YASEMİN KAYA
Yayıncılık sektörü dünya genelinde kadın emeğiyle ayakta duruyor; buna karşın karar alma süreçlerinde aynı ağırlık hissedilmiyor. UN Women ve Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin Frankfurt Kitap Fuarı’nda açtığı tartışma, 42. TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı’nda düzenlenen “Yayıncılıkta Kadın: Bugün ve Gelecek” panelinde bu kez yerel deneyimler üzerinden karşılık buldu. Panelin ortak vurgusu netti: Dönüşüm, soyut çağrılardan çok yayınevlerinin kendi iç işleyişini sorgulamasıyla başlayacak.
1995’te Pekin’de düzenlenen Dördüncü Dünya Kadın Konferansı’nda kabul edilen Beijing Deklarasyonu ve Eylem Platformu, kadın-erkek eşitliği konusunda devletlerin ve kurumların üzerinde uzlaştığı en kapsamlı küresel yol haritalarından biri olarak kabul ediliyor. Eğitimden istihdama, siyasetten kültürel temsile kadar kadınların karşılaştığı yapısal eşitsizlikleri görünür kılan bu belge, kadın haklarını ilk kez açık biçimde bir insan hakları meselesi olarak tanımlamıştı. Aradan geçen otuz yıl, bu vaatlerin büyük ölçüde hayata geçtiğini değil; aksine, neden hâlâ hatırlanmaya ve yeniden düşünülmeye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
UN Women’ın 15–17 Ekim 2025 tarihlerinde Frankfurt Kitap Fuarı’nda hayata geçirdiği “Tüm Kadınlar ve Kız Çocukları İçin: Kelimeler, Özgürlük, Kendi Kitapları” başlıklı girişim de tam olarak bu hatırlatma ihtiyacından doğdu. Amaç, geçmişte verilen bir sözün bugün de -belki dünden daha fazla- geçerli olduğunu yeniden hatırlatmaktı. UN Women bu çerçevede eşitliğin yalnızca hukuki metinlerle değil, kültürel alanlarda, özellikle de edebiyat ve yayıncılık yoluyla sürekli olarak inşa edilmesi gerektiğini vurguluyor. Çünkü hangi hikâyelerin anlatıldığı kadar, bu hikâyelere kimin karar verdiği de toplumsal eşitliğin sınırlarını belirliyor.
Yayıncılıkta Veriler Ne Diyor?
Bu sadece bir his değil sayılar da aynı şeyi söylüyor. Publishers Weekly’nin 2023 ve 2025 anketleri, yayıncılığın kadın ağırlıklı bir sektör olduğunu açık biçimde ortaya koyuyor. 2023’te ankete katılan 618 çalışanın %77’si kadınken, 2025’te bu oran 726 katılımcı içinde %78’e yükselmiş durumda. Erkeklerin payı %17’ye gerilerken, ikili olmayan cinsiyetteki (nonbinary) çalışanlar her iki dönemde de %4–5 bandında seyrediyor. Özellikle sektöre yeni girenlerde kadın oranının daha da artması, bu yapının gelecekte de süreceğine işaret ediyor.
Ancak aynı veriler, ücretler söz konusu olduğunda daha durağan bir manzaraya işaret ediyor. Söz konusu ankete göre, 2023’te erkeklerin ortanca (medyan) yıllık geliri 89 bin dolar, kadınlarınki ise 70 bin dolar seviyesinde. Yönetici pozisyonlarında kadınların medyan gelirinin erkekleri geçmesi dikkat çekici bir istisna olsa da sektörün geniş tabanı hâlâ editoryal, operasyon ve satış gibi daha düşük ücretli alanlarda yoğunlaşan kadınlardan oluşuyor. Kadınların yönetimdeki görünürlüğü artsa da sektörün genelinde kadınların düşük ücretli çalıştırılması ücret eşitsizliğini kalıcı kılıyor. Geleceğin işgücünde kadın oranının artacağı açık; fakat gelir tarafındaki uçurumun aynı hızla kapanmadığı da bir o kadar belirgin. 2025 raporu medyan ücretin 80 bin dolara çıktığını kaydediyor, ancak bu artışın cinsiyetlere nasıl yansıdığı açıklanmadığı için, farkın daralıp daralmadığını kesin olarak bilmiyoruz.
İngiltere Yayıncılar Birliği (UK Publishers Association) tarafından hazırlanan raporlar İngiltere’de kadınların sektördeki ağırlığının güçlü olduğunu gösteriyor fakat maaşlara ilişkin cinsiyet kırılımı paylaşılmadığı için bu temsilin gelir eşitliğine nasıl yansıdığı belirsiz: 2022 raporu 50 yayınevinden 11.866 çalışanın verilerini bir araya getiriyor. Buna göre işgücünün %66’sı kadın, %33’ü erkek; kendini “self-describe/other” kategorisinde görenler ise %1’in altında. Yönetim basamaklarında da bu dağılım korunuyor; Lider yönetici kademesinde kadın oranı %56, kıdemli yönetim seviyesinde ise %60.
ABD ve İngiltere'de cinsiyetler arası makas açık veya belirsizken, Kanada bir istisna sunuyor: 2024 Maaş Raporu,ankete katılan kişilerin ücretleri arasında neredeyse tam bir eşitlik söz konusu olduğunu gösteriyor. Kadınların ortalama yıllık kazancı 64.738 Kanada doları iken, erkeklerin 63.868 Kanada doları. Rapor bu yakınsamanın altını özellikle çizerek “gender pay parity” (cinsiyetler arası ücret eşitliği) ifadesini kullanıyor. ABD’de belirgin, İngiltere’de ise veri yetersizliği nedeniyle bilemediğimiz ücret makası, Kanada’da neredeyse kapanmış durumda. Bu bulgulara göre, kadınların yayıncılık sektöründeki varlığı küresel ölçekte tartışma konusu değil; asıl mesele, bu varlığın nasıl karşılık bulduğu.
Görünmez Duvarlar Nasıl Yıkılır?
Kanada örneğinde ücret eşitliğinin yakalanmış olması, kadınların yayıncılık sektöründeki varlığının küresel ölçekte tartışma konusu olmadığını; asıl meselenin, bu varlığın kararlara nasıl karşılık bulduğu olduğunu gösteriyor. 15-17 Ekim 2025 tarihleri arasında düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki UN Women programı bu gerilimi doğrudan hedef aldı. Programın öne çıkan başlıklarından “Yayıncılıkta Kadınlar: Cam Tavanlar, Görünmez Duvarlar”, kadınların tarihsel olarak merkezi roller üstlenmesine rağmen neden hâlâ üst düzey liderlik pozisyonlarına sınırlı biçimde ulaşabildiğini tartışmaya açtı. Sistemik önyargılar, kaynaklara eşitsiz erişim, güvencesiz çalışma koşulları ve güvenli olmayan iş ortamları, bu görünmez engellerin başlıca bileşenleri olarak ele alındı. Tartışmanın bir diğer ayağı olan “Uyanık Olmak, Uyumamak: Hikâyeyi Yeniden Yazmak” ise, edebiyatın yalnızca temsil değil, toplumsal normları dönüştürme gücü olan bir alan olduğunu hatırlattı. Bu tartışmanın somut bir zemine oturması açısından en kritik adım, UN Women Avrupa ve Orta Asya Bölge Ofisi ile Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) arasında imzalanan Mutabakat Zaptı oldu. Anlaşma, sektörün kadınların ekonomik güçlenmesi, eşit kariyer yollarına erişimi ve şiddet ile tacizden arındırılmış çalışma ortamları yaratılması konusunda daha aktif bir rol üstlenmesini hedefliyor. IPA’nın küresel yayıncılık alanındaki konumu, bu iş birliğini sembolik bir jest olmaktan çıkararak yayıncılığın değer dünyasını da dönüştürme olanağı sağlıyor.
Yayıncılıkta Kadın: Bugün ve Gelecek
Frankfurt’ta açılan bu çerçeve, bugünlerde düzenlenen 42. TÜYAP Uluslararası İstanbul Kitap Fuarına taşındı. 13 Aralık 2025’te gerçekleştirilen “Yayıncılıkta Kadın: Bugün ve Gelecek” başlıklı panelde Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Nazlı Berivan Ak’ın moderatörlüğünde, Uluslararası Yayıncılar Birliği (IPA) Başkanı Gvantsa Jobava* ile Günışığı Kitaplığı Genel Müdür Yardımcısı Banu Ünal bir araya geldi. Panelde yayıncılık sektöründe kadın emeği, liderlik temsili ve yapısal eşitsizlikler çok katmanlı bir perspektifle ele alındı.
Panelin odağında Frankfurt’ta yapılan tartışmalara benzer bir soru vardı: Yayıncılık dünyasında pek çok pozisyonda çok sayıda nitelikli kadın çalışmasına rağmen, liderlik kademelerinde neden hâlâ az sayıda kadın bulunuyor? Jobava’nın, IPA’nın yaklaşık 130 yıllık tarihinde yalnızca dördüncü kadın başkan olduğunu hatırlatması, eşitsizliğin küresel ve yapısal boyutunu tek cümlede özetliyordu. Tıpku, İstanbul Kitap Fuarı’nın açılış töreninde, kendisi dışında kadın bir yayıncı ya da yazarın yer almamasına dikkat çekmesi gibi. Ülkeler arasında farklılıklar olsa da Jobava’ya göre yayıncılık sektöründe temsili eşitsizlik yapısal; dolayısıyla çözüm de ancak kolektif bir çabayla mümkün.
Banu Ünal’ın panelde anlattıkları ise ülkemiz yayıncılığından bir gözlem olmasına rağmen genel olarak diğer ülkelerde de benzerdi: Editörlük, çeviri ve tasarım gibi alanlarda kadın emeği güçlü; buna karşılık finans, dağıtım ve stratejik karar noktalarında temsil hâlâ sınırlı. Ünal konuşmasında, diğer pek çok sektörde olduğu gibi yayıncılıkta da finansın kontrolünün büyük ölçüde erkeklerde olduğunu, ücret eşitsizliğinin sürdüğünü ve kadınların aile içi sorumluluklar nedeniyle iş hayatına daha sınırlı katılabildiğini hatırlattı.
Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Nazlı Berivan Ak, yayıncılıkta emek yoğun alanlarda kadınların, yönetim kademelerinde ise erkeklerin ağırlıkta olduğu bu yapının ancak sektördeki tüm paydaşların birlikte çözüm üretmesiyle kırılabileceğini vurguladı. Dönüşümün, büyük söylemlerden önce her yayınevinin kendi içinden başlaması gerektiğinin altını çizdi.
Uluslararası Yayıncılar Birliği Başkanı Gvantsa Jobava ise UN Women ile IPA arasında imzalanan Mutabakat Zaptı’nın önemine yeniden dikkat çekerek, eşit kariyer olanaklarına erişim, kadınların ekonomik olarak güçlenmesi ve şiddet ile tacizden arındırılmış çalışma ortamlarının sağlanmasının sağlıklı bir ekosistem için gerekliliğini vurgulayarak dayanışma ağlarının şart olduğunu ifade etti. Panelde bir diğer önemli başlık yayıncılığın değer dünyasıydı: Tüm katılımcılar, hangi metinlerin basılmaya değer bulunduğu, hangi seslerin öne çıkarıldığı ve bu kararların kimler tarafından alındığı konusunda sektörün daha bilinçli ve daha aktif olması gerektiğini vurguladı.
Gvantsa Jobava’nın mentorluk modellerinin dönüştürücü gücüne örnek olarak verdiği “PublisHer**” programı, kadınlar arasında iş birliğini ve deneyim aktarımını teşvik ediyor. Kadınlar tarafından kurulan bu bağımsız yapı, yazarlığı ve yayıncılığı -farklılıkları ya da karşılaştıkları engeller nedeniyle dışlanan kadınlar da dâhil olmak üzere- herkes için erişilebilir kılmayı amaçlıyor. Bu örnek benim aklıma Türkiye’de 2024’te kurulan Medusa Yayınları’nı getirdi. Bu yayınevi de benzer bir motivasyonla, “kendi hikâyesi elinden alınmış” kadınların sesini duyurmayı hedefleyerek yayın hayatına başlamış, kısa sürede yayımladığı kitaplarla, yayıncılık dünyası için umut verici ve dönüştürücü bir örnek oluşturmuş durumda.
Türkiye’de yayıncılık sektörüne ilişkin cinsiyet ve ücret verilerinin yetersizliği ise bu tartışmanın en kırılgan noktalarından biri. TÜİK’in 2024 İşgücü İstatistikleri, Türkiye’de istihdamın yaklaşık üçte ikisinin erkeklerden, yalnızca üçte birinin kadınlardan oluştuğunu gösteriyor. Kadınların işgücüne katılım oranı %36,8’de kalırken, erkeklerde bu oran %72. Yayıncılığın da içinde yer aldığı hizmetler sektöründe kadın istihdamı bir miktar yükselse de genel tabloyu değiştirmiyor. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların ekonomik yaşama bu denli sınırlı katılımı, yayıncılık dâhil pek çok sektörde cinsiyet dengesinin neden uluslararası örneklerden farklı işlediğini açıklayan temel yapısal eşitsizliklerden biri olarak öne çıkıyor.
TÜİK’in Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri kullanılarak yapılan çalışmalar, ülkemizde yayıncılığın küçük ölçekli, dağınık ve kırılgan bir sektör olduğunu gösterse de kadın emeğinin bu yapı içindeki payını net biçimde ölçmek mümkün değil. Editör ücretlerine ilişkin yapılan sınırlı anketler ise cinsiyet ayrımı sunmasa bile, sektörde emeğin genel olarak düşük ücretlendirildiğini ortaya koyuyor. Üstelik son dönemde yapay zekâ kullanımının özellikle editoryal alanlarda ikame etkisi yaratmaya başlaması, bu kırılganlığı daha da artıracak gibi gözüküyor.
Dönüşüm Çağrısı: Her Yayınevi Kendi İçini Sorgulamalı
Bütün bu veriler, tartışmalar ve paneller bir noktada birleşiyor. Yayıncılıkta kadınların varlığı artık tartışma konusu değil; asıl mesele, bu varlığın bir güce dönüşüp dönüşemeyeceği. TÜYAP Kitap Fuarı'ndaki panelin sonunda Türkiye Yayıncılar Birliği Genel Sekreteri Nazlı Berivan Ak'ın net biçimde işaret ettiği gibi: Dönüşüm, büyük söylemlerden veya soyut çağrılardan önce gündelik editoryal kararlarda başlıyor. Hangi kadın yazarların okunduğu, hangi metinlerin çevrildiği, hangi hikâyelerin "yayımlanmaya değer" bulunduğu gibi kararlar, yayıncılığın yalnızca estetik değil, politik bir alan olduğunu hatırlatıyor. Yayıncılığın geleceğini belirleyecek olan, kadınların sektördeki tartışmasız ağırlığının karar alma süreçlerine, güç ilişkilerine ve kalıcı bir eşitliğe dönüşüp dönüşemeyeceğidir. Bu dönüşüm, her yayınevinin kendi iç işleyişini sorgulamasıyla başlayacak ve yayıncılığın geleceği de tam olarak bu soruya verilecek yanıtla şekillenecek.
* Gvantsa Jobava Kimdir?
Gvantsa Jobava (1986), Uluslararası Yayıncılar Birliği’nin (IPA) Başkanı ve Gürcistan Yayıncılar ve Kitapçılar Birliği’nin eski başkanıdır. Gürcistan’ın önde gelen yayınevlerinden Intelekti Publishing’de Uluslararası İlişkiler ile Çeviri Kurgu/Kurgu dışı birimlerinin başında görev yapmaktadır. Ayrıca Uluslararası Kadın Yayıncılar Ağı – PublisHER ve 2020 yılından beri Gürcistan PEN üyesidir.

2013’ten bu yana Gvantsa Jobava, Gürcistan yayıncılık sektörünün savunuculuğunu yapmakta, Gürcü yayıncıların hak ve çıkarlarını korumak için çalışmaktadır. Gürcistan’da telif hakları, yayınlama özgürlüğü ve ifade özgürlüğü için mücadele etmektedir. Gürcü yayıncılık ve edebiyat endüstrisini uluslararası düzeyde tanıtmak için çeşitli projeler yönetmiştir. Bunlar arasında 2018 Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki “Gürcistan Onur Konukluğu” programı da bulunmaktadır. 2013–2022 yılları arasında Tiflis Uluslararası Kitap Festivali’nin organizatörlüğünü yapmış ve Frankfurt ile Londra kitap fuarlarındaki Gürcistan ulusal standartlarını yönetmiştir.
Gvantsa Jobava aynı zamanda bir şairdir ve John Steinbeck, Chinua Achebe, Saul Bellow, John Lennon, Anna Politkovskaya ve Volodymyr Zelensky’nin eserlerini Gürcüceye çevirmiştir. “Yasaklı Kitaplar Rafı” adlı yayıncılık projesinin yazarı ve editörü, ayrıca Gürcistan’daki Yasaklı Kitaplar Haftası kutlamalarının kurucusudur.
** https://womeninpublishing.org/