“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

HAFTANIN KİTAP ÖNERİSİ: ALTINCI SÜİT

Sanatatak haftanın kitap önerisinde bu hafta, Bingöl Erdumlu’nun Altıncı Süit’i var.

Altıncı Süit - Bingöl Erdumlu Kitabı emek tarihi yazarı Can Şafak’ın Bingöl Erdumlu ile yaptığı bir nehir söyleşi. Bingöl Erdumlu’nun dünyaya gözlerini açtığı 26 Eylül 1944’ten Büyükada’da bizlere sonsuza kadar veda ettiği 19 Ağustos 2022’ye kadar dopdolu geçen hayatının bütününü ele alıyor. Kendi ifadesiyle “hem zaman içinde ve hem de mekân olarak da yayılmış bir hayat...”

Kitapta Bingöl Erdumlu’nun hayatının ekseninde ve onu gözünden Ereğli’deki, Aliağa’daki sendika mücadelesi, 12 Mart yılları, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nun (DİSK) 1968-1977 dönemine dair gözlemleri yer alıyor. Erdumlu, on kurucu Genel Komite üyesinden biri olduğu Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) sürecine dair içerden tanıklıklarını ve değerlendirmelerini aktarıyor. Böylece Necmettin Giritlioğlu, İsmet Demir, Hüseyin Cevahir, Yusuf Küpeli, Ulaş Bardakçı, Mahir Çayan ve ’68 kuşağının pek çok devrimci işçi ve öğrenci lideriyle ilgili bilinen bilinmeyen yaşanmışlıklar da su yüzüne çıkıyor.

Sonrasında 12 Eylül yılları... Bir kauçuk botla ve tek kürekle Yunanistan’a geçiş, oradan Doğu Almanya, Hollanda… Barış mücadeleleri, dur durak bilmeyen uluslararası dayanışma çabaları. Ve Küba, Nikaragua... Nikaragua’da Sandinistlerin arasında yaşadığı deneyim ve Latin Amerika üzerine anlattıkları özellikle ilgi çekici ve düşündürücü.

Kitaba Altıncı Süit adını Bingöl Erdumlu vermişti. Johann Sebastian Bach’ın Altıncı Süit’i onun yıllar yıllar süren sessizliğinin, söylemek, duyurmak istediklerinin artık zamanının gelmekte olduğunu çağrıştırırdı ona. Gerçeğin, gerçekliğin zamanı gelmekteydi. Altıncı Süit - Bingöl Erdumlu Kitabı deneyimlerin kolektif bilince ulaşabilmesi amacıyla özellikle yarınlara, genç kuşaklara seslenmektedir.


Ayrıca okuyun