“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

ART SHOW 2026: DAYANIŞMA MODELİ Mİ, YENİ BİR GÜÇ ALANI MI?

Art Show 2026

Art Show 2026, güçlü katılımı ve yoğun sponsor ağıyla dikkat çekti. Ancak mekânsal tercihlerden söyleşi programının teknik koşullarına kadar bazı başlıklar, organizasyonun ölçeği büyürken tartışma alanının da genişlediğini gösterdi.

Türkiye çağdaş sanat sahnesinin dikkat çekici buluşmalarından biri olan, Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) tarafından düzenlenen Art Show – Galeriler Buluşması 2026, 12–15 Şubat tarihlerinde, 2Plan Terminal-Etiler’de ikinci edisyonunu tamamladı. Çok sayıda galeriyi aynı çatı altında bir araya getiren organizasyon hem ticari hem de düşünsel bir platform olma iddiasında.

Etkinlik, galerilerin sunumlarının yanı sıra “İmkânsız Aşk” başlığı altında kurgulanan söyleşi programıyla da öne çıktı. Programda Körfez bölgesinin sanat merkezi olarak yükselişinden video sanatının güncel konumuna, merkez dışı bienal modellerinden kültürel popülizm çağında sanat kurumlarına kadar geniş bir tartışma zemini oluşturuldu. Konuşmacılar arasında küratör Hou Hanru, sanatçı İnci Eviner, koleksiyoner Tansa Mermerci, akademisyen Osman Erden, eleştirmen Evrim Altuğ gibi isimler yer aldı.

Uluslararası Sanat Galerileri Derneği (USGD) başkanı Yeşim Turanlı, farklı mecralarda verdiği röportajlarda Art Show’un rekabet yerine dayanışma modeli önerdiğini ve galeriler arasında birliktelik hedeflediğini vurgulamıştı. Buna karşılık sanatçı Rıdvan Kuday ise etkinliğin başlangıçtaki yatay işleyiş iddiasından uzaklaşıp daha kapalı devre bir yapıya evrildiği yönünde eleştirel bir çerçeve sundu. Bu iki yaklaşım, organizasyonun konumlanışına dair tartışmanın hâlâ açık olduğunu gösteriyor.

Lüks Markalardan Eserlere Yolculuk  

Organizasyonun giriş alanında lüks otomobillerin sergilenmesi, ziyaretçilerin ana alana bu araçların arasından geçerek ulaşması düşündürücüydü. Sanat ile yüksek tüketim kültürü arasındaki ilişkiye bir gönderme mi? Yoksa sponsorluk sözleşmesindeki bir madde mi? Nitekim organizasyona yoğun başvuru olduğu biliniyor ve dernek, yaklaşık 40 galerinin etkinliğe katılmak istediğini ancak alan kapasitesi nedeniyle 28 galeriyle yola çıkıldığını açıklamıştı. Lüks araçların kapladığı alanların yerine birkaç galeri daha sığamaz mıydı?

Sponsorluk ilişkileri günümüz sanat ekosisteminin olağan bir parçası. Ancak mekânsal yerleşim tercihi, sanat deneyiminin eşiğinde nasıl bir atmosfer kurulmak istendiği sorusunu da beraberinde getiriyor.

Söyleşileri Dinleyebilmek İsterdik 

Otuzdan fazla sponsorla gerçekleştirilen organizasyonun düşünsel ayağı olan söyleşi programı ise içerik bakımından güçlü bir çerçeve sunmasına rağmen, teknik ve mekânsal açıdan tartışmalıydı. Sahnenin konumlanışı ve alandaki akustik düzen, konuşmaları takip etmeyi zorlaştırdı. Atmosferin getirdiği hareketlilik de eklendiğinde, birçok oturumda ses net duyulmadı. En önde otursanız bile alandaki ses, konuşmaları bastırmaya yetiyordu. 

Özellikle Sevim SancaktarKübra Aycan Gelekçi ve Emre Erbirer’in konuşmacı olduğu Örgütlenme Deneyimlerinde Kesişimsellik konuşmasında, fuara o an gelen birkaç koleksiyonere gösterilen “yoğun ilgi” tüm konuşma saatini kapsadı ve konuşmacılar, kendilerini duyurmakta zorlandı. Üstelik başlık örgütlenme iken, üstelik Art Show dayanışmayı savunurken… Katılımcıların, sahnedeki konuşmacıları dinlemek bir yana dursun aralarında yüksek sesle selamlaşmaları ve kahkahalarıyla -bilerek ya da bilmeyerek- konuşmayı sabote etmek, vurgulanan dayanışmayla ne kadar ironik.

Günümüzün zor şartlarında sanat ortamında düşünsel üretimin görünürlüğü her zamankinden daha kritik. Bu nedenle, programın içeriği kadar sunum koşullarının da deneyimi belirlediği söylenebilir.

Künyesiz Eserler

Bir diğer dikkat çeken uygulama ise bazı galerilerin eser künyelerini sergi alanında doğrudan paylaşmamayı tercih etmesiydi. İzleyicinin bilgiye görevli aracılığıyla ulaşması hedeflenmiş. Bu yöntem, koleksiyoner ilişkileri açısından kontrollü bir iletişim modeli sunuyor olabilir. Ancak kamusal bir izleyici deneyimi açısından değerlendirildiğinde, sanatçının adı, eser bilgisi ve üretim yılı gibi temel verilerin görünür olmaması soru işaretleri yaratıyor.

Sanat fuarları ve galeri buluşmaları hem ticari hem kamusal alanlar. Bu iki işlev arasındaki denge, organizasyonların karakterini belirliyor. 

Sonuç olarak Art Show, Türkiye’de galerilerin kolektif hareket etme arayışının görünür bir örneği olmaya devam ediyor. Ancak her büyüyen organizasyonda olduğu gibi, ölçek arttıkça tartışma alanı da genişliyor. 


Ayrıca okuyun