“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

SARI ZARFLAR: BİR ÜLKENİN VİCDANI, BİR EVLİLİĞİN ÇÖKÜŞÜ

Sarı Zarflar

Otoriteler ve aydınlar arasında ezeli bir çatışma vardır. Ta Sokrates’ten başlayıp tarih boyunca ülke ülke bu ihtilaf ele alınabilir. İlker Çatak’ın Berlin Film Festivali’nde yarışan Sarı Zarflar filmi de bugünün Türkiye’sinde gerçek olaylardan yola çıkarak siyasi baskılar sebebiyle işlerini, evlerini, inandıkları değerleri, ideallerini, dostlarını, huzurlarını, uyumlarını kaybeden, ikileme düşen bir tiyatrocu çiftin yaşadıklarını konu alıyor. Çatak’ın hem içeriden hem dışarıdan bakabilen merceğinden Türkiye tiyatro sahnelerinden dizi setlerine, üniversitelerden liselere, et fiyatlarından pizza merakına dek Türkiye’ye bakıyoruz. Öte yandan başlarına gelenlerin coğrafyadan bağımsız olarak bir evliliği nasıl etkilediğini anlatan bir film, Sarı Zarflar.

Brechtyen denebilecek bir tavırla Ankara niyetine Berlin, İstanbul niyetine Hamburg’da çekilen filmde, buralardaki binalar, üzerlerindeki yazılar, trenler, hatta para birimi olduğu gibi bırakılmış, Sarı Zarflar’da. Dijital olarak her şeyin yapılabileceği bir çağda Çatak, mekan izleyicinin hayal gücüne bırakmayı tercih etmiş. Hem sanat politikası olarak hem dramatik açıdan çağdaş ve cesur bir yaklaşım. Karakterler Türk, olaylar Türkiye’de geçiyor, ilişkiler Türk kültürüne özgü, kullanılan dil Türkçe. Uzaktan Anıtkabir’i gösterip köprüden geçerken Boğaziçi’ne bakmanın bir katkısı yok filme. 

Devlet tiyatrosunda oyunu sahneye konan, başrolü de eşi Derya (Özgü Namal) üstlenen Aziz (Tansu Biçer), konservatuvarda öğretim üyesidir. Öğrencilerin bir protestosunu desteklemesi ve o sırada dersine giren öğrencileri de eyleme katılmaya teşvik etmesi nedeniyle o ve meslektaşları hakkında soruşturma açılır. Aziz’in oyununun kaldırılmasına karşı çıkan Derya’nın tutumu da onun işini kaybetmesine sebep olur. Olaylar bu şekilde gelişince akla ister istemez iddialara göre Tamer Karadağlı’nın Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne atanmasına karşı çıktıkları için Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı’ndaki sözleşmeleri yenilenmeyen 12 eğitmen geliyor. HÜDAPAR protestoları üzerine bazı oyunların kaldırılması gündeme gelmişti. Filmde parkta eğitim verilmesi gibi ayrıntılar da 2021’den bu yana devam eden Boğaziçi Üniversitesi protestolarını akla getiriyor. Rektör atamasına karşı çıkan öğrenci ve öğretim üyelerinin üniversiteden atılmalarıyla sonuçlanmıştı… Sarı Zarflar her kurmaca eser gibi senaristlerinin gerçek olaylardan esinlenmelerini ve gözlemlerini kendi konusu içinde harmanlıyor. En başarılı yanı da toplumsal çelişkileri sergilemesi. Filmi izlerken birçok anda “Tam da böyleyiz değil mi?” diye kendi kendine soruyor insan. Sarı Zarflar'ın, başarılı bir yanı da slogan atıp yanıtlar vermemesi. Çok soru soran ve sorduran bir film. 

Adıyla kişilere tebliğ edilen belgeleri anlattığı için doğrudan politik bir eser olarak okunabilir, sonuçta bireylerin hayatını darmadağın eden bir baskıdan ve korku ikliminden bahsediyor. Öte yandan olaydan çok karakter odaklı bir anlatı olarak görebiliriz. Kaybedilen değerlere, ihanet edilen ideallere, bozulan insan ilişkilerine, hayattaki önceliklere, baskı altında verilen tepkilere ya da çözülmeye dair etkileyici bir drama. Özgü Namal, Tansu Biçer, İpek Bilgin üçlüsü başta olmak üzere oyuncuların başarısı her tür övgüye değer. Tiyatronun önemli yer tuttuğu bir filmde nüanslı, inandırıcı ve etkileyici performanslar veriyorlar. 

Bu sayede aklımıza birçok soru üşüşüyor: Açılan davalardan beraat etseler yaşadıkları duygusal, düşünsel yıpranmayı kim nasıl telafi edecek? Dostlarıyla ve birbirleriyle ilişkileri nasıl sürecek? En fenası güven duygularını kaybetmeleri olmayacak mı? Adalete inançları sarsılmayacak mı? Sarı Zarflar çok zarif ve çarpıcı bir final yapmasına rağmen izleyicinin zihninde bitmiyor, karakterlerle, yönetmenle, sistemle tartışmaya devam ediyoruz…




Ayrıca okuyun