk kez bu sergiyi görmeye gelecek ziyaretçiler için; hamamın müze kısmında sunulan dijital anlatımlar oldukça öğretici bir deneyim sunuyor. Önce bu bölümü gezip, ardından süreli sergiye geçmek, mekanın tarihini ve ruhunu anlamak açısından iyi bir fikir olabilir.
Margaret R. Thompson’ın “Temenos: İç Deniz” başlıklı sergi, 30 Ağustos 2026’ya dek Zeyrek Çinili Hamam’da görülebilir.
Kaynakça
(1) Ekroth, G. (2024). A room of one's own? Exploring the temenos concept as divine property. The Stuff of the Gods. The Material Aspects of Religion in Ancient Greece (ActaAth 4-59), Eds. M. Haysom, M. Mili & J. Wallensten, Stockholm, 69-82. https://doi.org/10.30549/ACTAATH-4-59-06
(2) Jungian Directory. Temenos. https://jungian.directory/dictionary/temenos/