2016 yılında Cannes Film Festivalinde Kurtla Kuzu, 2019’da Yetimhane / Parwareshgah ile önemli başarı kaydeden Shahrbanoo Sadat, 76. Berlin Film Festivali’nin açılışını cesur ve feminist olduğu kadar eğlenceli ve renkli bir romantik hicivle yaptı.
Yıl 2021, Şubat’ın 14’ü. Mekan Kabil. Sevgililer Günü. Kırmızı güller, kırmızı balonlar satılıyor. Taliban’ın ülkedeki ilerleyişi 20 Ağustos’ta Kabil’e girişiyle sonuçlanmadan önce, son göreceli özgürlük günlerini yaşıyor, Afganistan’ın başkenti. Yine de mekan düşünülünce hiç beklenmedik bir manzara bu! Filmin çok sayıdaki sürprizlerinden biri sadece… Bir televizyon muhabiri ‘günün anlam ve önemine dair’ sokak röportajları yapmaya çalışıyor. Mikrofon uzattığı erkeklerin gözüne aşk meşk görünmüyor, ama elindeki kırmızı gül demetini satmaya çalışan kadın içini döküyor.
“Kocanız size hiç seni seviyorum dedi mi?
Demedi…
Siz ona seni seviyorum dediniz mi?
İçimden dedim, ama hiç yüksek sesle söylemedim. Yoksa iyice havaya girerdi.
Afganistan’da iyi erkek var mı?
Hiç yok. Defalarca dayak yedim ben, hakarete uğradım. 67 yaşındayım, hayat değil bu, güzel kızım”.
Karşılarında bir kadın muhabir görünce rahatça konuşan kadınların röportajı, dört yıldır bir sabah programında (*) kamera arkasına geçen Naru’nun kariyerinde bir dönüm noktası oluyor. Üstelik biz izleyiciler, kıdemli ve tanınmış muhabir Qudrat Kadiri’nin ona bu görevi ceza olsun diye verdiğinin farkındayız. İkiyüzlülüğü her halinden belli ABD - Taliban aracısı Mevlevi Saheeb’in binbir nazla vermeyi kabul ettiği röportaj sırasında Naru, başında iğreti duran, hissettiği rahatsızlığı vurgulayacak şekilde sürekli düzeltmek zorunda kaldığı ince, şeffaf, bordo fularının omuzlarına kaydığını fark etmedi ya da buna aldırış etmedi çalışırken! Kamerayı kullananın bir Afganlı kadın olabileceğine ihtimal vermeyen ve Naru’yu Dari öğrendiği için tebrik eden, Adnan Oktar’ı akla getirecek şekilde “Maşallah Maşallah” diyen şeyhin birden nevri dönüyor. Sorulan soruları beğenmediği besbelli… Kafası açık bir kadınla aynı odada bulunamam ben, diye gürleyip gidiyor. Filmin başından bu kısmına kadar geçen 20 dakika içinde tek bir iyi erkeğe rastlamıyoruz. Şoförü, müdürü, muhabiri, şeyhi hepsi aynı şekilde kadınları aşağılıyor ve küçük görüyor. Filmde ‘iyi erkek’ görmek için çok bekleyeceğiz!
Sadece bu filmde değil, tabii!
No Good Men, yönetmenin ikinci filmi Yetimhane’de de önemli yer tutan, bölgeye özgü popüler sinema (Hindistan, Pakistan, Bangladeş) çağrışımlarının feminist versiyonu diyebileceğimiz bir ön jenerikle başlıyor. Çok yakın planda çekilmiş kaktüs çiçekleri Pakistanlı şarkıcı Nazia Iqbal’in seslendirdiği şarkının ritmine uygun olarak hızlandırılmış bir montajla birbiri ardına açıyor! Fallus şekilli kaktüsler dikenleriyle kötücül erkekliğin mizahi simgeleri olarak kullanılmış. Filmde çok daha fonksiyonel bir fallus temsili daha var, kadınların cinsel arzularını vurgulayan ve onları nesne değil, haz alan özne olarak tanımlayan: ABD’den gelen arkadaşından Naru’ya bir boşanma hediyesi; abartılı boyutu dışında son derece gerçekçi yapılmış bir dildo. Biri tesettürlü, biri adet yerini bulsun diye başına bir örtü atmış, diğeri seküler giyimli üç kadının ortasında pilinin gücü kadar hareket edip güldürüyor hepimizi. Sabırlı izleyiciler filmi jeneriğin sonuna kadar izlerse, orada da hatırladıkça müstehzi müstehzi gülecekleri bir imge bekliyor onları.
Söz konusu olan moda deyişle toksik erkeklik değil, çağlar boyu öğretilmiş / öğrenilmiş bir kötülük. Bir kadını eşiti olarak görmeyen, ona bir insan olarak nitelikleri ve kişiliği dolayısıyla saygı ve sevgi duymayan erkekler nasıl iyi olsun ki? Qudrat Kadiri karakterinin dönüşümü, onunla Naru arasındaki aşk öyküsü, bütün eşitsizlikleri ve imkansızlıkları ortaya koyarak, sevmekten başka hiçbir şeyin erkekleri kurtarmayacağını ortaya koyuyor. Anlatı bu ilişkinin evrimi üzerine kurulu. Qudrat ile Naru arkadaş olup birbirlerini tanıdıkça, birlikte bazı tabuları kırdıkça (örneğin boğucu aile salonunda değil de akvaryum önünde ferah salonda, tek kadın Naru olduğu halde yemek yiyorlar), meslektaş olarak birbirlerine saygı duydukça aşık oluyorlar… Erkeklere kendilerinin bütün varlıklardan üstün olduğunu empoze eden bir sistemden tek çıkış sevgi. Son derece karanlık ve umutsuz bir dönemin içinden aşkla, eski usul romantizmle ve mizahla umut veriyor, yönetmen. Bütün totaliter rejimlerin de özüne iniyor: Taliban gelir, Taliban gider erkeklik baki kalır, diyor imgeleriyle.
Naru’yu bizzat canlandıran yazar ve yönetmen Shahrbanoo Sadat Afganistan’da en acımasız, en korkunç uygulamasına hala tanık olduğumuz ataerkil tahakkümün köklerine işaret ediyor. İzleyiciye siyasi açıdan didaktik bir filmle vaaz vermek yerine, Afgan usulü bir romantik hiciv çerçevesinde dikenli erkekliği evrensel boyutuyla anlatıyor. Film, evliliklerin kadınlar için nasıl bir tutsaklık ve işkence olduğunu Naru’nun bir türlü resmen boşanamadığı kocasıyla ilişkisi üzerinden tespit ederken, evlilik dışında iki kişi arasındaki en sosyal münasebeti bile erkek egemenliğine tehdit olarak gören barbar zihniyeti de film boyunca birçok örnekle teşhir ediyor.
No Good Men bir yandan da Afganistan’da güvenle, özgürce ve gerçek anlamda habercilik yapmanın olanaksızlıklarını anlatıyor. İki Taliban yönetimi arasında dahi birçok gazetecinin tehdit edildiğini ve öldürüldüğünü biliyoruz. Yönetmen de filmini servis aracında öldürülen Tolo TV çalışanlarına adamış. Film, janr sineması öğelerine rağmen sahiciliğiyle, önemli ölçüde otobiyografik olduğunu belli ediyor. Kazablanka filminden bu yana savaş dönemi romantik filmlerinin olmazsa olmazı haline gelen bir sevgilinin diğeri için kendini feda ettiği o romantik final değilse de, Sadat’ın THY uçağıyla ülkeden kaçışı gerçek… Türk askerlerinin bir çocuğu barikattan aşırdığı anı yakalayan o ikonik fotoğraf karesini de birebir görüyoruz.
(*) Filmde yer verilen bölümde şiddet gören, aldatılan kadınların ne yapmaları gerektiğine dair sorusuna filmin uzmanı şöyle cevap veriyor: Kadınlar çiçektir. Dekordaki çiçekleri göstererek kadınları yaş aldıkça ve çocuk doğurdukça taç yaprakları dökülen çiçeklere benzetiyor. Sonra boya küpüne düşmüşe benzeyen sunucuyu işaret edip daha çok makyaj yapmalarını öneriyor… Sunucu 15 yaşında gösteriyormuş bu sayede.