“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

PEN Türkiye Merkezi'nden 1 Eylül Dünya Barış Günü duyurusu

Şair ve PEN Türkiye Yönetim Kurulu üyesi Haydar Ergülen'in 1 Eylül Dünya Barış Günü için kaleme aldığı duyuruyu kamuoyuyla paylaşıyoruz.


"Günler ağır/günler ölüm haberleriyle geliyor' diye yazmıştı yeryüzünün şairi Nazım Hikmet, yıl 1941. Yani tam 75 yıl önce. Kuşkusuz barış içinde bir dünya, özgürce yaşanan hayatlar ve yaşlısı-genci, kadını-erkeği, çoluğu çocuğuyla mutlu insanlar hayal ediyordu. Ütopya, rüya demek sayılır biraz da. Oysa şimdi gördüklerimizin acısından gözlerimizi kapatamıyoruz bile, rüya göremiyoruz. Çünkü her şey fazla gerçek, fazla somut ve fazla acı, acıtıcı, yakıcı... 

Bunca acının ortasında yaşamaya çalışırken, demokrasiyi hedefleyen darbe girişimiyle iyice umutlarımız karardı. Parlamenter rejimin simgesi, aynı zamanda demokrasinin ve laikliğin de evi olan TBMM bombalandı. Fakat Türkiye tarihinde ilk kez halk darbecilere karşı direndi. Bu unutulmaz direnç, ülkemizde demokrasi, hukuk, parlamenter rejim ve laikliğin cumhuriyet içinde sonsuza dek yaşayabileceği ve yaşaması gerektiği yolunda umutlarımızı yeniden tazeledi.

Demokrasi kazandı diye sevinirken ne yazık ki OHAL ilanıyla birlikte, gazeteci, yazar tutuklamaları, basın yayın kuruluşlarının kapatılması, binlerce gazetecinin işten atılması, basın kartlarının iptali ve pasaportlarına el konulması gündeme geldi.

Başta Hilmi Yavuz gibi Türk şiirinin büyüklerinden, şair ve felsefeci bir aydının gözaltına alınması, ardından da Aslı Erdoğan gibi, belki dünyada Türkiye'den daha çok tanınan, değer verilen ve vicdanın büyük yazarı olan bir romancı tutuklandı. Kuşkusuz başka yazarlar ve gazeteciler de en temel hakları olan ifade özgürlüğünden mahrum bir halde cezaevlerine kapatılmış durumdalar. 

Türk ve Kürt halklarının kardeşliği hiç kuşkusuz Türkiye'nin kurucu düşüncesinin temelidir. Bu temeli zayıflatacak her türlü girişim ortak geleceğimizi de karartacaktır. Bu anlamda ülkemizin şehirlerinin bombalanması, yurttaşların yaşam haklarının elinden alınması kadar, PKK tarafından yapılan eylemler ve saldırılar da barış umudunu her geçen gün azaltmaktadır. IŞİD'in en son Gaziantep saldırısında ortaya çıkan tabloyu anlatmanınsa mümkünü yok. 23 Nisan'larda koca koca koltuklara oturtulan ve ülkemizin geleceği olan çocuklarımız bu gidişle hiç büyüyemeyecekler, hep çocuk kalacaklar, bombalar onların güzel canlarını almış olacak.

 

Yetkilileri, yetkisizleri, tüm yurttaşları demokrasi için, cumhuriyet için, özgürlük, barış ve laiklik için, farklılıklarımıza saygı göstererek, birbirimizi daha çok anlamaya, hukukun üstünlüğü inancını savunmaya ve ulu ozanımız Yunus Emre'nin "Ben gelmedim dava için / benim işim sevi için" anlayışı doğrultusunda yaşamaya, davranmaya davet ediyoruz."


Ayrıca okuyun