Bazılarımız kapağa tutulur, bazılarımız cümlelerin altını çizer, bazılarımız ise kitapları hayatın içinde bir estetik nesne gibi konumlandırır. Okuma biçimi, yalnızca bir alışkanlık değil…
Japonca bir kelimeden yola çıkan Tsundoku - Japon Kitap Biriktirme Sanatı, kitaplarla kurduğumuz ilişkiyi görünür kılıyor. Taiki Raito Pym’in kaleme aldığı ve Batuhan Özkan Köksal çevirisiyle Doğan Novus tarafından yayımlanan kitap, rafların aslında bir tür otobiyografi olduğunu hatırlatıyor.
Tsundoku - Japon Kitap Biriktirme Sanatı kitabından bir soru da Sanatatak okurlarına geliyor: “Ne tür bir okursun?”
1. Eve yeni bir kitapla döndüğünde ilk yaptığın şey nedir?
a. TikTok için yeni bir video hazırlarım.
b. Kitabın sayfalarını karıştırırım.
c. Onu koyacak bir yer ararım.
2. Satın aldığın kitapları neye göre seçiyorsun?
a. Sosyal medyada gördüğüm önerilere göre.
b. Kapağına göre.
c. Konusuna göre.
3. Hiç estetik açıdan kötü görünen bir kitap aldığın oldu mu?
a. Asla.
b. Nadiren.
c. Sık sık.
4. Kitapçıya girdiğinde önce neye bakarsın?
a. Booktoker bölümüne.
b. Yeni çıkanlara.
c. Roman ve klasiklere.
5. Kitapların:
a. Post-it'lerle dolu.
b. Tertemiz.
c. Kaç kere okuduğuma bağlı olarak değişir!
6. Kütüphanenin düzeni:
a. Renk sırasına göre.
b. Türlere göre.
c. Alfabetik sıra ya da yayınevi düzenine göre.
CEVAPLAR
- Yanıtların çoğu a şıkkı ise: Sen bir sosyal okursun. Evindeki kitaplar popüler eserlerin bir aynası âdeta. Yaşamını başkalarıyla paylaşmayı sevdiğin gibi okuma tercihlerini de paylaşmaktan keyif alıyorsun.
- Yanıtların çoğu b şıkkı ise: Sen her türden kitabı seven bir okursun. Senin için önemli olan hangisi olduğundan bağımsız olarak yanında kitap olması çünkü hepsini seviyorsun. Senden seçim yapmanı istemek, bir ebeveyne en çok hangi çocuğunu sevdiğini sormakla neredeyse aynı anlamı taşıyor.
- Yanıtların çoğu c şıkkı ise: Sen eleştirel bir okursun. Kitaplarını, anlattıkları hikâyeler ve derinlemesine ilgilendikleri konular için seversin. Senin için önemli olan bir kitabın dış görünüşü değil, iç dünyası!
