Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri serisine bayılıyorum. Bu seriden çıkan ve 19’uncu baskıya ulaşan Şemsettin Sami’nin 'Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat'ını elinizden bırakabileceğinizi sanmıyorum. Edebiyatımızın ilk telif romanı sayılan bu eser, kadınların eğitim alamadıkları, kiminle evlenecekleri hakkında söz söyleyemedikleri zamanlarda yaşanan trajik bir aşk hikayesi.
‘Aşk-ı Memnu’ benim en sevdiğim Türk klasiği. 2008 yılında yapılan diziyi onlarca keredir izliyorum; çalışırken arka fonumda Firdevs Hanım, Bihter ve Nihal’in sesi olmazsa odaklanamıyorum. Şu anda da Bihter’in ‘sahte gündemleri’ nedeniyle yaşanan tartışmanın sonunu dinliyorum bunları yazarken. Kaygılıysam, stresliysem, endişelerim tavan yaptıysa ‘Aşk-ı Memnu’ açarım ya kitaptan ya da diziden. Halit Ziya Uşaklıgil, 1899’da kitabı okurlarıyla buluşturduğunda benim yaşayacaklarımı düşünmüş müdür bilemem ama tek tutkum Uşaklıgil değil. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri tıpkı ‘Aşk-ı Memnu’ gibi yeni tutkular kazandırdı bana.
Çok ‘Aşk-ı Memnu’dan bahsettim ama bugün Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın Türk Edebiyatı Klasikleri serisinin 9’uncu kitabından bahsetmek istiyorum. Tıpkı ‘Aşk-ı Memnu’ gibi tutkulu ve trajik bir aşk hikayesinden, ‘Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’tan. 1872’de Hadika gazetesinde yayımlanan ‘Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’, edebiyatımızın ilk telif romanı sayılıyor. ‘Talat ve Fitnat’ın aşkı’ kitabın günümüz Türkçesindeki ismi. Yazarı Şemsettin Sami, 1850-1904 arasında yaşamış. Sevgili meslektaşım, sadece gazeteci, yazar değil aynı zamanda dil bilgini, sözlükçü.
Talat, anne kuzusu, babasızlığının zorluğunu yaşamasın diye annesi üzerine titremiş Talat’ın. 21 yıl önce kaybetmiş Saliha Hanım sevgili eşi Rıfat Bey’i. Onların aşk hikayesi de oldukça tutkulu ilkokul sıralarında başlayıp intihar tehditleriyle mutlu sona erişebilmiş. O kadar başarılı bir öğrenci olsa da kadın olduğu için 8 yaşından sonra eğitim alamamış Saliha Hanım.
Şemsettin Sami trajik aşk hikayesinde sık sık kadınların o dönemki yaşadığı sıkıntılar, eğitim söz çalışma hakkı gibi bir çok haktan mahrum olmalarına da dikkat çekiyor.
Saliha Hanım’ın oğlu Talat’ın aşk hayatında faciadan daha azını yaşamasını bekleyemezdik değil mi? Talat ‘kalem’de çalışan çok başarılı, çok okuyan ve çok iyi bir evlat. ‘Tütüncü’de bir kez uzaktan kafeste gülüşüyle dikkatini çektiğinde gördüğü Fitnat’a anında aşık olur Talat. Bu sonun başlangıcı da olacaktır.
Fitnat’ın da aşk çocuğu olduğunu söylememe gerek var mı bilemiyorum. Ama Sami Bey bize Fitnat’ın annesi ile babasının aşkını da anlatmayı ihmal etmiyor. Fitnat’ı Hacı Baba evladı gibi sevse de annesi Zekiye Hanım onunla evlendiğinde hamileydi. Fitnat öyle iyi nakış işler ki İstanbul’da en ünlü nakış hocası Ragıbe Hanım’ın da gözbebeğidir. Yedi senedir sokağa çıkmamış, çıkması yasak Fitnat’ın bu nakış becerisi Talat’la buluşmalarının da bahanesi olacak hiç şüphesiz.
Daha fazla yazarsam spoiler vermekten korkuyorum. Ama Talat ile Fitnat ne kadar çok sevseler de kavuşamayacaklar, ayrıca bir sürpriz de var Fitnat’ın evlendirilmesine yönelik. ‘Babası gibi sevdiği’ Ali Bey ile zorla evlendirilen Fitnat ve onun acısından yataklara düşen Talat sona doğru son hızla yol alacaklar. O kadar çok hikaye var ki ‘Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ta, elinizden bırakabileceğinizi sanmıyorum.
Şemsettin Sami’ye çok sevmemin bir de kişisel bir sebebi var ki o da oğlu Ali Sami Yen. Şemsettin Sami’nin ikinci oğlu Ali Sami, Türkiye spor tarihini değiştiren ve dünyada büyük başarılara imza atan Galatasaray Kulübü’nün kurucusu. Baba ve oğul Sami’nin hikayesi için ise Mehmet Şenol’un Remzi Kitabevi’nden çıkan ‘Ruh-u Revan: Şemseddin Sami ve Ali Sami'nin Romanı’ adlı eseri okumalarını önerebilirim.
