“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

MANEVİ DEĞER’İN MADDİ DEĞERİ ARTTI!

Manevi Değer

Joachim Trier imzalı Manevi Değer, Avrupa Filmi dahil tam altı dalda birden Avrupa Film Ödülleri’ni kazandı. Joachim Trier’in Avrupalı Senarist ödülünü Ebru Ceylan’ın elinden aldığı gecede, beş dalda ödül kazanan Oliver Laxe imzalı Sırat da önemli bir başarı kaydetti. 

Usta sinemacıların katılımının zirve yaptığı bir Avrupa Film Ödülleri hafta sonu geçirdik Berlin’de… Bu yılki izleyici kitlesi oldukça coşkuluydu, her fırsatta ayağa fırlayarak ödül alanları alkışladı. Ödül alan hemen herkesin Berlin Dünya Kültürleri Evi’nde 17 Ocak akşamı düzenlenen törende sahneye çıkabilmesi, her biri uluslararası çapta ünlü olan oyuncu adaylarının tam kadro salonda bulunması Akademi adına çok olumlu bir gelişmeydi. Önceki hafta Berlin’de etkili olan soğuk hava ve kar yağışının devam etmemesi de büyük şanstı… 

Film, yönetmen, senaryo, müzik ve oyuncu ödüllerinin tamamının Joachim Trier imzalı Manevi Değer’e yığılması, kategorilerin neredeyse tamamında aday gösterildiği ve Norveç yapımı olduğu için sürpriz değildi. Filmin ortak yapımcıları arasında Atilla Salih Yücer ve bu yıl rastlantı sonucu Eurimages Ortak Yapım Ödülü’ne değer görülen, sahipleri Maren Ade, Jonas Dornbach ve Janine Jackowski olan Komplizen Film de bulunuyor. Avrupa Film Akademisi’nin kültürel çeşitliliği artırmak için çaba gösterdiğini, buna rağmen Kuzey Avrupa’dan filmlerin her daim bir ‘ittifak oyu’ avantajına sahip olduğunu adaylıklardan söz ettiğim bir önceki yazıda belirtmiştim. Norveç bu yıla kadar “Kuzey İttifakı”nda öne çıkmamıştı. ‘Maddi değeri’ bu yılki zaferiyle arttı: Bugüne dek altı Avrupa Film Ödülü kazanan beş film vardı: Elveda Lenin, Hayalet Yazar, Kare, Soğuk Savaş ve Bir Düşüşün Anatomisi. 2019’da sekiz ödül birden kazanan Sarayın Gözdesi’nin rekoru henüz egale edilmedi.

Güneyli de olsa Avrupalı rahatlığıyla sınırı geçip Fas’a inen ve rave titreşimlerini izleyiciye geçiren Oliver Laxe imzalı Sırat’ın görüntü ve kurgu dalları dahil beş ödül kazanması da Akademi üyelerinin çoğunluğunun diğer adayları dikkate bile almadığının göstergesi sayılabilir. Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü ve Jüri Ödülü kazanan iki film, coğrafi bölgelerini Jafar Panahi’nin Altın Palmiyeli İran filmi Görünmez Kaza’ya kapatmış oldu. Avrupa Film Ödülleri’nin görünür sonuçları bunlar… Son anda gelişini iptal eden Kaouther Ben Hania’nın Hind Rajab’in Sesi filminin hepsinden daha güçlü bir film olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Törende Mark Cousins damgası ve İran vurgusu

Sinemaya ondan daha fazla tutkun bir sinemacı ve sinema tarihçisi olmadığını yaptığı belgeseller ve disiplinlerarası görsel - işitsel işlerle defalarca kanıtlayan Mark Cousins’ın, 38. Avrupa Film Ödülleri’nin yaratıcı ekibine dahil olması, töreni bir ‘organizasyon’ olmaktan çıkarıp bir ‘gösteri’ haline getirdi. Geceye hareket ve içerik katan “Sinemayı neden seviyoruz?” sorusunun cevaplarının sıralandığı görsel-işitsel kolajlarda İskoç - İrlandalı Mark Cousins’ın imzası vardı. 

Cousins bizzat sahneye çıkarak konsepti kısaca anlattıktan sonra sinemanın en büyük yaratıcılarından biri olarak tanımladığı, kariyeri boyunca başka birçok önemli ödülün yanı sıra Altın Aslan, Altın Ayı ve Altın Palmiye’nin üçünü birden kazanmış olan Cafer Panahi’yi davet etti. Panahi, İran’da başlayan direniş sürecini “Bir millet yaşama hakkını geri almak ve yeniden özgür olabilmek için barışçı amaçlarla sokağa döküldü” cümlesiyle özetledi ve hükümetin “emsali görülmemiş, hayal bile edemeyeceğimiz bir şiddetle” binlerce kişiyi öldürerek protestoları bastırmaya çalıştığını anlattı. Bütün iletişim hatlarını kesen hükümetin bu karanlıkta suç işlediğini ve yaralıların gittiği hastanelere dahi baskın düzenlediğini söyledi. 

“İran ile iletişimimiz kopalı on gün oldu. Ve bu yüzden yapılan katliamın boyutları henüz tam olarak ortaya çıkmadı. Ancak, bu sadece bir ülkenin acısı değil. Eğer dünya bugün bu açık şiddete tepki vermezse, sadece İran değil bütün dünya tehlikededir. Şiddet, tepki verilmedikçe normalleşir, normalleştiğinde ise bulaşıcı hale gelir. Bir noktada gerçek saklanırsa bir başka noktada özgürlük kısıtlanır. O zaman dünyanın hiçbir yerinde kimse güvende kalamaz. Ne İran’da ne Avrupa’da ne Amerika’da... Bu gezegende hiçbir yerde…” diyen Panahi, sinemacılara ve sanatçılara çağrıda bulundu: “En azından susmamalıyız. Çünkü susmak suç çağında tarafsızlık değildir. susmak sadece karanlığı paylaşmaktır. O yüzden, susmayalım,” dedi. 

City of Poets ile Avrupa Kısa Filmi Ödülünü kazanan İranlı yönetmen Sara Rejaei de teşekkür konuşmasında direnişçilerle dayanışmasını dile getirdi ve ödülünü “özellikle hayatını kaybeden o cesur insanlara” adadı.

Kayıpların anılması ve onursal ödüller duygulandırdı

Onursal ödüller ve kayıpların anıldığı bölümler her törenin en dokunaklı yanlarıdır. Cannes Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü Sırat ile paylaşan ve EFA’nın da iddialı adayları arasında yer alan Alman yapımı Düşüşün Tınısı’nın bestecisi Dascha Dauenhauer törenin müzik yönetimini üstlendi. Açılış ve In Memoriam bölümündeki vokallerle etkileyici bir atmosfer yarattı. Türkiye’den Engin Çağlar ve Filiz Akın’ın da aralarında bulunduğu 2025 yılı kayıpları bu atmosferde anıldı… Perdeye yansıtılan son kişi, acısı hala taze olan Macar usta Bela Tarr idi… Tarr’ın görüntü yönetmenliğini yapan ve onunla aynı tavizsiz estetik anlayışını paylaşan, yazar ve yönetmen Fred Kelemen de Avrupalı Görüntü Yönetmeni Ödülü’nü verirken Tarr’ı andı. 

Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilen Liv Ullmann, EFA Başkanı Juliette Binoche’un hayranlığını vurgulayarak yorumladığı övgü ve saygı dolu metni yorumlamasının ardından, olanca karizmasıyla sahneye çıktı ve dünyanın gidişatından duyduğu endişeyi dile getirdiği konuşmasında bir Norveçli olarak, Venezuelalı muhalif politikacı Maria Corina Machado’nun Nobel Barış Ödülü madalyasını ABD Başkanı Donald Trump’a vermesini eleştirdi. Dünya Sinemasında Avrupalı Başarısı Ödülü’ne değer görülen Alice Rohrwacher’ın şimdiden sinema tarihine geçen filmleriyle ülkesi İtalya’nın ve Avrupa’nın köklü geleneğini ve estetiğini günümüze taşıdığını bir kez daha hatırladık. 

Ödül Listesi 

Avrupa Filmi - Manevi Değer / Joachim Trier

Avrupa Belgeseli - Fiume o morte! / Igor Bezinoviç

Uzun Metraj Avrupa Canlandırması - Arco / Ugo Bienvenu

Avrupalı Yönetmen - Joachim Trier 

Avrupalı Aktris - Renate Reinsve / Manevi Değer 

Avrupalı Aktör - Stellan Skarsgård - Manevi Değer

Avrupalı Senarist - Eskil Vogt & Joachim Trier / Manevi Değer 

Avrupa Keşfi Prix FIPRESCI  - On Falling /  Laura Carreira 

Avrupa Genç İzleyici Ödülü - Siblings /  Greta Scarano 

Avrupa Kasting Yönetmeni - Nadia Acimi, Luís Bértolo, María Rodrigo / Sırat

Avrupalı Görüntü Yönetmeni - Mauro Herce / Sırat

Avrupalı Besteci (Özgün Müzik) - Hania Rani / Manevi Değer

Avrupalı Kostüm Tasarımcısı - Sabrina Krämer / Düşüşün Tınısı 

Avrupalı Kurgucu - Cristóbal Fernández / Sırat

Avrupalı Makyaj ve Saç Tasarımcısı - Torsten Witte / Bugonia Avrupalı Yapım Tasarımcısı - Laia Ateca / Sırat

Avrupalı Ses Tasarımcısı - Laia Casanovas, Amanda Villavieja, Yasmina Praderas / Sırat

Avrupa Kısa Filmi – Prix Vimeo City of Poets / Sara Rajaei


Ayrıca okuyun