“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

NO.910 BELGESELİ

07.02.2026 - 31.12.2026
  • YouTube
No.910

No.910 filminin yönetmen ve yapımcılarından filme dair not: 

6 Şubat depreminin üzerinden üç yıl geçti. Adalet sağlanmadı, sorumlular cezalandırılmadı. Depremzedeler evlerine dönemedi, yaşam koşulları düzeltilmedi. Hakikat ve adalet peşinde mücadeleleri hala devam ediyor. 

No.910 (2024) belgeseliyle, depremden yaklaşık bir yıl sonra, yıkımın bıraktığı izleri takip etmeye çalıştık. Hayatta kalanların neler yaşadığını, hangi koşullarda tutunmaya çalıştıklarını ve karşı karşıya kaldıkları adaletsizliği görünür kılmayı amaçladık.

Filmin Antakyalı yönetmeni Erkan’ın, depremin sekizinci ayında Affan Mahallesi’nde kaydettiği görüntüler, izleyiciyi ailesinin kişisel tarihine; oradan da mahallenin belleğine ve depremin çok katmanlı etkilerine tanıklığa davet ediyor.

Erkan’ın henüz bir belgesel fikri yokken, daha çok kayda alma ve tanıklık etme ihtiyacı ile çektiği görüntülerden oluşan belgesel, iki kısma ayrılıyor. İlk kısımda, yıllar önce Affan’dan ayrılmış olan babası ile birlikte, yıkıntılar arasında bizi dolaştırırken, Antakya’nın tarihini ve kültürel etkisini görüyoruz. Babasının anlatısı, öte yandan kendisini İngilizce ifade etmesi ile birlikte, Antakya’ya hem yakınlığı hem de uzaklığını ifade etmeye çalıştığımız bu kısımdan sonra, mahalleden doğumundan beri hiç ayrılmamış olan halası ile buluşuyor ve mahallenin aynı noktalarından halasını takip ediyoruz. Bu kısımda, filmin hızı artmaya başlıyor, nostalji ve hüzünden öfkeye geçiyoruz. 

Erkan’nın halası, yıkıntılar arasında yolunu bulurken ve bize yol gösterirken, tüm öfkesiyle, devletin yerinden etme ve demografik yapıyı bozma politikalarına rağmen, hala mahalleyi terk etmeyişi ile başlı başına direniyor.

Tüm devletler gibi Türkiye de, anmaları, bir güne sıkıştırmaya, hafızayı kendi istediği gibi biçimlendirmeye, bu ekonomik, sosyal ve ekolojik krizin üzerini kapatmaya çalışıyor. 

Antakya; rezerv alanlara karşı, TOKİ projelerine, zeytin ve mandalina ağaçlarının katledilmesine karşı, asbestin sulara dökülmesine karşı, Asi Nehri’nin kurutulmasına karşı, mücadelesini her gün sürdürüyor.

Bu mücadeleyi hatırlatmak ve daha çok kişiye ulaştırmak için depremden üç yıl sonra filmi kısıtlı bir süre için çevrimiçi erişime açıyoruz. 

Unutmuyoruz, unutturmuyoruz. Tüm kaybettiklerimizin anısına…

Not: Filme, 7 Şubat Cumartesi 20.00'dan itibaren bu linkten ulaşabilirsiniz.

Ayrıca okuyun