“Neden yazıyorum? Parmağım, bir pikap iğnesi misali, boş havada izini sürüyor bu sorunun. Gençliğimden beri var olan, eğlenceyi, dostları ve aşk vadisini terk ettiren, kelimeler kuşanmış bir muamma, dışarıdan gelen bir ritim.
Neden yazıyoruz? Hep bir ağızdan haykırıyor koro.
Çünkü öylece yaşayıp gidemeyiz.”
Birçok yönüyle kendisinden ilham aldığımız Patti Smith’in son kitabı Adanmışlık Domingo Yayınevi etiketiyle okurlarla buluştu.
Bize kendi Musalar’ı yani esin perilerini göstermek istediği için, “çünkü öylece yaşayıp gidemeyiz”e inandığı için yazıyor Adanmışlık’ı.
“Adanmışlık’ın yazıldığı gibi kalmasına müsaade ettim. Onu sen yazdın, dedim kendi kendime, şimdi Pilatus gibi elini eteğini çekemezsin. Bunların felsefi, hatta psikolojik kaygılar olduğuna hükmettim. Belki Adanmışlık yalnızca ne ise odur, dünya görüşüyle kısıtlanmamıştır. Veya belki izi sürülmez havadan türetilmiş bir metafordur.”
Sakınmadan anlatmış kitabın yaratım sürecini giriş niteliğindeki “Zihin Nasıl Çalışır” bölümünde. Bir film, filmden artakalan gerçek mi kurgu mu ilk olarak anlamlandıramadığı bir kış manzarası, kapıda bekleyen Paris yolculuğu, tren ve kendisinin aktardığı kadarıyla bir köknar ormanı, Simone Weil’in saç kesimi, beyaz ayakkabı bağcıkları, bir torba dolusu vida, Camus’nün varoluşsal silahı gibi bir türlü kopamadığı imgeler…
Bize kendi Musalar’ı yani esin perilerini göstermek istediği için, “çünkü öylece yaşayıp gidemeyiz”e inandığı için yazıyor Adanmışlık’ı.
“Adanmışlık’ın yazıldığı gibi kalmasına müsaade ettim. Onu sen yazdın, dedim kendi kendime, şimdi Pilatus gibi elini eteğini çekemezsin. Bunların felsefi, hatta psikolojik kaygılar olduğuna hükmettim. Belki Adanmışlık yalnızca ne ise odur, dünya görüşüyle kısıtlanmamıştır. Veya belki izi sürülmez havadan türetilmiş bir metafordur.”
Sakınmadan anlatmış kitabın yaratım sürecini giriş niteliğindeki “Zihin Nasıl Çalışır” bölümünde. Bir film, filmden artakalan gerçek mi kurgu mu ilk olarak anlamlandıramadığı bir kış manzarası, kapıda bekleyen Paris yolculuğu, tren ve kendisinin aktardığı kadarıyla bir köknar ormanı, Simone Weil’in saç kesimi, beyaz ayakkabı bağcıkları, bir torba dolusu vida, Camus’nün varoluşsal silahı gibi bir türlü kopamadığı imgeler…