“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Dünyanın ilk şairinin bir kadın olduğunu neden bilmiyoruz?

...Varlığından arkeologlar sayesinde, 1920’lerde yapılan kazılarla haberdar olunan Enheduanna, sadece şiir yazmıyor; ilahi kitaplarında düzenlemeler yapıyor, hatta tapınaktaki diğer kadınlara da yazı öğretiyordu...

Çok değil, birkaç yüzyıl öncesine kadar kadın şairler ve edebiyatçılar eserlerini yayımlayabilmek için takma erkek adları kullanmak zorundaydılar. Feminist düşünceler 18’inci yüzyılda ortaya çıkmaya başlarken ancak 19’uncu yüzyılda toplumsal bir hareket halini alabilmişti. Oysa bundan 4 bin 200 yıl önce bugün Güney Irak diye tarif ettiğimiz bölgede doğan yüksek tapınak rahibesi Enheduanna, şiirsel bir kompozisyona adını ekleyen ilk insandı.

Varlığından arkeologlar sayesinde, 1920’lerde yapılan kazılarla haberdar olunan Enheduanna, sadece şiir yazmıyor; ilahi kitaplarında düzenlemeler yapıyor, hatta tapınaktaki diğer kadınlara da yazı öğretiyordu. Eserlerinin İngilizce olarak basılması 1960’larda olmasına rağmen ne yazık ki tarih kitaplarında kendine hâlâ pek yer bulamadı. Popüler kültürde de ona dair pek referans yok. Sadece internette görüntüsüne diar bir iki eskiz ortaya çıkıyor.

Ne dersiniz, dünyanın ilk şairinin bir kadın olduğunun bilinmemesi, seksizmin hâlâ hayatta olduğunun en büyük kanıtı değil mi?

 

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/turkiyenin-ilk-kadin-ressami-lk-illustratorlerinden http://www.sanatatak.com/view/ilk-kadin-yonetmen-alice-guy-blache

Ayrıca okuyun