“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Carl Sagan 2017’yi 1996'da gördü

O, Nostradamus gibi bir kahin değildi. Astronom, kozmolog, astrofizikçi, yazar ve popüler bilimci Carl Sagan, Karanlık Bir Dünyada Bilimin Mum Işığı’nda (The Demon-Haunted World, 1996) ABD’deki çürümenin varacağı noktayı ve geçtiğimiz hafta sonu Charlottesville’de yaşanan ırkçı gösterilerle ayyuka çıkan gerginliği bir paragrafta özetliyor: “Çocuklarımın ve torunlarımın geleceğine dair kötü önsezilerim var. Bir hizmet ve bilgi ekonomisine dönüşüp de tüm anahtar üretim endüstrimiz başka ülkelere kaydığında; ileri teknoloji sadece şanslı bir azınlığın eline kaldığında ve kimse halkın ihtiyaçlarını görmediğinde ve ilgilenmediğinde, insanlar kendi çıkarlarını bile gözetmeyi unuttuğunda, ve otoriteyi sorgulamayı; iktidar sahiplerimiz inkar halinde, iyiyi kötüyü ayırt edemeyecek hale geldiğinde tekrar batıl inançlara ve karanlığa döneceğiz.”

Aptallığa kaçış

Yazar paragrafın devamında; öngörüsünü dönemin en çok satan video kasetinin Salak ile Avanak olmasını örnek vererek ve o yıllarda TV’nin en popüler karakterlerinin Beavis ve Butthead olduğunu söyleyerek destekliyor. Dönemin gençliği için sadece bilimden değil hayata dair her şeyden kaçışın bir tercih haline geldiğini anlatıyor. Recep İvedik serisinin Onur Ünlü tarafından kutsandığı, taklit filmlerinin bile gişe rekoru kırdığı günlerde bizim de bu yazıdan çıkarmamız gereken dersler olabilir mi?

Ayrıca okuyun