“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Pokémon Go müzelerin ziyaretçi sayısını artırdı

Gündemi Türkiye kadar sık ve travmatik değişmeyen yerlerde hâlâ son günlerin en çok konuşulan konusu Pokémon Go. Bilmeyenler (ya da başka bir paralel evrende yaşayanlar) için Pokémon Go bir arttırılmış sanal gerçeklik oyunu. Nintendo’nun birden piyasa değerini artıran ve günlük kullanıcı sayısı birkaç günde Twitter’ı geride bırakan mobil oyun sanal gerçeklikle gerçek dünyayı bir araya getiriyor. Oyunun müzelere girişleri artırmasının sebebi ise Pokémon’ların eğitildiği yerlerin, Pokéstop’ların bu kültürel alanlarda yer alması.

Pokéstop’ların büyük çoğunluğu müzeler, tarihi yapılar ve simge niteliğindeki binalar ve hatta kamusal alanlardaki sanat eserlerinde yer alıyor. Mesela MET’te yer alan Jean-Baptiste Carpeaux imzalı “Ugolino ve Oğulları” bunlardan biri. British Museum, Boston’daki Museum of Fine Arts ve Art Institute of Chicago da Pokéstop’lara ev sahipliği yapıyor. 

Sanat ve oyun dünyasının bu tuhaf buluşmasında bahsi geçen mekan, yer ve eserlerin herkese açık olması. Aslında mekanizma oyuncuları yerel kültürel mirası keşfetmeye yönlendirdiği için oldukça akıllıca düşünülmüş. Ancak oyuncular tarihi ya da sanatı keşfetmek yerine Spearow’ların ve Zubat’ların peşine düştüğü için fikrin ne kadar işe yaradığı tartışılır.


Ayrıca okuyun