Boğaziçi Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar Kulübü tartışması sürüyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nde faaliyet gösteren Güzel Sanatlar Kulübü (GSK), uzun yıllardır kullandığı atölye alanının tahliye edilmesi ve sonrasında yaşanan gelişmeler nedeniyle gündemde. Öğrenciler, hem atölye alanlarına erişimlerinin kısıtlandığını hem de sürecin şeffaf yürütülmediğini savunurken; üniversite yönetiminin aldığı kararlar kampüs içinde protestolara yol açtı.

Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde 1982 yılından bu yana faaliyet gösteren GSK, farklı disiplinlerde üretim yapılan ortak bir atölye alanı olarak biliniyor. Kulüp üyelerinin aktardığına göre bu alan; ahşap oymacılığından seramiğe, baskı tekniklerinden resme kadar birçok üretim pratiğine ev sahipliği yapıyor ve yalnızca kulüp üyelerine değil, farklı öğrenci topluluklarına da açık bir kullanım sunuyordu.
Kulüp Faaliyetleri Kesintiye Uğruyor
Kulüp tarafından paylaşılan bilgilere göre süreç, Şubat ayının başında atölyenin boşaltılacağının bildirilmesiyle başladı. Öğrenciler, kendilerine süre verileceğinin ifade edildiğini ancak kısa süre sonra, gece saatlerinde kampüse giriş-çıkışların kapatıldığı bir süreçte atölyedeki malzemelerin taşındığını belirtiyor.
Basına yansıyan haberlere göre, atölyenin boşaltılması sonrası öğrencilerin düzenlediği protestolara çevik kuvvet ekipleri müdahale etti. Kampüs giriş-çıkışlarının kapatıldığı ve protestolar sırasında polis müdahalesi gerçekleştiği aktarıldı.
Kulüp üyeleri, taşındığı belirtilen yeni alanın önceki atölyenin yaklaşık dörtte biri büyüklüğünde olduğunu ve erişimin sınırlı tutulduğunu ifade ediyor. Öğrenciler ayrıca, atölyede bulunan üretim araçlarına ve yıllar içinde biriken malzemelere ulaşamadıklarını dile getiriyor.
GSK üyeleri, sürecin yalnızca fiziksel bir mekân kaybı olmadığını, aynı zamanda yıllar içinde oluşmuş kolektif üretim kültürünün de zarar gördüğünü savunuyor. Kulüp, atölyenin öğrenci hafızasının bir parçası olduğunu ve ücretsiz, öğrenci dayanışmasına dayalı üretim ortamı sunduğunu vurguluyor.
Yaşananların ardından öğrenciler çeşitli etkinlikler ve sergiler organize etmeye devam etti. “Dayanışma Sergisi” ve farklı üniversitelerle birlikte planlanan ortak sergiler, sürecin sanatsal üretimle görünür kılınması amacı taşıyor. Kulüp üyeleri, atölye alanlarını geri kazanmayı hedeflediklerini belirtirken, sanat kurumları ve kamuoyundan destek çağrısı yapıyor.
Öğrencilerin Tepkisi
Boğaziçi Güzel Sanatlar Kulübünden öğrencilerin ifadesi ise şöyle:
Tahliye kararı ilk olarak Şubat başında bildirildi. Bize süre verileceği söylendi ancak bu gerçekleşmedi. Kısa süre içinde, gece saatlerinde kampüs kapatılarak atölye boşaltıldı. Bu nedenle sürecin şeffaf ve katılımcı yürütüldüğünü düşünmüyoruz.
1982’den bu yana oluşmuş bir üretim ve paylaşım kültüründen söz ediyoruz. Atölye, farklı kuşaklardan öğrencilerin bilgi ve deneyim aktardığı kolektif bir hafızaydı. İçindeki eserler ve üretim biçimleri bu birikimin parçasıydı.
Yeni alan hem fiziksel olarak çok daha küçük hem de erişimimiz kısıtlı. Malzemelerimize ve ekipmanlarımıza ulaşamıyoruz. Bu da üretimi ciddi biçimde sekteye uğratıyor.
Atölye temelli üretim yapan bir kulüp olduğumuz için doğrudan etkilendik. Ancak üretimi tamamen durdurmadık. Açık alanlarda etkinlikler yapıyor, sergiler organize ediyoruz.
Öğrenciler olarak meşru taleplerimizi duyurmaya çalıştığımızda polis müdahalesiyle karşılaştık. Öylesine ki, polisler ve emniyet araçları günlerce kampüste durdu, kampüs adeta bir karakola benzetildi. Bu durum, üniversite içinde özgür ifade fikrine çok büyük bir darbe vurdu.

En temel talebimiz atölyemizin geri verilmesi. Bunun yanı sıra süreçlerin şeffaf yürütülmesini ve öğrenci kulüplerinin karar mekanizmalarına dahil edilmesini istiyoruz.
Üretim alanını kaybetmiş öğrenciler olarak destek bekliyoruz. GSK yalnızca bir mekân değil, yıllar içinde oluşmuş bir kültür. Bu kültürün korunması için dayanışmaya ihtiyacımız var.