“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

GÖÇ HİKÂYESİ KİMSE İÇİN KOLAY DEĞİLDİR 

Güneş Terkol’un Epipe sergisinden görünüm, Salt Galata, 2026. Fotoğraf: Metean Bars

Kazan Tatarları’nın Rusya’dan Çin’e, oradan Türkiye’ye uzanan göç hikâyesini merkezine alan bir sergi: Epipe. Epipe’nin dans eden bir kadın figürünü anlatan Tatar halk şarkısı olduğunu; neşe, canlılık ve hareketlerin yanında ortak ritim duygusunu desteklediğini sergide öğreniyoruz. 

Salt Sanatsal Araştırma ve Üretim Destek Programı kapsamında desteklenen projelerden biri olan Güneş Terkol’un Epipe başlıklı sergisi, Salt Galata’da açıldı. Kazan Tatarları’nın Rusya’dan Çin’e, oradan Türkiye’ye uzanan göç hikâyesini merkezine alan serginin çıkış noktasını anlatırken Terkol, “Ailemin göç hikâyesi. Aile büyüklerime Çin’de nasıl bir ortamda yaşamış, Rusya’ya nasıl göç etmiş, neler görmüş diye sorarak aile tarihimizin sözlü kayıtlarını alarak başladım. Birçok kişiyle röportaj yaptık, sergide görünenler çok sınırlı sayıda. Arşivimiz ve eşyalarımız çok fazla bu nedenle bu bitmiş bir proje sayılmaz devam edecek bir proje,” diyor.

Epipe, Güneş Terkol’un, annesi Elmira Terkol ile birlikte sürdürdüğü sözlü tarih ve arşiv çalışmasının bir çıktısı olarak şekilleniyor. Sergi, 19. yüzyılın sonlarında başlayan ve kuşaklar boyunca devam eden bu göç sürecine ilişkin anlatıları; çizim, animasyon ve dikiş gibi farklı üretim biçimleriyle bir araya getiriyor. Sanatçı, geçmiş yıllarda ürettiği işler ile bu araştırma sürecinde ortaya çıkan yeni üretimleri aynı mekânsal kurgu içinde buluşturuyor.

Serginin hazırlık sürecinde yani altı ay boyunca Kazan’daki Tatar Kadınları Forumu ve Eskişehir’de düzenlenen Sabantuy Şenlikleri dahil olmak üzere çeşitli buluşmalar gerçekleştirilmiş. Araştırma gezilerinde göç deneyimlerine dair sözlü anlatılar derlenmiş. Video söyleşilerin yanı sıra, fotoğraf albümleri ve kişisel belgeler de incelenmiş. 

Sürecin son aşamasında ise Ankara’daki Kazan Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nde, Çin’den Türkiye’ye göç etmiş Tatar kadınlarının katılımıyla bir dikiş atölyesi düzenleniyor. Atölyede paylaşılan bireysel hikâyeler, eski Tatar şarkıları eşliğinde kumaşlara işlenerek kolektif bir üretime dönüştürülmüş, sergide bolca fotoğrafı çekilen eser de buydu.

Sergi, tarihsel kırılmalar, zorunlu yer değiştirmeler ve farklı coğrafyalara yayılan yaşamlar boyunca korunan üretim pratiklerini, bedensel eylemleri ve birlikte olma hallerini görünür kılmayı amaçlıyor. Aile hafızası, kuşaklar arası aktarım ve kadın emeği, serginin temel odak noktaları arasında...

“Kumaş makinesi bana kalem gibi geliyor, en rahat ettiğim malzeme,” diyen Terkol’un perdelere, kumaşlara, tüllere işlenen eserleri, arkasında bir gölge oluşturacak şekilde yerleştirilmiş. Bu, bir fotoğrafa baktığınızda zihninizde başka anıların da canlanmasını anımsatıyor.

Annesi Elmira Terkol ile arşivlere dalan Güneş Terkol’a süreci sorduğumuzda, “Annemle çalışmak çok güzel, bir hikâyenin başını sonunu ararken birbirimize yardım edebiliyoruz. Göç hikâyesi kimse için kolay değildir, birbirimize destek oluyoruz,” diyor. 

Güneş Terkol’un Epipe sergisi, 8 Mart 2026 tarihine dek Salt Galata’da izlenebilir.


Ayrıca okuyun