Doğan Kitap, sürpriz bir Margaret Atwood kitabıyla geldi, şiirlerini yayımladı. “Arkana bakma derler: Yoksa tuza dönüşürsün. / Varsın olsun. Ne diye bakmayacakmışım? / Işıl ışıl değil miydi? Güzel değil miydi, geride kalan?” Nuray Önoğlu’nun Türkçe çevirisiyle yayımlanan ‘Kalpten’, Observer ve Financial Times’ın yılın kitabı seçkisine girdi. “Atwood romanlarında olduğu gibi şiirlerinde de sade, çıplak, dürüst ve kalpten” sözleriyle övülen kitaptan, Margaret Atwood’un sunuşunu ve ‘Geç Kalmış Şiirler’ adlı şiirini yayımlıyoruz.
Sevgili Okurlar,
Yakın geçmişte, ergenliğimde ve üniversite öğrencisi olduğum yıllarda yazdıklarımı sakladığım çekmeceyi elden geçiriyordum. O zamanlar da hep bir şeyler yazardım: kurgu, deneme, oyun. Ve şiirler: bitmiş, bitmemiş, kısmen bitmiş. Çoğu oldukça kötüydü ama sayıları fazlaydı. Bazıları itinayla pulu yapıştırılmış iade zarfları eşliğinde, umutla dergilere yollanmış ve çoğu kez o zarfla geri gönderilmişti. Bu şiirlerin pek çok konusu vardı: Şakayıklar, 1956 Macar Devrimi, kış, kesilmiş başlar... Bilindik şeyler.
Şiirler mürekkeple, kurşunkalemle, tükenmezkalemle –elime ne geçtiyse onunla– çok çeşitli kâğıtlara yazılmıştı: çizgili, düz, beyaz, sarı, mavi... Yine elime ne geçtiyse ona. ‘Kalpten’deki şiirlerin elde yazılmış orijinallerine bakarken, hiçbir zaman bazı yöntemler öğrenebileceğim dersler almadığımdan, yöntemlerimin değişmediğini görüyorum. Ellilerin sonunda Kanada’da öyle dersler yoktu.
Elyazısıyla yazılmış şiirleri, şiir kitaplarının arasında, bir çekmecede biriktirirdim. Bazılarının üzerinde çalışır, dört parmağımla yazdığım daktiloda yeniden yazar, düzeltir, yeniden daktilo ederdim. Zaman zaman, daktilo ettiğim şiirleri yere yayardım
–tıpkı Küçük Kadınlar filminde Jo’nun yazdığı sayfaları yayması gibi– sonra onları yeniden düzenler, eklemeler ve çıkarmalar yapar, üzerinde düşünürdüm.
‘Kalpten’deki şiirlerde de böyle oldu. Elde yazıldı, çekmeceye kondu, daktilo edildi, gözden geçirildi. Bu şiirler 2008-2019 yılları arasında yazıldı. O on bir yıl boyunca dünyada durum kötüye gitti. Bu arada ben de yaşlandım. Çok yakınım olan insanlar öldü.
Şiir insan varoluşunun özüyle uğraşır: yaşam, ölüm, yenilenme, değişim; yanı sıra haklılık ve haksızlık, adaletsizlik ve bazen de adalet. Bütün çeşitliliğiyle hayat. Hava durumu. Zaman. Hüzün. Neşe. Ve kuşlar. Bu şiirlerde eskisine kıyasla daha çok kuş var. Bir sonraki şiir kitabımda, eğer öyle bir kitap yazarsam, daha fazla kuş olmasını diliyorum; ayrıca dünyada da daha fazla kuş olmasını diliyorum.
Hepimiz dileyelim.
Margaret
***
GEÇ KALMIŞ ŞİİRLER
Bunlar geç kalmış şiirler.
Çoğu şiir öyledir
elbet: Çoktan vakti geçmiş,
tıpkı bir denizcinin yolladığı
ve o boğulduktan sonra gelen mektubu gibi.
Boşunadır böylesi mektuplar,
geç kalmış şiirler de onlara benzer.
Sulardan geçip gelmiş gibidirler.
Olan olmuştur artık:
savaş, güneşli gün, mehtapta
yaşanan o şehvetli an, veda öpücüğü. Şiir
kıyıya vurur, bir gemi enkazı gibi.
Ya da akşam yemeğine geç kalmış gibi:
tüm kelimeler ya soğumuş ya da tükenmiştir.
Rezil, hüsrana uğramış ve mağlup
yahut uzayıp gitmiş, direnmiş, meyus
terk edilmiş, ağlamış, perişan.
Aşk ve neşe bile: söylenmekten aşınmış şarkılar.
Paslanmış heceler. Eprimiş nakaratlar.
Geç, çok geç;
dans etmek için çok geç.
Yine de söyle şarkını elden geldiğince.
Işıkları aç: şarkını söyle,
söyle şarkını: durma.
Sanatatak’ın notu: Margaret Atwood'un hem derin deneyimlerini hem de yazılarını besleyen daha hafif anları takip eden bir ‘bir nevi anı’yla kendine odaklandığı ‘Book of Lives / Hayat Kitabı’, The New York Times’ın 2025 yılın en iyi 100 kitabı listesine girdi. Umarız bu kitabı da fazla beklemeden Türkçede okuruz.
