“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Orada bir Sydney Bienali var uzakta!

20. Sydney Bienali başladı. Küratörlüğünü Stephanie Rosenthal'in yaptığı bienale Türkiye'den Cevdet Erek, Room of Rythms isimli ses yerleştirmesiyle katılıyor.


Modern dans, bilim kurgu, antropoloji tarihi, homeopati ve astrolojinin ortak noktası neolabilir? Stephanie Rosenthal, 20. Sydney Bienali'ni bu başlıklar altında kurguladı. Bize elbette hemen 14. İstanbul Bienali küratörü Carolyn Christov Bakargiev'i anımsattı. Bienalin başlığı ünlü bilim kurgu yazarı William Gibson'un bir sözünden ödün alınmış: "Gelecek şimdidir sadece henüz dağıtılmamıştır" Sanatçılara odaklı bir sergi tasarlayan küratörün büyük sergisi Elçilikler başlıklı altı mekandan oluşuyor. Her bir mekan Gerçek'ten Tercüme'ye, Ruhlar'dan Yok Olma'ya farklı isimler taşıyor. Bütün bu mekanlar ve onlar 'arasılık' şehrin kendisini oluşturuyor. İşte bienalde şimdiden öne çıkan 5 iş: