“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

“DÜNYADA OLUP BİTENLERİ GÖZLER ÖNÜNE SEREN BİR FESTİVAL”

Etel Adnan belgeseli.

28. Selanik Uluslararası Belgesel Festivali 5-15 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Bill Morrison, Yorgos Papalios ve Vouvoula Skoura’nın Onur Ödülü Altın İskender alacağı, Juliette Binoche’un yönetmen olarak ilk belgeseli In-I In Motion’un gösterileceği festivalde, Yeşim Ustaoğlu’nun “Kuru Taşın Başı” belgeselinin dünya prömiyeri 13 Mart’ta yapılacak. 

Belgesel festivalleri arasındaki başarısını her yıl biraz daha arttıran Selanik Belgesel Festivali 28. yılına ulaştı. 5-15 Mart tarihleri arasında düzenlenecek olan festivalde geçen yıl Incident adlı kısa belgeseliyle Oscar’a aday gösterilen, arşiv görüntülerinden oluşan belgesel estetiğiyle tanınan Amerikalı Bill Morrison; Yunanistan sinemasının önemli belgeselcilerinden Vouvoula Skoura ve yapımcı Yorgos Papalios bu yılın onursal Altın İskender Ödülleri’ni alacak. 

Morrison’ın filmografisinin önde gelen altı filminden oluşan bir toplu gösterisi yapılacak. Skoura’nın ise 20 filmlik retrospektifi düzenlenecek. Retrospektifin filmleri arasında 2021 yılında Pera Müzesi’ndeki sergide gösterilen, şair ve ressam Etel Adnan belgeseli Sürgündeki Kelimeler de bulunuyor. Çağdaş Yunan sinemasına ve kültürüne yapımcı olarak önemli katkılarda bulunan Yorgos Papalios da 14 Mart akşamı, Yannis Karapiperidis imzalı portre belgeseli Running on Waves’in (Dalgaların Üzerinde Koşmak) gösteriminden önce Altın İskender alacak.  

80 tanesi dünya prömiyeri, 32 tanesi uluslararası premier ve 11 tanesi Avrupa prömiyeri olan, uzun ve kısa metrajlı 252 belgeselin gösterileceği festivalin açılışı,5 Mart’ta yılın en sansasyonel filmlerinden biriyle yapılacak: Ivy Meeropol imzalı Ask E. Jean. Bu belgesel, Donald Trump’a tecavüz ve başka suçlamalarla dava açan, iftira ve kötü muamele suçlarından çok yüksek miktarda tazminat kazanan Amerikalı gazeteci E. Jean Carroll’ı konu alıyor. Kapanış filmi ise bu yılın belgesel Oscarı adaylarının en güçlülerinden Mr. Nobody Against Putin. Geçen yılki Selanik programında da yer alan bu belgesele Sanatatak’taki yazılarımdan birinde değinmiştim.

Festivalin Sanat Yönetmeni Orestes Andreadakis’in basın toplantısında konuşurken sarf ettiği sözler, günümüzde bir festival yapmanın önemini isabetle vurguluyor: “Son festivaller, herkesi etkileyen ortak bir belirsizlik duygusu altında gerçekleşti. Ve birkaç gün içinde başlayacak olan bu festivalin de bundan farklı olmayacağından korkuyorum. Ukrayna ve Gazze'den Sudan ve İran'a ve demokrasi, adalet ve insan haklarının sınandığı her yere kadar, bundan sonra ne olacağına dair endişe yoğun bir şekilde devam ediyor. Şiddet, ırkçılık, nefret söylemi ve otoriter siyasi uygulamalar normalleştirilmeye devam ettiği sürece, çatışmaların sona erebileceği, barışın, istikrarın ve toplumsal uyumun hakim olabileceği umudu yeşeremez. Savaş mekanizması açıkça küresel istikrarı tehdit ederek çalışmaya devam ettiği sürece, rehavete kapılmaya yer yoktur. Burada, Selanik Belgesel Festivali'nde, belgesel sanatının önemini ve gerçek gücünü, hafızanın ve gerçeğin silinmez gücünü vurgulama şansına, kıvancına ve her şeyden önce sorumluluğuna sahibiz. Özgürlük, demokrasi, eşitlik, kapsayıcılık ve haysiyet gibi evrensel değerlere olan inancımız temelinde, dünyada olup bitenleri gözler önüne seren bir festival hazırladık.”

Heyecan verici prömiyerler

Yılın bizce en heyecan verici prömiyerlerinden biri “Kuru Taşın Başı”. Yeşim Ustaoğlu’nun yazıp yönettiği, Selen Heinz’ın ortak yönetmenliğini ve görüntü yönetmenliğini üstlendiği bu belgeseli, festivalin dünya çapında öne çıkan yapımlara yer verdiği Açık Ufuklar bölümünde izleyeceğiz. Avrupa Film Akademisi Başkanı, ünlü Fransız oyuncu Juliette Binoche Selanik’e yönetmenliğini yaptığı ilk belgeseli sunmak ve izleyicinin sorularını cevaplamak üzere gelecek. Binoche,  In-I In Motion için Britanyalı koreograf ve dansçı Akram Khan ile işbirliği yaptı. Festival, Desmond Child Rocks the Parthenon adlı belgeselin dünya prömiyerini gerçekleştirecek ve ünlü Amerikalı besteci ve müzik yapımcısı Desmond Child’ı, filmin yönetmeni Heather Winters’ı, yapımcısı, ünlü besteci ve söz yazarı Phoebus’ı Selanik’te ağırlayacak.

Yeşim Ustaoğlu’nun Selen Heinz ile birlikte yönettiği “Kuru Taşın Başı” Türkiye doğasının barajlarla imtihanından bir kesit  sunuyor. Artvin yakınlarında Çoruh Nehri üzerine kurulan Yusufeli Barajı nedeniyle yer değiştirmek zoruna kalan yöre halkının yaşadıklarını ele alıyor. “Yüzyıllardır ekip biçtikleri topraklarını, evlerini, can yoldaşı hayvanlarını geride bırakıp -kendi deyimleriyle ‘kuru taşın başında’- beton ve tüketim odaklı hayata tutunmaya çalışanları izleyen film, suyun ölümüne, tarihin ve hafızanın yok oluşuna tanıklık ediyor,” cümleleriyle tanıtılan belgesel zorunlu sürgünün sonuçlarını gözler önüne seriyor. 

Yeşim Ustaoğlu, Bulutları Beklerken filmini çekmek için Karadeniz’de mekan bakarken hala her şeyi sırtlarında taşıyan kadınların çilesine tanıklık etmiş ve “Sırtlarındaki Hayat” belgeselini çekmişti. Bu kez de “Artakalan” adlı uzun metrajlı filmine hazırlanırken Yusufeli Barajı’nın sebep olduğu değişime tanıklık etti. 

Filmin yapım sürecinde “tutulmaya başlanan kayıtlar; nehrin, bölge halkının ve kolektif bir hafızanın suya teslim oluşunu belgeleyen bir günlüğe dönüştü.” Behrooz Hashemian ve Anna Maria Aslanoğlu’nun yapımcığılını üstlendiği “Kuru Taşın Başı”nın kurgusunu Thomas Balkenhol, Hakan Aytekin, Svetolik Mica Zajc, Yeşim Ustaoğlu ve Selen Heinz yaptı. Film müziği olarak  Şevket Akıncı, Berke Can Özcan, Volkan Ergen, VOVA ve Ayşenur Kolivar’ın besteleri kullanıldı. 

Programda gözümüze çarpanlar

Sinema, müzik, çevre, aile ilişkileri temalı, savaş bölgelerinden ve tarihin önemli sayfalarından çıkan belgeseller bu yıl Selanik’te öne çıkıyor. Programda gözümüze çarpan ilginç, ödüllü ve merak uyandıran birçok yapım var. 

55. Rotterdam Film Festivali’nde Büyük Ekran Yarışması’nda dünya prömiyerini yapan Volkan Üce imzalı “2m²” Belçika - Türkiye ortak yapımı ilginç bir belgesel. Belçika’daki Türk toplumu için cenaze levazımatı yapan Tayfun Veli Arslan’ın çalışmalarına odaklanıyor. Sevdiklerini kaybedenler, onları Belçika’da mı yoksa memleketlerinde mi toprağa vermek istediklerine karar veremediği zaman Arslan devreye giriyor ve filme adını veren mezar ölçüsünün yerini ayarlıyor.  Arslan’ın bazen bürokrasiye takılan, bazen absürt ve mizahi boyutlara varan kültürlerarası işi bu filmin konusunu oluşturuyor. Filmin yapımcıları arasında Mehmet Akif Büyükatalay, Vildan Erşen ve Tayfun Pirselimoğlu da bulunuyor. Kurgusunu ise Eytan İpeker üstlendi.

András Földes ve Anna Kis imzalı 80 Angry Journalists (80 Öfkeli Gazeteci) Macaristan’da bir araya gelip iki bağımsız medya platformu kuran ancak zorluklarla karşılaşan gazeteciler hakkında bir belgesel. Günümüz dünyasında basın özgürlüğü konusunda hem ilham verici hem üzücü bir çalışma… On üç yıla yayılan bir süreci konu alan Birds of War (Savaş Kuşları) mesleki işbirlikleri aşka dönüşen bir gazeteci çifte odaklanıyor. Janay Boulos ve Abd Alkader HabakSuriye’deki iç savaş sırasında başlayan iş ilişkilerinin  aynı gazetecilik ideali çerçevesinde şekillenerek, hiç fiziksel olarak bir araya gelmeden duygusal bir ilişkiye dönüşme sürecini kişisel arşivleri aracılığıyla anlatıyor. 

Yegor Troyanovsky imzalı Cuba & Alaska geçen yılın en çarpıcı Ukrayna belgesellerinden biriydi. Cephede görev alan ve takma adları Cuba ve Alaska olan iki sıhhiyecinin morallerini bozmadan, mizah anlayışlarını ve insani hassasiyetlerini yitirmeden yaralıların yardımına koşmasını konu alan bu film cep telefonu kayıtları ve beden kameralarından oluşan görüntüleriyle hümanist ve nükteli bir seyirlik sunuyor. 

Yeni Gelenler Yarışması’nda yer alan EXILE(S), Tales From an Island(SÜRGÜN(LER), Bir Adadan Masallar), Yorgos Iliopoulos’un Imroz / Gökçeada’da çektiği, Lozan Antlaşması’ndan yüzyıl sonra buradaki Rum toplumunun hayatına odaklanan bir belgesel. Cannes Film Festivali’nde En İyi Belgesel Altın Göz kazanan Déni Oumar Pitsaev imzalı Imago, Francesco Rosi’nin Venedik’te yarışan, Napoli şehrine adanmış filmi Below the Clouds (Bulutların Altında), ABD’nin yeni yayılmacı politikasının göz diktiği Grönland’da, buzulların en hızlı eridiği bölgede yaklaşan çevre felaketine dikkat çeken Michael Strassburgerimzalı Jason’s Box ve daha onlarca film dünyada olup bitenleri gözler önüne seriyor. 

Öte yandan geçmiş de olanca gücüyle varlığını hissettiriyor ve izleyicilere unutma, hatırla diyor.  28. Festival’in Dünyanın Tüm Belleği başlıklı büyük retrospektif ise kısalı uzunlu arşivlerden derlenmiş belgeselleri bir araya getiriyor. Aralarında Alain Resnais’nin toplama kamplarından görüntüleri kurguladığı ve insanlık tarihinin sefaletini belgelediği başyapıt “Gece ve Sis” de var… 


Ayrıca okuyun