“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Diva depoda öyle yalnız ki

Ben Adalet Cingöz, bu yazı sanatatak.com'a bir ofis hediyesi. Madem komşu olduk. Yine yazayım dedim. Ve çercevecimin deposunda rastladığım diva portresini yazdım. 


Kadıköy alem bir yerdir. Daha önce de yazmışımdır. Plak da bulursunuz. Nefis bir art deco mobilya da... İştah açıcı yemekler de... Köpüklü bir İrlanda birası da. Beyin yanında rakı da...

Boşuna popüler olmadı şu sıralar.

Gençlere özgürlük tanıyan kaç semt kaldı ki?

Ben de malum çercevecimi ziyaret etmiştim. 

Cafer Erol'dan aldığım Boza şişem elimde. Leblebiler çantamda.

Konunun Orhan Pamuk'la hiç ilgisi yok.

Ezelden beri boza severim. Eskiden yapardım da.

Artık yapmıyorum Pamuk'un da konu ettiği nedenden tam da. Hazırı varken ne uğraşacağım?

Çerçevecim Kadıköy'ün emektar Safir'i... Abdullah Bey.

Aynı zamanda resim satar. İçerisi sıra sıra ayna ve manzara resmiyle doludur. 

Bir çerçeveyi göstermek için depoya girdik o gün. 

Ah bir baktım bir portre. Bülent Ersoy portresi. Diva elinde yelpazesi, üzerinde en aristokratından bir tuvalet, arkasına almış İstanbul'u 'fevkaledinin fevki'nde bakıyor.

Uysal mı uysal...

"Bu nedir" dedim.

"Uzun hikaye" dedi Abdullah Bey, "Kahve söyleyeyim de" anlatayım.

Orta kahvelerimiz geldi. Başladı anlatmaya...

Resmi Namık Cevat yapmış. Yıllardır Abdullah Bey'in sattığı çeşitli manzaraların, çicek resimlerinin Azeri ressamı.

Namık Cevat resmi 2001 yılında yapmış.

Fakat bir türlü Bülent Ersoy'a ulaşıp da gösterememiş.

Derken bir "simsar" çıkmış ortaya "ben gösteririm" diyerek resmi şasesinden çıkarttığı gibi rulo yapıp almış kolunun altına...

Çikmış huzurana Diva'nın.

Diva görür görmez resme bayılmış.

Simsar, 40 bin dolar istemiş. O "25 bin verebilirim", demiş.

Simsar kabul etmemiş. Resmi aldığı gibi geri getirmiş. "Beğenmedi" demiş Bülent Hanım.

Oysa ressam resmine 15 bin dolar istiyormuş sadece.

İşte sonuçta resim satılmamış. Yıllardır depoda duruyor.

Hikaye bildik aslında.

Ve ne kadar tipik. Sanat dünyasının değişmeyen yüzü böyle hikayelerle doludur işte.

Böyle "havalı" olduğuna bakmayın.

Son derece arkaik ve kapitalisttir yani. Ve hep de böyledir. 

Sanatatak, Kadıköy'e hoş geldin! Söz arada yine yazacağım.

 

 

Bülent Hanım okursa hürmetler kendisine...

Resmi depoda bilgisine arz ederim efendim...

 

 

 


Ayrıca okuyun