Komedyen Yunus Yılmaz’ın yazıp başrolünde yer aldığı YouTube’da yayımlanan 7 bölümlük mini dizi ‘Rutin’, gündelik hayatın içine sinmiş anlara odaklanıyor. İlişkilerinde sürekli aynı döngülere giren biri ya da iş hayatında tükenmişlik yaşayan bir karakter üzerinden, modern insanın içsel sıkışmışlığını görünür kılıyor. Abartmadan, bağırmadan…
Gündelik hayat çoğu zaman büyük olaylardan değil, tekrar eden küçük anlardan oluşur. Aynı cümleler, benzer tepkiler, tanıdık jestler. ‘Rutin’, tam da bu tekrarların içine bakıyor. Abartmadan, bağırmadan, çok güleceksiniz vaadi vermeden izleyicisini kahkahanın değil, tanıdıklığın eşiğine çağırıyor.
Komedyen Yunus Yılmaz’ın yazıp başrolünde yer aldığı, YouTube için ürettiği 7 bölümlük mini dizi ‘Rutin’, her bölümde başka bir hikâye ve başka bir karakterle karşımıza çıkıyor. Bölümler arasında doğrudan bir anlatı sürekliliği bulunmuyor; ancak dizinin duygusal ve düşünsel tonu her bölümde ortak bir zeminde buluşuyor. Çünkü ‘Rutin’, belirli olay örgülerinden çok, gündelik hayatın içine sinmiş ruh hâllerini merkeze alan bir anlatı kuruyor.
Dizi, büyük dramatik kırılmalar yerine, sıradanlığın içinde sıkışmış anlara odaklanıyor. İş hayatında tükenmişlik yaşayan bir karakter, ilişkilerinde sürekli aynı döngülere giren biri ya da toplumsal beklentiler karşısında kendi sesini yitirmiş bir birey üzerinden, modern insanın içsel sıkışmışlığını görünür kılıyor. Bu karakterler çoğu zaman abartılı biçimde çizilmiyor; aksine fazlasıyla tanıdık, hatta rahatsız edici ölçüde gerçek bir yerden kuruluyor.
Her bölüm, izleyiciyi hızlı bir mizah temposuyla içine çekerken, bölüm ilerledikçe bu mizahın altında yatan kırılganlık ve yalnızlık hissi belirginleşiyor. Komedi, burada yalnızca güldürmeye yönelik bir araç değil; bireyin gündelik hayatta bastırdığı huzursuzlukları açığa çıkaran bir anlatım biçimi olarak işlev görüyor. Bu yönüyle ‘Rutin’, izleyiciyi kahkaha ile iç sıkıntısı arasında gidip gelen bir duygu alanında tutmayı başarıyor.
Dizinin en dikkat çekici yönlerinden biri, karakterlerin çoğunlukla ‘küçük’ anlar üzerinden tanımlanması. Bir bakış, bir suskunluk, bir tekrar eden davranış ya da söylenemeyen bir cümle, karakterin iç dünyasını açmak için yeterli hale geliyor. Böylece her bölüm, izleyicinin kendi gündelik hayatından bir parçayla temas kurabileceği kısa ama yoğun bir deneyim alanı yaratıyor. ‘Rutin’, tam da bu nedenle, anlatılan hikâyelerden çok, hissettirdiği duygular üzerinden akılda kalan bir yapı kuruyor.
Burada mizah, herkese hitap etme iddiası taşımıyor. Zaten belki de tam bu yüzden işliyor. ‘Rutin’, gülmeyi zorunlu kılmıyor; düşünmeye alan açıyor. Komedi, bir sonuç değil; bir araç haline geliyor. Dizi, izleyicinin kahkaha beklentisiyle kurduğu refleksi kırarken, mizahın değişken doğasına da küçük bir parantez açıyor: Herkesin aynı şeye gülmemesi, belki de en sahici durum.
Yılmaz’ın “İnternetten aldığımızı internete geri veriyoruz” cümlesi dizinin üretim biçimini de açıklıyor. ‘Rutin’, televizyon estetiğini taklit etmiyor; internetin hızını, sadeliğini ve doğrudanlığını benimsiyor. Uzun skeçler ya da yüksek prodüksiyonlu sahneler yerine, kısa ve net bir anlatım tercih ediliyor. Dizi, internetin tüketim alışkanlıklarını eleştirirken, tam da o alanın içinden konuşuyor.
Yönetmenliğini Süreyya Bursa’nın üstlendiği dizide, Yunus Yılmaz’a Merve Yılmaz, Almıla Bayraktar, Berfin Gül, İbrahim Harbelioğlu, Onur Tanyeri, Sude Yağmur Bulut ve Yusuf Nebioğlu eşlik ediyor. Oyunculuklar, abartıya kaçmadan bu küçük anların taşıyıcısı oluyor.
