NE KARANFİL NE KURBAĞA: BABA VE İKTİDAR
Banu Cennetoğlu’nun Bursa İmalat-Hane’deki ‘ne karanfil ne kurbağa.’ başlıklı sergisi babalık, iktidar, hak ve inkâr kavramlarını sorguluyor. Adını Hasan Hüseyin Korkmazgil’in bir şiirinden alan sergideki işler, doğrudan cevaplar vermek yerine çeşitli ilişkilerin, bağların ağırlığını ve sürekliliğini hissettiren bir alan kuruyor.
Banu Cennetoğlu’nun ‘ne karanfil ne kurbağa.’ başlıklı kişisel sergisi, İmalat-Hane’de izleyiciyle buluşuyor. Adını Hasan Hüseyin Korkmazgil’in bir şiirinden alan sergi, babalık, iktidar, hak ve inkâr kavramlarını merkezine alırken, bu başlıklar etrafında tekil bir anlatı kurmak yerine, parçalı ve zaman zaman kesintiye uğrayan bir düşünme alanı öneriyor.
Sanatçı Banu Cennetoğlu ve serginin küratörü Yavuz Parlar sergiyi birlikte anlatırken, “Yirmi yılı aşan bir dostluğumuz var bu sergi de bunun bir ürünü. Banu’nun babasının hastalığı gereği ona bakmaya başlaması ve tam o sıralar benim babamı kaybetmem üzerine -dünyada da iyi giden pek bir şey yokken- baba ve iktidar meselesini konuşmaya başladık ve zamana yayılan bu konuşmaları bir derleyip toplayalım derken kendimizi sergi için ikna eder halde bulduk” diyor.

İmalat-Hane’nin mekânsal yerleşimi, sergide işleri bir bütünlük içinde sıralamaktan çok, aralarında mesafe bırakan bir düzenle kurgulanmış. Ziyaretçi, işlerin arasında dolaşırken belirli bir anlatı hattını takip etmekten ziyade, farklı yoğunluklarda karşılaşmalar yaşıyor. Sergiye eşlik eden ve sanatçı ile küratör Yavuz Parlar arasında zamana yayılan yazışmalardan oluşan dijital yayın da bu parçalı yapının bir uzantısı olarak konumlanıyor.
Serginin başlığını oluşturan ‘ne karanfil ne kurbağa’ ifadesi, Hasan Hüseyin Korkmazgil’in ‘Analar’ şiirinden alınmış bir dizeye dayanıyor. Başlık, sergi genelinde hissedilen kararsızlık ve askıda kalma halini doğrudan yansıtıyor: Ne net bir suçlama ne de kapanmış bir yüzleşme öneriliyor. Babalık, burada bireysel bir hikâye anlatısından çok; otorite, aktarım, itaat ve sessiz kabullenişler üzerinden okunuyor.

Sergi mekânında karşılaşılan işlerden ‘Entschuldigung’ (Özür dilerim), Zürih adli polis teşkilatına bağlı kişilerin kendi el yazılarıyla tekrar tekrar yazdığı tek bir kelimeden oluşuyor. Kazınmış çinko levhalar, duvar boyunca yan yana dizilerek ilerliyor. İş, özrü telafi edici bir jestten çok, tekrarla aşınan ve etkisini yitiren bir ifade olarak ele alıyor.

Yeni üretimlerden ‘Hepsi senin iyiliğin için bitanem’ başlıklı kurşun kolye, mekâna adım atar atmaz izleyiciyi karşılıyor. Farklı gramajlarda kurşun ağırlıkların bir araya geldiği iş, aile içi koruma söylemleriyle yük kavramı arasındaki gerilimi somutlaştırıyor.

Sergide yer alan ‘right?’ serisi ise, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin maddelerinden oluşan balon harflerin bu kez sönmüş, vakumlanmış halleriyle sunuluyor. Bir zamanlar parlak ve dikkat çekici olan harfler, hurçların içinde sıkışmış durumda. Bu yerleştirme, evrensel hak söyleminin güncel bağlamda etkisini yitirdiğini ima eden sessiz bir görüntü oluşturuyor.
Mekânın farklı noktalarına yayılan defterler, notlar ve kâğıt yığınlarından oluşan ‘Left(l)overs’ (Artıkseviciler) serisi, yarım kalmış cümleleri, alıntıları ve görsel parçaları bir araya getiriyor. Bu işler, kişisel notlarla kamusal hafıza arasında gidip gelen bir arşiv hissi yaratıyor; tamamlanmış bir anlatı sunmak yerine, dağınık ve açık uçlu bir kayıt alanı oluşturuyor.

Cennetoğlu’nun uzun soluklu işlerinden ‘20.08.2010’ da sergide yer alıyor. Türkiye’de o gün yayımlanan ulusal ve yerel gazetelerin ciltler halinde yan yana getirilmesiyle oluşan bu çalışma, gündelik haber akışının nasıl bir kolektif hafıza inşa ettiğini hatırlatıyor.

Serginin mekânsal etkisi en belirgin işlerinden biri olan ‘CİNNET’, neon kırmızısı ışığıyla ara katlardan ana sergi alanına doğru yayılıyor. Daha önce ‘CENNET/CİNNET’ ikiliğiyle karşımıza çıkan bu yerleştirme, bu kez tek bir kelimeyle verilmiş.
‘Ne karanfil ne kurbağa.’, izleyiciyi net bir ahlaki pozisyona yerleştirmeyen, kesin sonuçlar üretmekten kaçınan bir sergi. İşler, doğrudan cevaplar vermek yerine çeşitli ilişkilerin ve bağların ağırlığını ve sürekliliğini hissettiren bir alan kuruyor.
Banu Cennetoğlu’nun ‘ne karanfil ne kurbağa.’ başlıklı sergisi, 4 Ocak 2026 tarihine kadar Bursa’daki İmalat-Hane’de ziyaret edilebilir.