“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

ANADOLU’NUN ANTİK YÜZEYLERİNDEN GÜNCEL KURGULARA

Sanatatak ve İş Mekan iş birliğiyle sürdürülen Hayati Keşifler Kulübü serisinin bu ayki konuğu Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar oldu. İkili, Anadolu’nun arkeolojik mirasını çağdaş üretim pratikleriyle yeniden düşünmeye açtı.

Sanatatak – İş Mekan iş birliği kapsamında Kasım ayından bu yana devam eden ve her ay farklı disiplinlerden isimleri ağırlayan Hayati Keşifler Kulübü serisi, bu kez Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar’ı konuk etti. “Anadolu’da 10 Antik Sahne ve 10 Yeni Kurgu” başlıklı sunumda ikili, arkeolojik alanları yalnızca tarihsel veri olarak değil, güncel üretimin bir parçası olarak ele alan bir yaklaşım sundu.

Ekici ve Sorar, Anadolu’nun farklı noktalarından seçtikleri 10 arkeolojik alan ve nesne üzerinden, yüzey, form ve mekân ilişkisini yeniden yorumladıkları üretim süreçlerini paylaştı. Aşıklı Höyük, Seyitömer Höyük, Tavşanlı Höyük, Tunceli Koç Biçimli Mezar Taşları, Alacahöyük Fraktin, Topada Sirkeli, İvriz ve Hitit Yazıtları, Yozgat Uşaklı Höyük, Gordion Ayaş ve Kibyra Mozaik Tabanları, Tarsus Donuktaş, Hakkari Stelleri, Yesemek Heykel Atölyesi, Karatepe Aslantaş gibi örneklere yer verildi. Her bir başlık, yalnızca tarihsel bir bilgi olarak değil; biçim, yüzey, oran ve mekân ilişkileri açısından çözümlenen birer üretim girdisi olarak ele alındı.

Bölgeler ve yapılar ele alınırken, süreç boyunca bu konuya eğilen ve emek veren isimler de anıldı: “Karatepe Aslantaş şundan dolayı çok değerli: Bir kere arkeolojiyi müzeye götürmeden, yerinde deneyimletmek adına inanılmaz güzel bir yer. Çam ormanları içerisinde Hitit sanatıyla, Hitit bilgileriyle, Hitit mimarisiyle baş başa kaldığınız etkileyici bir mekan.

En değerli isimlerden bir tanesi de tabii ki de sevgili Halet Çambel... Hiçbir zaman buraya bir kazı alanı olarak yaklaşmıyor. Yani 1940'lara gidelim; bir kadınsınız ve Anadolu'da arabaların bile gidemediği yerlere, dağın başına atlarla gittiğiniz bir kazı alanını düşünün. İnanılmaz zorluklar... 

Günün sonunda 1947 gibi yıllarda, 50'li yılların başında buralarda çalışmış bir insan; buradaki halkın gelişmesi için de elinden geleni yapmış. Örneğin; Karatepe'deki Kilim Kooperatifi'nin kurulmasına önayak olmuş. Oradaki kadınların kalkınması için, oradaki kadınların kültürü yaşatması için çeşitli adımlar atmış. Yine hemen burada bir ustayı görüyorsunuz; o ustanın dedesi bile zamanında Halet Çambel sayesinde ahşap işçiliği eğitimi alarak aslında turistik nesneler ürettiği bir yapı geliştirmiş ve çok güzel şeyler tasarlıyorlar.”

Ekici ve Sorar, arkeolojik unsurları incelerken özellikle malzeme kullanımı, yüzeydeki aşınma izleri, strüktürel çözümler ve mekânın kullanıcıyla kurduğu ilişki gibi detaylara odaklandı. Antik dönemin üretim mantığındaki tekrar, modülerlik ve dayanıklılık gibi kavramların, günümüz dijital üretim araçlarıyla nasıl yeniden yorumlanabileceğini örnekler üzerinden aktardılar. Bu bağlamda geçmiş, yalnızca referans alınan bir estetik alan değil; aynı zamanda bir yöntem ve düşünme biçimi olarak konumlandırıldı.

Fiziksel ve Dijital Dünya Arasındaki Sınırlar Esniyor 

İkili, antik dönemin mimari çözümleri, malzeme kullanımı ve üretim tekniklerini günümüz teknolojileriyle ilişkilendirerek, geçmişin yapısal reflekslerini bugünün sanat diline nasıl dönüştürdüklerini aktardı. Artırılmış gerçeklik (AR), sanal gerçeklik (VR) gibi yapay zekâ destekli sistemler aracılığıyla geliştirdikleri projelerde çalışan sanatçılar, fiziksel ve dijital dünya arasındaki sınırların nasıl esnetilebileceğine dair örnekler sundu.

İkilinin yaklaşımı, arkeolojiyi yalnızca kazı ve koruma pratikleriyle sınırlı bir alan olarak değil; güncel sanat üretimi için açık bir laboratuvar olarak ele alıyor. Bu perspektif, geçmişin katmanlarını bugünün teknolojileriyle yeniden düşünmeyi mümkün kılarken, aynı zamanda sanat üretiminde disiplinlerarası geçişlerin de altını çiziyor.

Ahmet Rüstem Ekici ve Hakan Sorar’ın bugüne kadar SACO Bienali, Ars Electronica, İstanbul Modern, Mardin Bienali ve Sónar+D gibi uluslararası platformlarda sergilenen işleri, bu yaklaşımın farklı ölçeklerdeki yansımalarını ortaya koyuyor. İş Mekan’daki sunum ise bu üretim pratiğinin arka planını, düşünsel çerçevesini ve teknik süreçlerini daha yakından izleme imkânı sundu.

Sanatatak – İş Mekan iş birliğinde düzenlenen Hayati Keşifler Kulübü serisi, önümüzdeki ay farklı bir disiplinle devam edecek. Bir sonraki buluşmada katılımcılar, mutfak pratiğini çağdaş düşünceyle ilişkilendiren çalışmalarıyla tanınan şef Maksut Aşkar’ı dinleme fırsatı bulacak.


Ayrıca okuyun