“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Rock'ın ırkçılığa karşı savaşı

1970'lerde Birleşik Krallık'ta yabancı düşmanlığı ve ırkçı şiddette büyük bir artış yaşanıyordu. Dönemin bazı punk grupları, konserlerinde ırkçı hayranlarının da olduğunu fark ettiler ve harekete geçtiler. Böylece "Irkçılığa Karşı Rock" doğdu. Nefret söyleminin siyasiler tarafından kullanıldığı çalkantılı çağımızda, White Riot belgeselini izleyip o günleri hatırlamak, iyi bir seçenek...  Adını The Clash'in aynı adlı şarkısından alan 2019 yapımı "White Riot", daha çok ünsüz kişilerle fazla sayıda röportajdan oluştuğu için ait olduğu dönemi anlatmakta biraz kuru. Ancak genelinde arşiv görüntüleri ve görsel materyalleri bir araya getirme biçimiyle ilham veriyor.

The Clash'in grup üyesi Topper Headon o günleri şöyle anlatıyor: “Şarkı Naziler tarafından seçilmişti ancak 'beyazların siyahlar gibi isyan etmeleri' dileğinden bahseden sözleri dinlemediler, çünkü sadece bizim de mutlu olmadığımızı anlatmaya çalışıyorduk.”

https://www.youtube.com/watch?v=Fj9WXw_W1dc

Grafik tasarımcı Ruth Gregory (Hot Pink Heart'tan) ise o günkü risklerin ne olduğunu anlatırken bugünlerin rock piyasasına ışık tutuyor: "Korkunçtu çünkü punk her iki şekilde de gidebilirdi. Bazı grupların çok sayıda aşırı sağcı takipçileri vardı."

 

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/rave-muzik-nasil-dogdu https://www.sanatatak.com/view/ilhan-mimaroglunun-beklenen-belgeseli-yayina-cikiyor

Ayrıca okuyun