“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Marc Jacobs: "Alkolü bıraktım çağdaş sanata başladım"

Ünlü modacı çağdaş sanat toplamasının altında yatan an büyük nedene artık içmediğini gösteriyor. Andy Warhol ve Jean Michel'i tanımış olmanın da bir ayrıcalık olduğunu sözlerine ekliyor.


Gagosian Now dergisine verdiği söyleşisinde ünlü modacı eski günlerden sanat sevgisinden şöyle bahsetti:

-Julian -Schnabel-, Jean Michel- Basquiat- ve Francesco -Clemente-.... Hepsini tanırdım. O zamanlar her gece dışarı çıkardım. Onları tanımak büyük bir ayrıcalıktı. Bir gece Odeon'da Jean Michel çorbasını içerken uyuya kalmıştı. Bunu çok cool bulmuştum. Andy -Warhol- onu çok severdi. Onlarla takılırdım. Konuşurdum ama sanat adına ne yaptıkları hakkında bir fikrim yoktu.

Ed Ruscha ve Mike Kelley almasıyla tanınan Jacobs ayık günlerini çağdaş sanatla geçirdiğini itiraf etti:

"Modeller, stilistler ve moda insanlarıyla birlikteydim. Geceleri parti yapmak ve içmekle geçiriyordum. Alkolü bırakınca bu günlerin yerini beni tatmin edecek bir aktivite alması gerekti. O da çağdaş sanat oldu."