TechnoBallet, elektronik müzik ile klasik baleyi sahne üzerinde yeniden düşünmeye alan açan yeni bir performans formatı olarak 9 Ocak 2026’da prömiyerini yapmaya hazırlanıyor.
Ayakta izlenen, DJ seti ile canlı bale koreografisini aynı sahnede buluşturan proje; izleyiciyi pasif bir seyirci konumundan çıkararak deneyimin parçası hâline getirmeyi hedefliyor.
Projenin yaratıcısı İrem Ertürk, hem klasik bale eğitimi almış bir dansçı hem de aktif olarak DJ’lik yapan bir isim. Ertürk, iki farklı disiplin arasında kurduğu ilişkiyi TechnoBallet çatısı altında bir sahne formatına dönüştürmüş.
TechnoBallet’in çıkış noktası, Ertürk’ün elektronik müzik sahnesiyle kurduğu kişisel deneyimden besleniyor. Projenin ilk fikrini şu sözlerle anlatıyor:
“Set çalarken kendime şu soruyu sormaya başladım: Neden bale bu dünyanın bir parçası olmasın? Klasik müzikle elektronik müzik arasındaki BPM uyumu ve melodik benzerlikler dikkatimi çekti.”
Bu yaklaşım, balenin biçimsel olarak dönüştürülmesinden çok, içinde yer aldığı atmosferin yeniden kurgulanmasına dayanıyor. Ertürk’e göre amaç, baleyi başka bir forma zorlamak değil; onu elektronik müziğin ritmi, ışık ve mekânla birlikte farklı bir bağlama taşımak:
İrem Ertürk: TechnoBallet’te baleyi değiştirmiyoruz; müziği, atmosferi ve aurayı dönüştürüyoruz

TechnoBallet fikrinin nasıl hayat bulduğunu “TechnoBallet fikri yaklaşık altı yıl önce, DJ’liğe başladığım ve elektronik müzik dünyasına adım attığım dönemde şekillenmeye başladı. O yıllarda İstanbul’daki mekânlarda DJ’lik yapıyordum ve özellikle Afterlife estetiğiyle görsel sanatların öne çıktığı bir dönemdi. İnsanlar artık sadece bir club’e gitmek değil; interdisipliner, şaşırtıcı ve çok katmanlı deneyimler yaşamak istiyordu.
Ben de set çalarken kendime şu soruyu sormaya başladım: Neden bale bu dünyanın bir parçası olmasın? Klasik müzikle elektronik müzik arasındaki BPM uyumu ve melodik benzerlikler dikkatimi çekti. İki türün de duyguları ifade etme gücünün aslında ne kadar yakın olduğunu fark ettim. Mozart’la anlatabildiğim bir duyguyu, Mozart’ın elektronik bir remiksiyle ya da bambaşka bir elektronik parça ile de anlatabileceğimi düşündüm.
Bu fikri bale perspektifinden değerlendirdiğimde ise, balenin sanıldığı gibi kırılgan, güçsüz ya da sıkıcı bir sanat dalı olmadığını gördüm. Aksine, son derece hızlı, dinamik ve enerjik bir form. TechnoBallet’te aslında baleyi değiştirmiyoruz; müziği, atmosferi ve aurayı dönüştürüyoruz. Bale bu sayede daha özgür, daha cesur ve kuralları zorlayan bir yapıya evriliyor.
O dönemde bu fikri hayata geçiremedim; okul vardı ve kurumsal hayata hazırlanmam gerekiyordu. Ancak 2023 yılında, “Eğer ben yapmazsam, birileri mutlaka yapacak” düşüncesiyle işimden ayrıldım ve TechnoBallet’in bugünkü noktaya gelme süreci de böyle başladı,” sözleriyle anlatan Ertürk, “TechnoBallet için performans sanatlarına yeni bir bakış açısı getirdiğimize inanıyorum,” diyor.
TechnoBallet, izleyiciyi pasif bir seyirci konumundan çıkarıp deneyimin aktif bir parçası haline getiriyor. Ne tamamen bir club gecesi ne de klasik anlamda bir sahne gösterisi; iki dünyanın sınırlarını bilinçli olarak bulanıklaştıran, yeni bir deneyim öneriyor.
9 Ocak’ta gerçekleşecek prömiyer ise TechnoBallet için yalnızca bir ilk gösterim değil, projenin temel yaklaşımını görünür kılan bir eşik.
