“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

Agorafobi ve Agora-öfori: Taksim Meydanı

Gezi Parkı’na dokunulmama kararı alındı. Topçu Kışlası da yeniden yapılmayacak. Meydan bize mi kalacak? 


Bir tür Çin Ruleti oynamak ister misiniz? Şehir bir film olsa başrolünde hangi birimi olurdu? Ben “meydan” derdim.

Meydan, şehrin filminin en can alıcı aktörüdür. Devrimi de, linci de, eğlencesi de, cinayeti de, terörü de, dansı da, tacizi de… meydanlarda olur. Kızıl Meydan, Tiananmen, Vatikan Meydanı, Times Square... Kentlioğlu bizler meydanlarda devrim yapar, meydanlarda toplu cinnet geçirir, şevke geliriz. En çok “toplu” hale geleceğimiz yer neresiyse orada toplanma halinin en iyisi ve en kötüsünü sahneye koyar, kendimizden geçer, sayıda çokluğun kişiliğimizin en derinlerindekini korkusuzca hayata geçirmesine şahit oluruz –hayır, artık şahit olmaktan başka bi


Ayrıca okuyun