“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

AI WEIWEI Manhattan’ı dört koldan sardı

Kısa süre önce ölen Leonard Cohen, First We Take Manhattan şarkısında sistemi değiştirmenin reçetesini verir, “Önce Manhattan'ı alırız, sonra da Berlin’i” der. Ai Weiwei usta müzisyenin verdiği tüyoyu ters rotayla da olsa takip ediyor. Berlin Film Festivali sırasında ünlülere yardım battaniyesi dağıtan, Konzerthaus’ın ön cephesindeki sütunları 14 bin can yeleği ile giydiren sanatçı bu kez Manhattan’ı dört koldan sarıyor.

Weiwei’nin günün sorunlarının içine kendisini dahil etme konusundaki mahareti ortada. Son yıllarda onu Türkiye’de ve Yunanistan’daki mülteci kamplarında ya da Avrupa’nın farklı noktalarında konuya dair performanslar ve atölyelerle izledik. Hatta bu konuda bir film bile çekti. Dünyanın en popüler politik sanatçısı Weiwei şimdiyse New York’un kalbi Manhattan’da dört ayrı sergi ile sanatseverlerle buluşuyor. Birbirine bağlı sergi serisine üç ünlü galeri dört salonda ev sahipliği yapıyor: Lisson Gallery, Mary Boone (iki salon) ve Jeffrey Deitch.

Hyperallergic’teki röportajına göre, sergilerden birinin (Mary Boone’daki) teması Çin olsa bile bu serginin Akdeniz’deki mülteci krizine yoğunlaşan Deitch ve Lisson’daki şovlarla ilişkisi var. Hatta dört sergi de birbirine bağlı. Bunun en açık kanıtının da kullandığı objelerin bolluğu olduğunu söylüyor. Günlük hayatın içinden seçtiği objeleri politize ederek onlara yeni anlamlar yüklüyor.

En dramatik sergi Deitch'te

Dört sergi arasında en duygusal olanlar ise Jeffrey Deitch galerisinde yer alan enstalasyonlar… Buradaki tüm kıyafetler ve ayakkabılar mültecilerden toplanmış, yıkanmış ve ütülenmiş. Yerel Yunanistan yönetimiyle anlaşılarak toplanan parçalar öyle kategorize edilmiş ki ziyaretçiler kendilerini adeta ikinci el mağazasında buluyor. Farkı ise duvarlar ele veriyor. Mültecilere dair (içinde çoğu zaman sanatçının da yer aldığı) fotoğrafların, tweet çıktılarının, protesto haberlerinin yer aldığı duvarlar…

Manhattan'da üç ayrı adreste süren dört sergi 23 Aralık 2016'ya kadar ziyarete açık olacak.


Ayrıca okuyun