Ayşegül’le Podcast serisinde Ayşegül Sönmez, Coachella sahnesinde sergilediği performans sonrası eleştirilerin odağına yerleşen Madonna’yı, akademisyen, ‘Cinsiyetçi İkiyüzlülük’ kitabının yazarı, Prof. Dr. Ayşegül Yaraman ile birlikte değerlendirdi. Söyleşide, sanatçının sahne performansından çok yaşı ve kıyafeti üzerinden yürütülen tartışmaların arka planı ele alındı.
Ayşegül Sönmez, Madonna’nın Sabrina Carpenter ile benzer estetikte sahneye çıkmasının yoğun eleştiri aldığını hatırlatarak, kamuoyunda sıkça dile getirilen “artık sahneye çıkmamalı” görüşünü gündeme getirdi. Bu yaklaşımın özellikle kadın sanatçılar söz konusu olduğunda daha görünür hâle geldiğine dikkat çekti.

Ayşegül Yaraman ise tartışmanın merkezinde kıyafetten çok yaş ve cinsiyet ilişkisi bulunduğunu belirtti. Yaraman’a göre aynı yaş, kadınlar ve erkekler için eşit biçimde değerlendirilmiyor ve kadınlar söz konusu olduğunda yaş, daha hızlı biçimde olumsuz bir kategoriye dönüşüyor. “Yaşlanmak bir şanstır; herkes bu noktaya ulaşamaz” diyen Yaraman, yaşın değil, yaşa yüklenen anlamların sorunlu olduğunu ifade etti.
Söyleşide, popüler kültürde kadın bedeninin hâlâ denetim altında tutulduğu vurgulanırken, Madonna’ya yöneltilen eleştirilerin de bu çerçevede okunması gerektiği belirtildi. Yaraman, bir sanatçının sahneye çıkıp çıkmamasının yaşla değil, performansıyla ilgili olması gerektiğini belirterek, “Beğenmeyen izlemeyebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Öte yandan, tartışmanın yalnızca kültürel değil, ekonomik ve ideolojik boyutları da olduğuna dikkat çekildi. Yaraman, bedenin giderek metalaştığını ve özellikle kadın bedeni üzerinden kurulan söylemlerin piyasa dinamikleriyle ilişkili olduğunu ifade etti. Menopozdan yaşlanma karşıtı uygulamalara kadar uzanan geniş bir alanın ekonomik bir pazar hâline geldiğini belirten Yaraman, bu durumun yaşlanmayı bir “kusur” gibi gösterdiğini söyledi.
Söyleşinin son bölümünde ise Yaraman, “feminizm” kavramına mesafeli durduğunu, bunun yerine cinsiyetçiliğe karşı somut bir yaşam pratiğinin önemine işaret ederek, “Feminizmi ben artık demode buluyorum. Bir etikete yani feminist etiketine kıstırılıp pratiğin artık gözden kaçma vesilesi gibi feminist tabirinin kullanıldığını görüyorum. Mesela artık cinsiyetçiliğe, cinsiyete karşı mücadeledir. Bu mücadelenin içinde kadınlar da var. LGB t'yi bireyler de var. Hatta erkeklik krizi de var,” dedi. Ona göre, yalnızca söylem düzeyinde kalan tartışmalar dönüşüm yaratmıyor; bireylerin savundukları değerleri gündelik hayatlarında uygulamaları gerekiyor.
Ayşegül’le Podcast serisinin üçüncü bölümünde yapılan bu değerlendirme, Madonna üzerinden yürüyen tartışmanın aslında daha geniş bir çerçevede, yaş, cinsiyet ve beden politikalarıyla ilgili yapısal bir soruna işaret ettiğini ortaya koyuyor.
Ayşegül'le Podcast sersinin dilemek için tıklayın.
