“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

ÖLÜMÜNÜN 50. YILINDA: ABİM CHE

“On beş yaşımdayım. Ernesto’nun yokluğunun annem ve babama acı verdiğini görüyorum, fakat tehlikenin boyutlarını tam olarak kavramaktan âcizim. Abime; yirmi bir yaşında tek başına ve beş parasız haliyle, motorlu bir bisiklet üstünde 4.500 kilometrelik bir serüvene atılan ve daha sonra da bir grup Kübalı devrimciyle karşılaşıp elinde silahıyla uzak ve egzotik bir adada dünyayı değiştirmeye çalışan o macerapereste hayranım.”

Ölümünün 50. yıldönümünde Can Yayınları’ndan çıkan Abim Che adlı kitapta kendisi de Arjantin’deki dikta rejiminde bir militan olan Juan Martin Guevara, sessizliğini bozuyor ve abisini anlatıyor.

Kardeşinin gözünden Che Guevara

Hayatta olsaydı belki de tepki göstereceği biçimde metalaştırılmış, popüler kültürün bir ikona dönüştürdüğü idealist ve eylem adamı Che Guevara’nın bugüne kadar pek konuşulmayan ilişkilerinin, aile bağlarını, ilk defa küçük kardeşin gözünden aktarımı söz konusu.

Juan Martin Guevara, abisinin uğruna savaştığı şeylerin şu anki sistemde yer almadığını belirterek, erkek ya da kadın “genç Che’lere” ihtiyacı olan bir dünya vurgusu yapıyor. “Che’yi müzeleriyle onurlandırmış olsalar da Buenos Aires’te ismi tek bir sokağa verilmiş değil,” diyen J. Martin Guevara Buenos Aires’te açtığı sergiyle abisinin anısını yaşatmaya çalışıyor.


Ayrıca okuyun