Sanat eleştirmeni, akademisyen Çağatay Olgun’un, İstanbul’daki galeri ve fuar ortamında giderek belirginleşen risksiz estetiği tartışmaya açtığı ‘Heves ekonomisi, nereye kadar?’ başlıklı yazısına Merkur Galeri kurucusu Sabiha Kurtulmuş’tan katkı geldi: “Bizlere gelen hemen hemen her sanatçının ana isteği satılmak yani para kazanmak. Özellikle genç sanatçıların neredeyse tek isteği bu, sanatsal kariyerlerini para odaklı belirliyorlar.”
Aynı zamanda Artweeks etkinliğinin önemli aktörlerinden olan Merkur Galeri kurucusu Sabiha Kurtulmuş’un, ‘Heves ekonomisi, nereye kadar?’ başlıklı yazıyla ilgili Sanatatak’a gönderdiği açıklama şöyle:
“Yeni yazınız ‘Heves ekonomisi, nereye kadar?’ yazısını şimdi okudum. Birçok açıdan doğru. Ancak genelde kaleme alınan benzer yazılarda görmezden gelinen yerler aynı. Öncelikle biz galericiler, sanat ekosisteminde sanatçıyı görünür kılan, dolaşıma sokan (sadece koleksiyonerlere değil, müze, kurum ve her türlü sanat yapısına) ve tabii onlara para kazandıran yapıyız. Keşke dünya ile aynı eşit şartlarda her anlamda olsaydık. Ama şunu da unutmamak gerek. Bizlere gelen hemen hemen her sanatçının ana isteği satılmak, yani para kazanmak. Özellikle genç sanatçıların neredeyse tek isteği bu, sanatsal kariyerlerini para odaklı belirliyorlar. Bizlerin de var olma zorlukları hep görmezden geliniyor; sergi, fuar masrafları, kiralarımız, çalışanlarımız gibi gibi.
Bir de eleştirmen, küratör kısmına gelelim… Birkaç ismi kesinlikle ayrı tutarak -onlar değerlimiz- çoğu deneyimsiz, yetersiz, bilgisiz ve sadece güzelleme yaparak para kazanma hedefinde olanlar. Sizce sanat eleştirisi var mı? Ayrıca şimdi herkes küratör, herkes danışman. Bu yol sistemde daha kolay yer alıyor. Galerici olmak pek kolay değil. ‘Çevre ve para bende zaten var’ diyenlerin hiçbiri şu an ortada değiller.”