“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Woody Allen’ın kekelemeleri film oldu

Woody Allen sanatın farklı alanlarında üretkenliğini hiç kaybetmeden kariyerine devam ediyor. Hepimizin bildiği aktörlük, yönetmenlik ve senaristliğinin dışında müzisyenlik ve New Yorker’da yazarlık gibi yönleri de var. Filmlerinde büründüğü karakterlerin aksine hayatı daha çok başarı hikayelerinden ibaret. Hatta Eric Lax’in yazdığı biyografiye göre lise yıllarında başarılı bir atlet. Koşuya merakının yanında 7 ay da boks çalışmış ancak ailesi yarışmasına müsaade etmemiş.

45 dakika boyunca aralıksız kekeliyor

Artık Jesse Eisenberg ile temsil ettiği sinemadaki “kendi” ise bu tablodan çok farklı, içe dönük, kolayca paniğe kapılan, utangaç ve çekingen… Woody Allen’ın sinemada sürdürdüğü karakterin -adı, işi, konumu değişse de- temel özelliği kekelemesi. Özellikle panik ve heyecan anlarında kekeleyen Allen’ı beyaz perdede görmeye bu kadar alışık olmamızsa tamamen onun seçimi. Çünkü Huffington Post’un sanatçının film kariyerinden derlediği 45 dakikanın tamamı, aralıksız biçimde, Woody Allen’ın kekelemelerinden oluşuyor.

Video, 1965 tarihli What’s New Pussycat’ten başlayarak 2012 yapımı Rome With Love’a kadar kronolojik olarak Allen’ın büründüğü karakterlerin kekelemelerini gösteriyor.

https://www.youtube.com/watch?time_continue=2651&v=0E34d7NXqPQ

Ayrıca okuyun