“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

"Artık mayo giyiyorum"

Çılgın, radikal açıklamaları ve işleriyle tanıdığımız Tracey Emin'den gelen açıklamalar bu kez şaşırtıcı derece 'olgun'.


 Art Basel yayını AFP'ye "artık mayo alıyorum" diyen Emin, yaşlandıkça daha geleneksel olduğunu da itiraf etti.

"Geçen gün kendime bir çim biçme makinesi aldım. Yaşıma ayak uyduruyorum sanırım. Her şey değişiyor. Değişmek zorunda! Hala 28 yaşımdaymışım gibi davranamam. Bu imkansız."

28 yaşında yatağını, tamponlarını, kanlı çamaşırlarını sanatının nesnesi yapan özellikle kürtajı, doğuramadığı çocuğuna ördüğü patikleriyle büyük dikkat çeken ve eleştirilen Emin, koleksiyonerlerle ilgili de ilginç açıklamalarda bulundu:

"Ben sürekli eser alıp satan değiştiren koleksiyonerleri sevmiyorum. Onların bence sanatla bir ilgisi yok."

Fuarları çok sevdiğini özellikle gezinerek insanların onun işlerinin karşısında söylediklerine kulak vermeye bayıldığını belirten Emin, "Eğer güzel bir şey söylüyorlarsa harika. Gerçi olumsuz konuşuyorlarsa bu da çok eğlenceli benim için. İşime güvenim tamdır her zaman" diyor.

Emin'in şu sıralar işleri, Viyana Leopold Müzesi'nde Egon Schiele'nin işleriyle birlikte sergileniyor. Emin, 2019 yılında da Edvard Munch'la sanatsal etkileşimlerini paylaşaçağı bir sergiye hazırlanıyor.