Amerikalı sanatçı ve eğitimci Suzanne Lacy’nin Türkiye’deki ilk sergisi “Birlikte/Togæther”, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde (SSM) ziyarete açıldı. Sergi, 14 Aralık 2025 tarihine kadar görülebilecek.
Katılımcılığı, dayanışmayı ve kolektif üretimi merkezine alan Lacy’nin üretimi, sanatla toplumsal meseleler arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor. Sanatçı, dünyada farklı topluluklarla gerçekleştirdiği uzun soluklu projelerde kimlik, özgürlük, şiddet, ekonomik eşitsizlikler ve yaş alma gibi temaları işliyor. SSM’deki sergi, video yerleştirmeler aracılığıyla bu kamusal performansların hafızasını müze mekânına taşıyor.
Sergide, sanatçının 1970’lerden bugüne uzanan üretiminden seçilmiş yapıtlar yer alıyor. “Fısıltı, Dalgalar, Rüzgâr” (1983–1984) ve “Kristal Örtü” (1985–1987) yaşlanma ve kadınların toplumsal görünürlüğüne odaklanırken; “Kapıyla Sokak Arasında” (2013) farklı kuşaklardan kadınların göç, eğitim ve istihdam üzerine sohbetlerini merkezine alıyor. “Kendi Elinle” (2014–2015) ise Ekvador’da binlerce erkeğin, kadına yönelik şiddeti anlatan mektupları okuduğu performansla sanatın toplumsal şiddetle nasıl ilişki kurabileceğini sorguluyor.

Basın toplantısında konuşan Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Ahu Antmen, müzenin çağdaş sanatın öncü isimlerine ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Lacy’nin üretimi toplumsal katılımı ve birlikte düşünmeyi sanatın merkezine koyuyor. Onun çalışmaları yalnızca izlenmiyor; farklı toplulukları aynı mesele etrafında buluşturuyor,” dedi. Antmen, serginin müzeciliğe dair yeni sorular da açtığını vurguladı: “Bu tür toplumsal performansları müze çatısı altında yeniden düşünmek, müzeyi bir arşiv alanından çok, yaşayan bir diyalog alanına dönüştürüyor.”
Sanatçı Suzanne Lacy ise konuşmasında sanatın kamusal alandaki rolüne dikkat çekti:
“Sanat yalnızca nesnelerde değil, kurulan ilişkilerde yaşar. Her projem sorularla başlar; insanların kendi koşullarını nasıl kavradıklarıyla ilgilenirim. Bu sergi, geçmişteki deneyimlerimi İstanbul’un bağlamında yeniden anlamlandırmamı sağlıyor. Sanat bizi sürekli düşünmeye açık tutmalı,” dedi.
Sergiyle birlikte, sanatçının üretim dönemlerine ışık tutan metinler, belgeler ve görselleri bir araya getiren kapsamlı bir katalog da yayımlanacak. Ayrıca Sabancı Üniversitesi SU Gender ve Sabancı Vakfı iş birliğiyle toplumsal cinsiyet odaklı programlar da sergiye eşlik edecek.