“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

SAKIP SABANCI MÜZESİ RESİM KOLEKSİYONU YENİLENDİ

Nazmi Ziya Güran (1881-1937) Taksim Meydanı, Taksim Square, 1935 73.5 x 92 cm Tuval üzerine yağlıboya / Oil on canvas

Sakıp Sabancı Müzesi’nin Resim Koleksiyonu, yenilenen seçkisiyle kalıcı olarak yeniden ziyarete açıldı. Temeli 1970’li yıllarda atılan koleksiyon, yıllar içinde genişleyen yapısıyla bu kez daha kapsamlı bir kurgu içinde...

Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan sergi, yalnızca resimlerden oluşan bir kronoloji sunmakla kalmıyor; fotoğraflar, kartpostallar ve arşiv belgeleriyle dönemin görsel dünyasını da görünür kılıyor. Böylece koleksiyon, sanat tarihini yalnızca estetik bir dönüşüm olarak değil, aynı zamanda kültürel ve toplumsal bir bağlam içinde ele alıyor.

Sergi, 19. yüzyıl Osmanlı resim geleneğinden başlayarak modern Türk resminin oluşum sürecine uzanan bir anlatı kuruyor. Askeri okullarda başlayan resim eğitimi, saray çevresinin sanata etkisi ve akademik sanat anlayışının gelişimi, bu anlatının temel durakları arasında yer alıyor.

Bu bölümde Osman Hamdi Bey, Şeker Ahmed Paşa, Süleyman Seyyid, Halil Paşa, Hüseyin Zekai Paşa ve Hoca Ali Rızagibi isimlerin eserleri, Osmanlı resminde gözlem, doğa ve temsil ilişkisini tartışmaya açıyor.

20. yüzyılın başına gelindiğinde ise sanat ortamı köklü bir değişim geçiriyor. Avrupa ile kurulan ilişkiler, yeni sergileme pratikleri ve sanatçı kuşaklarının çeşitlenmesi bu dönüşümün belirleyici unsurları arasında.

    Bu dönemde İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Avni Lifij, Nazmi Ziya Güran ve Mihri Müşfik gibi sanatçılar, izlenimcilik başta olmak üzere Batı etkili yaklaşımları yerel bağlamda yeniden yorumlayan üretimleriyle öne çıkıyor.

    Koleksiyonun ilerleyen bölümleri, modern Türk resminin daha deneysel ve bireysel yönelimlerine odaklanıyor. Fikret Mualla, Hale Asaf, Nurullah Berk, Nuri İyem ve Selim Turan gibi sanatçılar aracılığıyla dışavurumculuk, kübizm ve yerel modernizm arayışları serginin önemli başlıkları arasında yer alıyor.

    Bu bölüm, Türk resminin yalnızca Batı etkisiyle şekillenmediğini; aynı zamanda kendi iç dinamikleriyle özgün bir dil kurduğunu gösteriyor.

    Sergi, yalnızca Sakıp Sabancı Müzesi koleksiyonuyla sınırlı değil. Müzenin Emirgan Arşivi ve Avni Lifij Arşivi’nin yanı sıra farklı kurumsal ve özel koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerle genişletilmiş bir çerçeve sunuluyor. Bu durum, Türkiye sanat tarihine dair parçalı anlatıların aynı mekânda kesişmesini sağlıyor.

    Müzeciliğin görünmeyenleri

    Koleksiyon sunumunun dikkat çeken yönlerinden biri de, müzecilik pratiğinin arka planını görünür kılması. Restorasyon, araştırma ve koruma süreçlerine ayrılan bölümde, müzenin yürüttüğü bilimsel çalışmalar izleyiciyle paylaşılıyor. Bu yaklaşım, eserin yalnızca sergilenen bir nesne değil, sürekli bakım ve bilgi üretimi gerektiren bir yapı olduğunu hatırlatıyor.

    Sakıp Sabancı Müzesi’nin yenilenen Resim Koleksiyonu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan sanat tarihini lineer bir anlatıdan çok, katmanlı ve ilişkisel bir yapı içinde ele alıyor. Bu haliyle sergi, yalnızca geçmişe bakmak değil; Türkiye’de resmin nasıl kurulduğunu ve nasıl değişmeye devam ettiğini düşünmek için de bir zemin sunuyor.