Bir şehrin meydanına yerleştirilen heykeller sadece bir temsil midir, yoksa her dönemin kendi ideolojik sınavı mıdır? Sivas'ta dikilen her heykel, yalnızca sanatın değil, aynı zamanda kimlik, inanç, hafıza ve siyaset tartışmalarının da merkezine yerleşiyor. Açılışı 1916’da yapılan ve bu topraklarda kamusal alana dikilen ilk heykel olan Osman Gazi büstüyle başlayan tartışmalar Âşık Veysel, Pir Sultan, şimdi de Aziz Vlas heykeli üzerinden devam ediyor.
Sivas'ta dikilen her heykel, yalnızca sanatın değil, aynı zamanda kimlik, inanç, hafıza ve siyaset tartışmalarının da merkezine yerleşiyor. Osman Gazi’den Âşık Veysel’e, Pir Sultan’dan Aziz Vlas’a uzanan bu hikaye, Sivas’ın belleğinde tamamlanmamış bir tartışmayı işaret ediyor:
Bir şehrin meydanına, parkına ya da kavşağına yerleştirilen heykeller sadece bir temsil midir, yoksa her dönemin kendi ideolojik sınavı mıdır?
İşte Sivas’ın heykellerle imtihanı, tüm bu soruların gölgesinde sürmeye devam ediyor.
OSMAN GAZİ HAFİK'E NASIL DÖNDÜ
Osmanlı döneminde Müslümanlar tarafından yaptırılan ilk padişah heykelinin Sultan Abdülaziz’e ait olduğu, Floransalı sanatçı C. F. Fuller tarafından tasarlanarak 1872’de İstanbul’a getirildiği öne sürülüyor. Ancak kamusal alana konulmak yerine Beylerbeyi Sarayı’na yerleştiriliyor. Bu nedenle de kamusal alandaki ilk örnek olma vasfını Sivas’taki Osman Gazi Anıtı’na kaptırıyor.
Hafik Kaymakamı Serezli Nebi Bey’in, Sivas Valisi Muammer Bey’in teşvikiyle Hafik–Zara yol ayrımına yerleştirdiği Osman Gazi anıt-büstünün açılışı 1916’da yapılıyor. Açılışının ardından, heykelin dikilmesinde rolü olanlar için ‘taş dikenler’ denmeye başlandığı öne sürülüyor.
Fakat Mustafa Kemal Atatürk, yedi yıl sonra, 22 Ocak 1923’te Bursa’da yaptığı bir konuşmada heykel ve heykeltıraşlığın dine aykırı olmadığını söylerken Sivas’taki bu anıt-büstü örnek gösteriyor. Buna rağmen anıt halk arasında ‘putperestliğin nişanı’ olarak anıldığı, bir rivayete göre de Osmanlı dönemini çağrıştırdığı için 1936'da dönemin valisi Nazmi Toker’in talimatıyla kaldırılıyor.
Büst kısmı uzun süre bir depoda bekletildikten sonra 1943'te Etnografya Müzesi’nde korumaya alınıyor. Yıllar sonra, Hafik Belediyesi’nin girişimleri sonucunda Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü tarafından yeni bir Osman Gazi anıtı yapılıyor ve o anıt 2010'da “Osman Gazi Hafik’e dönüyor” sloganıyla hastane önündeki kavşağa yerleştiriliyor.
İSTANBUL’A SÜRGÜN EDİLEN ÂŞIK VEYSEL
Sivas’ta ikinci heykel tartışması, 1973'te Âşık Veysel’in ölümüyle başlıyor. Hürriyet Gazetesi tarafından, şehir merkezine bir Âşık Veysel anıtı yerleştirilmesi için kampanya başlatılıyor. Gazetenin 25 bin lira vererek başlattığı kampanya tüm yurtta büyük bir destek görüyor. Politikacılardan sanatçılara, bankalardan şirketlere kadar çok geniş bir kesimin bağışlarıyla 335 bin lira para toplanıyor. Hükümet Meydanı’ndaki Selçuk (Cıbırlar) Parkı’na konulması planlanan anıtı da Heykeltıraş Prof. Dr. Kenan Yontunç yapıyor. Ancak anıt, kaidesine dahi konulamıyor.
‘Aşık Veysel’li Yıllar’ kitabının yazarı Veysel Kaymak’a göre, dönemin valisi Celal Kayacan ile belediye başkanı Rahmi Günay başlangıçta projeye olumlu yaklaşmış. Vali Kayacan’ın, “Âşık Veysel gibi milli bir şairin heykelinin dikilmesi çok yerinde bir hareket olacaktır” dediğini aktaran Kaymak, Belediye Başkanı Rahmi Günay’ın da Selçuk Parkı’nın tarihi dokusuna dikkat çekerek, “Çifte Minare, Buruciye Medresesi ve Darüşşifa gibi eserlerle birlikte Âşık Veysel heykeli bu alanı tamamlayacaktır” görüşünü dile getirdiğini söylüyor.
Ancak ne olduysa, ilerleyen dönemlerde her iki isim de tutumlarını değiştiriyor.
Kaymak, o dönem belediye başkanının şu argümanla çark ettiğini aktarıyor: “Şimdi Hürriyet gazetesi kalkmış Veysel gibi çok ünlü bir şairimizin heykelini Sivas gibi izbe bir Anadolu şehrine diktirmek istiyor. Sivas’a kim gelecek de burada Veysel’in heykelini görecek? Bana göre Veysel’in heykeli İstanbul’a dikilmeli.”
Vali ise Âşık Veysel’in oğlu Ahmet Şatıroğlu’na yaptığı ziyarette, Alevi ozana ait heykelin kent merkezine yapılmasının bazı olaylara yol açabileceği yönünde endişelerini aktarıyor. O anıt daha sonra İstanbul Gülhane Parkı'na getiriliyor.
Belediye nihayet 36 yıl sonra, 2009'da Şarkışla ilçesine bir Aşık Veysel anıtı yaptırıyor. Ancak ozan, Cumhuriyet’le özdeşleşmiş fötr şapkasıyla değil, takkesiye gösteriliyor. Bu kez de “Takke gericiliğin simgesidir. Âşık Veysel, Cumhuriyet ve Atatürk ilkelerine sahip çıkan bir ozandı” tepkisi yükseliyor. Böylece o heykel de kaldırılıyor.
SURETSİZ ÂŞIK VEYSEL
Bu kez 2020 yılında, AKP’li Belediye Başkanı Hilmi Bilgin döneminde Sivas’ta Âşık Veysel Bulvarı ile Abdülvahabi Gazi Bulvarı’nın kesişim noktasına bir anıt yerleştirildi. Ancak bu kez anıtta Âşık Veysel’in kendisi yer almıyor; yalnızca fötr şapkası ve sazı bulunuyordu.

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Sivas Şubesi Başkanı Hidayet Yıldırım'a göre, bu yaklaşım, önyargıların ve suret göstermeye yönelik dini tabuların sürdüğünü gösteriyor. Yıldırım, Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ile yaptığı bir görüşmeyi de aktarıyor. “Bu anıtta neden Âşık Veysel’in kendisi yok?” sorusuna, Bilgin’in “Biz sazını ve şapkasını yaptık, CHP’liler de Âşık Veysel’i yapsın” yanıtını verdiğini söylüyor.
PİR SULTAN ABDAL’IN PARÇALANAN ANITI
Heykeller Sivas'ta katliam gerekçesi olarak bile gösterildi. 2 Temmuz 1993'te yaşanan Madımak katliamına giden süreçte tartışma başlıklarından biri Pir Sultan Abdal anıtıydı. Bu anıt da kaidesinde sadece üç gün kalabildi.
Dönemin Sivas İl Kültür Müdürü Mehmet Talay, Sivas’tan yüzlerce ozan çıktığını, halk müziği repertuvarında en fazla türküsü bulunan illerin başında Sivas’ın geldiğini belirterek, göreve başladığında şehir girişine bir ozanlar anıtı koymak üzere girişimlerde bulunduğunu açıkladı.
Ozanlar Anıtı’nın yapılması konusunda Kültür Bakanlığı’na yaptıkları başvurunun önce reddedildiğini ancak daha sonra Ankara’daki dernek yöneticilerinin girişimleri sonucunda yaptırılan anıtın Sivas’a gönderildiğini, anıtta elinde sazı, yanında köpeği olan bir ozanın resmedildiğini ifade eden Talay, “Anıt, 24 veya 25 Haziran tarihinde teslim alındı. Hemen bir kaidesi yaptırıldı ve 30 Haziran günü de bugünkü Atatürk Kültür Merkezi’nin önüne konuldu. Bu anıtın Pir Sultan Abdal anıtı olduğuna dair dedikodu mekanizması alttan alta çalıştırıldı. Pir Sultan Abdal, bir Alevi ozan olduğu için bu, halkı kışkırtmanın bahanesi yapıldı” dedi.
Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu’nun 2014 tarihli raporunda, olayların yatıştırılması amacıyla heykelin belediye başkanı Temel Karamollaoğlu’nun önerisi, Emniyet Müdürü Doğukan Öner’in teklifi ve Vali Ahmet Karabilgin’in kararıyla kaldırıldığı, anıtın göstericilerin içinden geçirilerek Hükümet Meydanı’na getirildiği belirtiliyor. Ancak, duruşmalarda pek çok tanığın da ifade ettiği üzere, anıtın sökülmesi saldırganları sakinleştirmek bir yana onları kontrolden çıkarıyor. Anıtın boynuna ip geçirilerek yerlerde sürüklendiği, hatta kafa atanların olduğu ifade ediliyor.
Heykeltraş Tankut Öktem’in eseri olan anıtın saldırganlar tarafından tamamen parçalandığı, sonrasında da Madımak Oteli’nin ateşe verildiği biliniyor. Heykeltraş Tankut Öktem’e yeniden yaptırılan ‘Ölü Ozanlar Anıtı’nın Sivas’a konulması için girişimlerde bulunulduğu, ancak gerilimlere neden olabileceği düşüncesiyle bundan vazgeçildiği ve Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesine konulduğu da ifade ediliyor.
100 YIL SONRA: AZİZ VLAS İSTENMEDİ
Son dönemde Sivas’ta yaşanan en dikkat çekici anıt tartışmalarından biri, Hıristiyan azizlerden Aziz Vlas ile ilgili. 280–326 yılları arasında Sivas’ta yaşadığı tahmin edilen Aziz Vlas’ın paganizmi reddedip tek tanrı inancını savunduğu için Romalılar tarafından öldürüldüğüne inanılıyor. Anadolu’da Hristiyanlığın ilk piskoposlarından biri olarak da kabul edilen Vlas’ın ismi, Avrupa’da da çok sayıda kilise ve kişi adıyla yaşatılıyor.
Azizin ismi Arman Çuhacıyan’ın 2004 yılında yayımlanan ‘Uluslararası Üne Sahip Sivaslı Aziz Vlas’ kitabıyla gündeme geldi. Kitapta, Avrupa’da iki binden fazla kiliseye ismi verilen ve birçok ülkede çocuklara ad olarak kullanılan Aziz Vlas’ın Sivaslı olduğu vurgulandı. Bu çerçevede, Aziz Vlas için Sivas’ta bir anıt yapılmasının inanç turizmini geliştirebileceği yönünde görüşler de dile getirildi.
Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 8 Aralık 2022 tarihli kararıyla, Gökmedrese Mahallesi’ndeki alan ‘Aziz Vlas Mezar Alanı ve Meydan Düzenleme Projesi’ olarak tescillendi. Sivas Belediyesi 2023'te bölgede çalışmayı tamamladı. Ancak açılış 2024 yerel seçimleri öncesine yetişmeyince belediye yönetimi AKP’den BBP’ye geçti. Bir çalıştay düzenlenerek Aziz Vlas ile Sivas'ın bir ilişkisinin bulunmadığı gerekçesiyle projenin iptali gündeme geldi.


Yapılan itirazların ardından konuyu yeniden değerlendiren Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, 13 Eylül 2024 tarihli ve 9042 sayılı kararıyla alandaki “Aziz Vlas” adını kaldırarak burayı “Göz Evliyası Mezarı” olarak tescilledi.
Aziz Vlas Mezar ve Anıt Projesi’ni çizen mimar Kevork Özkaragöz, Hilmi Bilgin’in belediye başkanlığı döneminde kendilerine gelen davet üzerine projeye dahil olduklarını, böyle bir anıtın yapılmasını valilik, sivil toplum kuruluşları ve Cumhuriyet Üniversitesi’nin de desteklediğini belirtti. Dört ayrı proje hazırlandığını ancak kendi projesinin uygun bulunduğunu, bazı hassasiyetlerden dolayı projede üç kez değişiklik yapıldığını ifade eden Özkaragöz, “Gök Medrese’nin gölgelenmemesi için o cepheye bir şey konulmadı. Mum yakma ve dua alanı çok mütevazı bir köşeye yerleştirildi. Aziz Vlas’ın replikası yapıldı. Yedi sütun ise Aziz Vlas’ın Romalılar tarafından öldürülüşüne ve azizlik mertebesine yükselişine tanıklık eden yedi kadını sembolize ediyordu” dedi.
Tüm dünyada Aziz Vlas’ın adına inşa edilmiş beş bin kilise bulunduğunu hatırlatan Özkaragöz, Aziz Vlas’ın, Sivas’ın ve Anadolu’nun değerlerinden biri olduğunu anımsattı ve “Onun adını değiştirmekle Aziz Vlas kaybolmaz” dedi.
Kelime Ata
Sivas doğumlu. Gazi Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu'nu bitirdikten sonra Hürriyet Haber Ajansı'nda meslek yaşamına başladı. Hürriyet, Günaydın, Siyah Beyaz, Schwarzweiß, Günlük Haber, Gazete Ankara, Flash TV gibi yayın organlarında muhabirlik ve editörlük yaptı. Yayınlanmış üç kitabı var, sürekli basın kartı sahibi. Çağdaş Gazeteciler Derneği üyesi.
Proje Hakkında
“Medya Özgürlüğüne Destek – Güçlü Dayanışma, Güçlü Medya” projesi Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Gazeteciler Cemiyeti (GC) ve İzmir Gazeteciler Cemiyeti (IGC) tarafından yürütülmektedir. Programın genel amacı, “Türkiye’de medya çoğulculuğunun ve özgür basının güçlendirilmesine” katkıda bulunmaktır.