“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

İnsan yaşadığı kente benzer mi?

Eskişehir’de bulunan Odunpazarı Çağdaş Sanatlar Galerisi, Mustafa Duymaz’ın metropol hayatının sorunlarını ele aldığı "Oyun Alanı" kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor. Oyun Alanı'nda Mustafa Duymaz, tematik bağlamı, farklı kültürler, ırklar, sınıflar ve yaş grupları gibi farklılıklarıyla metropollerde yaşam mücadelesi veren bireyin kaderini merkezine alıyor. Sergi, insanları kendi kimliklerini koruyarak nasıl var olabileceklerini düşünmeye teşvik ederken, kamusal alanların yok olması ve özel alanların artması gibi sorunlara da dikkat çekiyor. Kentlerde insanların kendi kimliklerini koruyarak nasıl var olabileceğine odaklanan Oyun Alanı; aynı zamanda, tüketim odaklı ortamda barınma sorunları ve adaletsizlik gibi bireylerin temel ihtiyaçlarına nasıl cevap verilmesi gerektiğini, kentlerin kamusal alanlarının yok edilmesi ve özel alanların artışıyla ortaya çıkan sorunlara da dikkat çekiyor. 

Obezleştiren alanlar, kopan bağlar

M. Duymaz, Raman Kentlerde kamusal alanlarının azalması ve özel sermaye alanlarının hâkimiyetinin “obezleştiren” yapısı insanları derin bir yabancılaşmaya iterken ve insanlar arasındaki simgesel ve fiziki bağlar koparken, bireyler giderek daha fazla yalnızlıkla yüzleşiyor. Mustafa Duymaz imgelerde, bu karanlık yüzleşmeyi gözler önüne sererek, kamusal alanların önemine, insanların yeniden bir araya gelme ve bağ kurma ihtiyacına vurgu yapıyor. Oyun Alanı, izleyicileri kentlerin karmaşık yapısını anlamaya ve bireylerin kentle olan ilişkisini sorgulamaya davet ediyor. Sergi, kentlerin insanlar üzerindeki etkisini sorgularken, bireylerin kimlik arayışlarına ve güç mücadelelerine odaklanıyor. Aynı zamanda daha adil, sürdürülebilir ve insan odaklı kentlerin inşasına yönelik bir çağrı yaparak, izleyicilere kentlerdeki sorunlara ve çelişkilere dikkat çekiyor.

Kim daha güçlü?

M. Duymaz, Geçit II, 2012 Kentin insana, insanın da yaşadığı kente benzemesi; karşılıklı verilen mücadele gerçeğinden hareketle, ‘oyun alanı’ bir sahne platformunda farklı perdelerle sunularak devam etmektedir. Çeşitli oyunların oynandığı bu alanda kim kimden daha güçlüdür? Kimin kime karşı üstünlüğü söz konusudur? Sorularının tartışıldığı üzerinden hareketle, bireylerin kendi insani varlıklarından ödün vererek; güçsüzün güçlü karşısında varlık gösterememe gerçeği ile sonuçlanıyor. Perde, farklı alanlarda farklı oyunlarla sahnelenmek üzere kapanıyor. Süreçte; zaman, mekân, olay ve oyuncularla oyun içerisinde oyunlarla roller değişerek devam ediyor. Sergide yer alan başka eserler: Beton Sefası, 2014 Tuval Üzerine Yağlı Boya Kafeskent, 2016 Tuval Üzerine Karışık Teknik Define, 2014 Tuval Üzerine Yağlı Boya

Ayrıca okuyun