Ben Barcelona 73 yaşında mimarlıktan emekli oldu ve o günden Corona'nın yayıldığı güne kadar haftanın her gününü yeni bir müze, galeri, kamusal yerleştirme gezerek geçirdi. 8 yıl bu rutine bir gün bile ara vermedi. Müze çalışanları da onu tanıyor, hatta ona aileden biri gibi davranıyorlar. Sanat onun için bir özgürlük ve ilham alanı… Salgın sonrası bazı alışkanlıkları değişse de sanattan asla vazgeçmiyor ve müzelerle galerilerin yeniden açılacağı günü bekliyor.
Los Angeles’lı Ben Barcelona 81 yaşında bir sanat aşığı. Covid-19 bile onun sanata olan düşkünlüğünü değiştirmedi. Salgınla birlikte oluşan yeni normale ve karantina koşullarına da kolaylıkla uyum sağladı. Ev yapımı sandviçler, sanat kitapları ve kızının Koreatown’daki yürüyüşlerle 9 ay geçirdi. Şimdilerde Corona’ya karşı zafer elde ettiğini düşünüyor. Her gün 17 bin adım yani neredeyse 10 km yürüyor ve gittiği her yerde sanat gördüğünü söylüyor.
Onun için önünden geçtiği binaların dış cephelerindeki beton çatlaklarından kulağına çalınan trafik gürültüsüne kadar her şey sanat. Sokakta gördüğü manzarayı Rauschenberg, John Cage, Merce Cunningham gibi büyük ustaların eserlerine benzetiyor ve onların da sokaktan ilham aldıklarını ancak şimdilerde tam olarak anladığını söylüyor. İnşaat sesleri, kornalar, yürüyen insanlar onun için bir dans…
Steve Turner Gallery, Regen Projects ve Bridge Projects gibi galeriler randevu ile açıldığında temkinli davranmış ve sadece dışarıdan bakmış. Çevrim içi sergileri ise yeterli bulmuyor. İstediği teması kuramadığından şikayet ediyor.