“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

2025 BOOKER KAZANANI BENZERSİZ ‘FLESH’ ROMANIYLA DAVID SZALAY

Prestijli 2025 Booker ödülünü ‘benzersiz’ ve ‘olağanüstü’ olarak nitelendirilen ‘Flesh’ (Et) romanıyla Macar yazar David Szalay kazandı, böylece bu yıl Nobel’den sonra Booker da Macar bir yazarın oldu. ‘Flesh’, Türkçede İthaki Yayınları’ndan çıkacak. David Szalay’ın hayranları arasında Dua Lipa ve Zadie Smith de var.

David Szalay 2016’da ‘Erkek Dediğin / All That Man Is (Hep Kitap) romanıyla Booker’a aday gösterildiğinde, ödül törenini “Korkunç bir deneyim” olarak tanımlamıştı. Son derece ‘stresli’ bir akşam yemeği boyunca kitabının ödül kazanıp kazanmayacağını merak ederek oturmuş, sonunda Paul Beatty’nin ‘Seri Sonu / The Sellout’ (Hep Kitap) romanına kaybetmiş, daha sonra The Guardian’a “Yalnızca travma, bu kadar net hatırlanan anılar bırakır” açıklaması yapmıştı.

BENZERSİZ VE OLAĞANÜSTÜ

Bu yıl ise Szalay, bir kez daha Booker ödülü yemeğinde yer aldı. Ancak bu kez kazanan o oldu. Yazarın 2025 Booker ödülünü kazanan romanı ‘Flesh (Et), jüri başkanı yazar Roddy Doyle tarafından ‘benzersiz’ ve ‘olağanüstü’ olarak nitelendirdi. Böylece bu yıl Nobel’den (Laszlo Krasznahorkai) sonra prestijli Booker ödülü de Macar bir yazarın oldu.

Türkçede yakında İthaki Yayınları’ndan çıkacak ‘Flesh’ hakkında, “Bu kitap hiçbir şeye benzemiyor” diyen Doyle, 51 yaşındaki Macar asıllı İngiliz yazarın sade anlatımının okuyucuyu “Romanla birlikte yaşamak ve içinde yer almak” zorunda bıraktığını da ekledi: “Sayfa üzerindeki beyaz boşluğu bu kadar iyi kullanan bir roman okuduğumu sanmıyorum. Sanki yazar David Szalay, okuyucuyu bu boşluğu doldurmaya, gözlemlemeye -hatta karakteri onunla birlikte yaratmaya- davet ediyor. Yazı son derece sade ve işte bu sadelik onun en büyük gücü. Her kelimenin bir önemi var; kelimeler arasındaki boşlukların da. Bu kitap yaşamakla, yaşamın tuhaflığıyla ilgili ve biz okudukça, sayfaları çevirdikçe, hem yaşadığımız hem de bu olağanüstü, benzersiz romanı okuduğumuz için minnet duyuyoruz.”

ISTVAN’IN YÜKSELİŞİ VE ÇÖKÜŞÜ

Roman, yalnız bir genç adam olan Macar István’ın, beklenmedik bir şekilde Britanya toplumunun zirvesine yükselişini konu alıyor. Yalın ama sürükleyici bir anlatımıyla ön plana çıkan kitap, bir adamın ergenlikten yaşlılığa uzanan hayatını ve kontrolü dışında gelişen olaylar karşısında yavaş yavaş çözülüşünü anlatıyor.

On beş yaşındaki István, annesiyle birlikte Macaristan’da sakin bir apartman kompleksinde yaşamaktadır. Yeni taşındıkları kasabada içine kapanık bir genç olarak okulun sosyal kurallarına yabancıdır ve kısa sürede yalnızlaşır. Komşusu -annesiyle yaşıt, evli bir kadın- onun tek arkadaşı haline gelir. Ancak bu dostluk, István’ın tam olarak anlayamadığı gizli bir ilişkiye dönüşür ve hayatı hızla kontrolden çıkmaya başlar. 

Yıllar geçtikçe István, 21. yüzyılın para ve güç hırsıyla yukarı doğru sürüklenir; ordudan Londra’nın süper zenginlerinin arasına kadar uzanan bir hayat yaşar. Aşk, yakınlık, statü ve servet arzuları onu akıl almaz zenginliklere ulaştırır, ama sonunda tüm bunlar onu tamamen yıkılmanın eşiğine getirir. Flesh, yaşamı yönlendiren şeylerin ne olduğunu, yaşamanın neye değdiğini ve insanı kırıp döken unsurların neler olabileceğini derinlemesine sorgulayan bir roman olarak öne çıkıyor.

RİSK ALMAKTAN KORKMAYAN YAZAR

Ödül töreninde konuşan David Szalay, romanın yazım sürecinde aldığı sanatsal risklerden söz etti: “Bir tür risk alındığı duygusu vardı. Ve bence bu riskleri gerçekten almamız çok önemliydi. Kurgu, estetik, biçimsel ya da ahlaki riskler alınabilir, roman dünyasının bu riskleri kucaklaması gerekir.” Yazar ayrıca kitabın yazım sürecinin kolay olmadığını da itiraf etti: “Bunu yazmak kolay olmadı. Baskıyla çok olgun ya da bilgece baş ettiğimi söyleyemem, buna tanık olan tek kişi eşimdi” dedi ve eşiyle bu süreci paylaştığı için ona teşekkür etti.

Bu yılki Booker ödülü finalistleri arasında Szalay'ın yanı sıra Susan Choi’nin ‘Flashlight’, Kiran Desai’nin ‘The Loneliness of Sonia and Sunny’, Katie Kitamura’nın ‘Audition’, Ben Markovits’in ‘The Rest of Our Lives’ ve Andrew Miller’ın ‘The Land in Winter’ romanları yer alıyordu.

Bu arada Szalay'ın en büyük hayranları arasında Dua Lipa ve Zadie Smith de yer alıyor. 


Ayrıca okuyun