“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Çin’in distopik geleceği

Cao Fei Çin’in geleceğini gördü ve o gelecek tıpkı Detroit’e benziyor, Hollywood yapımı bir zombi kıyameti ardından geriye kalan Detroit’e.


MoMA PS1’da sergilenen eserlerle sanatçı ilk kez ABD’de sergi açtı. Sergide ziyaretçileri ütopik müzikler, kıyamet sonrası kıyamet klişeleri, yabancılaşmış ergenler ve dijital gerçeklerden kaçış temaları bekliyor.

Videolar ve dijital teknolojiyi kullanan Cao büyük beklentilerle büyütülüp düşen ekonomik büyüme ile karşılaşan, basın ve interneti sansürlenerek bastırılmaya çalışılan bir toplumun, özellikle gençliğin hayatını anlatıyor. 

Dünyanın fabrikası denen Guangzhou’da doğan ve önce Çin’in devasa büyümesiyle ve ardından kapitalizmin paradokslarıyla karşılaşan 38 yaşındaki sanatçı anlattığı handikapları birinci elden yaşamış. Çünkü doğup büyüdüğü Guangzhou Çin’in gittiği tehlikeli geleceğin adeta bir sembolü. Şehirde bir yanda Zaha Hadid’in fütüristik opera binası yükselirken bir yandan da nükleer kışa andıran bir hava kirliliği yaşanıyor.

(artnet)


Ayrıca okuyun