“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Tomur Atagök UNESCO Ödülü Kazandı

Türkiye sanatının feminist sanatçılarından Tomur Atagök, yeni ödülüne çok sevindiğini açıkladı.


Geçtiğimiz yıl Özdemir Altan'a verilen Unesco UPSD/AIAP ödülü bu yıl Tomur Atagök'e verildi. 2015 yılının ödülünü almakla ilgili Atagök, "Bu yıl bu ödülü alan iki sanatçıdan biri olmak beni epey sevindirdi" dedi.

Daima feminist sanatçı olduğunun altını çizen Atagök, 2009 yılında  sanatatak.com genel yayın yönetmeni Ayşegül Sönmez'e verdiği söyleşide şunları söylemişti:

"1996 yılında Miriam Schapiro’yla kadın haklarıyla ilgili sohbet ediyoruz. Ben ona bazı sorular soruyorum. Resmiyle ilgili tartışıyoruz. Dönüp bana dedi ki: “Sen kadın sanatçıları destekliyorsun tamam ama kadınlar için ne yapıyorsun?”

Ben de o zamana kadar ayna tutuyorum gündeme, onun içindeki kadına. Şimdi bir resmim var mesela ‘Kurul’ diye, gazetedeki bir fotoğraftan yola çıkmıştım. Darbe olmuş, askerler sahnede, karıları ön sıralarda oturmuş kocalarını dinliyorlar. Sessiz kalan insanlar bunlar. Kocaları eylemi yapanlar. Rembrandt’ın Anatomi dersi resminden yola çıkarak bir seri resim yapmışım filan. Kadının izleyici rolünden, aktif olamayışını eleştirdiğim için bunlarla uğraşıyordum. Ama o gün işte Schapiro bana dedi ki. “Senin kendi kültüründen Anadolu’dan bizlere bir şeyler getirmen gerekir. Onları bize tanıtman, hareketi böyle desteklemen gerekir. Biz yeni zanaat hareketinde size bakarak nakıştan, el emeğinden yola çıktık. Kendi kültürünüze niye bakmıyorsunuz?” Bana geri git, kendine bak diyordu. Öyle de yaptım. Önceleri toplumsal eleştiri yapıyordum kadına. Bugün geldiğim nokta ise toplumsal bir mesaj vermektir."

 

Aynı söyleşide Atagök, Türkiye resminde "form"u yumuşatmayı, aile terbiyesine bağlayarak,  "Bu hatta neyle bağlantılı biliyor musunuz? Herhangi bir konuda çok net bir şey söylersem, terbiyesiz kabul edilebilirim diye yumuşatıyorum. Bizim ailevi terbiyemiz, sosyal terbiyemiz, bizim sanatsal eğilimimizde dış hatları ortaya çıkarmamıza engel olmuştur" sözleriyle tartışmalara neden olmuştu.


Ayrıca okuyun