“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

6 karede çocuk İdil Biret

İki yaşında, dinlediği orkestra eserlerinin melodisini piyanoda tek parmakla çıkarabiliyordu. Dört yaşına geldiğinde, Bach’ın bazı eserlerini çalmaya başlamıştı bile. Duyduğu her sesi nota olarak ifade edebiliyordu. “İdil Yasası” olarak da anılan “Harika Çocuklar Yasası”, o yedi yaşındayken çıkarıldı. Sekiz yaşında, ilk radyo konserini verdi. İdil Biret, bugün dünyanın en geniş repertuvarlı piyanistlerinden kabul edilen, çocukluğun neşesini ve muzipliğini hâlâ gözlerinin parıltısında taşıyan bir dâhi.

Gülçin Alpöge’nin dünyaca ünlü dâhi piyanist İdil Biret’in çocukluk ve gençlik yıllarını anlattığı İdil Biret: Dans Eden Parmaklar, 8 yaş ve üzeri genç okurlar için Can Çocuk Yayınları'ndan çıkmışken biz de fotoğraflarla sanatçının çocukluğuna gittik.

 

Kitaptan Biret'i ve dehasını özetleyen bir bölüm:

İdil çalışmaya çok önem verir. Nadia Boulanger egzersiz yaptırmaya bayılırdı. İdil’e durmadan gam ve arpej egzersizleri yaptırırdı. İdil’in zaman zaman buna sabrı tükenirdi. Bazen de kendini bu egzersiz olayına kaptırıp, çalarken yaptığı en küçük hataları kendi bulmaya çalışırdı. O zaman öğretmeni çıtayı yükseltir, ‘Öyleyse bu gamı ellerini çapraz yaparak çal,’ derdi. Evde annesi de bu egzersizleri yapmadan sağlam bir teknik elde edemeyeceğini söylermiş. İdil, ‘İnsan annesiyle babasının birçok konuda ne kadar haklı olduğunu yaşı ilerledikçe anlıyor,’ diyor. ‘Bütün spor dallarında uygulamaya geçmeden önce ‘ısınmak’ zorunludur. Müzikte de böyledir. Çalmaya başlamadan önce egzersizlerle ‘ısınmak’ önemlidir. Hatta bu yapılmazsa, sakatlanma tehlikesi olabilir. Kaslar zedelenir.’

‘Ben kendi adıma konserlere hazırlanırken gamlara, arpejlere çalışmayı öteki alıştırmalara yeğlerim. Buna Bach’ı da eklersek, benim tekniğim hakkında bilgi edinmiş olursunuz. Ciddi bir öğrenci yeteri kadar çalışırsa, benim başka sırrım olmadığını görecektir. Bir müzisyen arzuladığı sonuca ulaşabilmek için kendi olanaklarını tanımak ve sınamak zorundadır.’ Çalışmanın önemini bu şekilde vurguladıktan sonra İdil, ‘Müzik keyifle, neşeyle yapılmalıdır, güzelliği ancak bu şekilde ulaştırabilirsiniz,’ diyor.

İdil Biret bir dâhi. Hepimiz dâhi olamayız elbette, ama onun öyküsü, yetenekli kişilerin çok çalışarak, kendilerini inanç ve sevgiyle sanatlarına vererek iyi birer müzisyen olabileceğini gösteriyor.

 

İLGİLİ HABERLER

http://www.sanatatak.com/view/d-marinin-onur-odulu-dil-birete http://www.sanatatak.com/view/d-marin-festivali-fazil-say-ve-dil-biretle-aciliyor

Ayrıca okuyun