“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

“RESİM BAŞKA SEN BAŞKA”

Öktem Aykut, 2026 © Barış Özçetin

Ayşegül Sönmez, “Resim Başka Sen Başka” sergisi hakkında Murat Önen ile konuştu. Önen, sanat tarihine yaslanan ama onunla çatışmayan bir resim dili kurduğunu söylerken, yerleştirme işinin kişisel geçmişine açılan bir parantez olduğunu vurguladı.

Sanat eleştirmeni, yazar Ayşegül Sönmez, Murat Önen’in “Resim Başka Sen Başka” başlıklı kişisel sergisi üzerine Önen ile online bir söyleşi gerçekleştirdi. 

Sönmez, sergiyi değerlendirirken Önen’in resimlerinin sanat tarihine “yaslanan ama onunla çatışmayan” bir yerde durduğunu vurguladı. Sanatçının kimi zaman geçmişten figürleri, pozları ya da imgeleri yeniden kurduğunu, ancak tüm bu referanslara rağmen kendi özgün dilini koruduğunu belirtti. Bu yaklaşımı “gelenekle birlikte var olabilen ender bir duruş” olarak tanımladı. 

Sönmez ayrıca sergideki ses yerleştirmesine özellikle dikkat çekerek, pentürün hangi noktada genişlediğini ve neden ses, mekân ve nesneyle birlikte düşünüldüğünü sorguladı. Resimle yetinmeyen bu yaklaşımı eleştirel bir soruyla açtı: “Pentür ne noktada yetmedi?” 

Sanatçının üretiminde görülen yoğun kişisel anlara da değinen Sönmez, bu imgelerin rüyalarla ya da bilinçaltıyla ilişkisini gündeme getirdi.

“Ferdi Özbeğen ile bağ kuruyorum”

Önen, sanat eğitimine Türkiye’de başladığını, ancak Almanya’ya Erasmus ile gittikten sonra ciddi bir kırılma yaşadığını anlattı. Türkiye’de daha çok akademik ve kopyaya dayalı bir eğitim aldığını, Almanya’da ise özgür bir ortamla karşılaşarak ne yapmak istediğini yeniden keşfetmek zorunda kaldığını söyledi. 

Serginin başlığına da değinen sanatçı, “Resim Başka Sen Başka” ifadesinin Ferdi Özbeğen’in bir şarkısından geldiğini belirtti. Bu başlığın yalnızca estetik değil, aynı zamanda kimlik, aidiyet ve kişisel tarih üzerinden kurulan bir bağ içerdiğini vurguladı. 

Sergide yer alan yerleştirme hakkında ise bunun resim pratiğini genişletme isteğinden doğduğunu söyledi. Kendi yatağını, babasının horlama sesini ve geçmişine ait unsurları kullanarak izleyicide “tekinsiz” bir his yaratmak istediğini belirtti. Bu işin aynı zamanda sanatçının 20 yıllık kişisel geçmişine açılan bir parantez olduğunu ifade etti. 

Önen’e göre resim üretimi çoğunlukla planlı değil, organik bir süreç. Rüya defterleri tuttuğunu ancak bu notları doğrudan resme dönüştürmediğini, daha çok bilinçaltının bir kaydı olarak değerlendirdiğini söyledi. Resimlerinin zamanla, üst üste eklenerek ve sezgisel biçimde geliştiğini vurguladı.

Resim, hafıza ve kimlik 

Söyleşi boyunca öne çıkan temel mesele, resmin yalnızca bir yüzey değil, aynı zamanda sanat tarihi, kişisel geçmiş ve bugünün deneyimi arasında kurulan bir ilişki alanı olmasıydı. Murat Önen, bu alanı genişletmek için pentürün sınırlarını zorlayarak mekân, ses ve nesneyle birlikte düşünen bir üretim biçimi öneriyor.

Ayşegül Sönmez ise bu yaklaşımı, gelenekle bağını koparmadan kendi dilini kurabilen nadir bir pozisyon olarak çerçeveliyor.