Cannes Classics kapsamındaki Yol - The Full Version’ın gösterimi dün yapıldı. 1982 tarihli filmden fazla farkı bulunmamakla birlikte, tartışmaları devam ettirecek bir kurgu izledik.
Sinema tarihinin en çileli filmlerinden birinin Yol olduğu,
Cannes Classics kapsamındaki
Yol - The Full Version'ın gösterimiyle kesinleşti. 12 Eylül askeri darbesinin yapılmış olmasından ve Yılmaz Güney’in hapishanede bulunmasından kaynaklanan yapım zorlukları ve Türkiye’de 17 yıl yasaklı kalması bir yana, yine tartışma yaratan bir kurgu izledik. Filmin Türkiye'de yasaklanmasının sebebi olan Kürdistan yazısı yine yer almıyor.
Filmin yasal sahibi
Donat Keusch ve yeni eklenen sahnelerde rol alan
Güngör Bayrak'ın katıldığı (ama sahneye çıkmadığı) gösterimde
Cannes Festival Sarayı’nın
Bunuel Salonu tamamen doldu. Keusch, gösterimin başında yaptığı kısa konuşmada, 1982 yılında
Cannes'da yarışan kurgunun bitmemiş bir film olduğunu söyledi. Bitmiş film olarak sunduğu yeni kurguda ise Yol'u birkaç defa izlemiş olanlar dışında pek kimsenin fark etmeyeceği değişiklikler var...
İki filmi yan yana ekranlarda izlemeden hemen tespit edilebilecek olan ise bu versiyonun yapılma nedeni olarak gösterilen sahneler: Çekilen filmin bütünlüğünü sağladığı iddia edilen bu bölümlerde, İmralı Cezaevi'nden izne çıkan mahkumlardan altıncısının da öyküsü anlatılıyor… Ayyaş ve uçkuruna düşkün bir kabadayı olarak betimlenen Süleyman’ı gemide içip sarhoş olur, ayılmak için hamama gider, eve vardığında güzel eşine sırtını dönüp uyur, o bu durumdan yakınınca onu döver ve pavyona gidip çenesi düşük bir fahişeyle sevişirken görüyoruz. Hem bir yere bağlanmayıp havada kalması hem de oyunculuk dahil her açıdan filmin en zayıf sahneleri olduğu için zamanında kurgudan atılması, teknik açıdan doğru bir kararmış…
Filmin gösteriminin ardından festivalin basın terasında karşılaştığımız
Yukiko Martin, merhum eşi Fransa’nın önde gelen eleştirmen ve sinema tarihçilerinden
Marcel Martin’in Yol’u henüz bitmeden izlediğini bazı sahnelerin çıkarılmasını tavsiye ettiğini söyledi. Martin, o dönemde
FIPRESCI Genel Sekreteri de olduğu için Yol’un oybirliğiyle kazandığı
FIPRESCI Ödülü’nde imzası bulunuyor. Bu belge filmin tanıtım kitapçığına da kondu.
1999 yılında, Türkiye’de filmin üzerindeki yasağın kalkmasının ardından gösterime giren kopyada
Kürdistan yazısının yer almaması, bir diyalogda geçen
faşist sıfatının ve
İmralı Cezaevi’nde yapılan anonslardan
Yılmaz Güney’in sesinin çıkarılması 1982 tarihli Yol’a kıyasla en önemli farklılıktı. 2017 versiyonunda ise bazı Kürtçe diyaloglar dublaja eklenmiş ve faşist sıfatı kullanılmış, ama Kürdistan yazısı yine kullanılmamış.
Sanatatak’ta yaptığımız ilk haber üzerine
Elif Güney Pütün, 17 Mart 2016 tarihinde Arasöz Sanat ve Politika Dergisi’ne yazdığı, hem
Fatoş Güney’in rıza gösterdiği değişiklikleri hem
Donat Keusch’ün planladığı kurguyu eleştiren, kendini
Yılmaz Güney uzmanı olarak ilan edenleri yeren yazıyı hatırlattı. Elif Güney’in, çıkarılan sahneler kötü olduğu için çıkarıldığını ve eklenmemesi gerektiğini yazarken ne kadar haklı olduğunu
Yol - The Full Version’ı izlerken anladık.
“İş eserleriyle ‘oynamaya’ gelirse, ‘aslında O böyle istiyordu’ olursa her şey değişir. Çünkü orada yapılan yaşatmak değil zarar vermek ve yok etmektir. Bugün Yılmaz Güney’in eserlerini kendince kurgulamak kimsenin haddi değildir. (...) Yılmaz Güney’in sanatının budanması ve reforma tabi tutulması, bir mirasa saldırıdan başka bir anlama gelmez,” diyen Elif Güney’in yazısının tamamını buradan okuyabilirsiniz.
http://www.arasoz.org/yol-filmi-uzerine-elif-guney-putun/

Yılmaz Güney eşi Fatoş Güney ile Cannes Film Festivali'nde, 1982.