“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

VAROLUŞUNU TAMAMLAMAK VE KENDİNİ YAŞAYABİLMEK

Mustafa Nuri’nin üçüncü romanı “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor” (İthaki Yayınları) taze çıktı! Bu yeni romanın Nuri’nin önceki romanları “Nehir ve Tüm Diğer Şeyler” ve “Dün Gece Nerede Öldün” ile tematik akrabalıkları var. Nuri distopik veya gerçeküstü ortamlar hayal etmeye, bu ortamlarda birbirinden güç bulan, aileleşen insanlar üzerinden hayatın anlamını sorgulamaya devam ediyor.

Ancak Nuri’nin varoluşu didikleyen tavrı, “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor”da temanın ötesine geçiyor, biçimi de şekillendiriyor. Romanda bir karakter bir başka karakteri yazarak var ediyor, o karakter de bir diğerini. Ayrı ayrı akan bu üç hikâye, sürprizli geçişlerle birbirlerine bağlanıyor.

Distopik mi Değil mi?

Geçtiğimiz günlerde Narmanlı Han Penguen Kitabevi’nde moderatör Selver Sezen Kutup, Mustafa Nuri ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Kutup’un özenli hazırlığı, katılımcıların ilginç soruları ile “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor” katman katman açıldı. Tartıştığımız konuların başında romanın distopik olup olmadığı vardı. Nedir distopik roman? Distopik roman alternatif bir gerçeklikte geçen, insanlık için işlerin iyi gitmediği bir toplumsal düzende bireylerin nasıl etkilendiğini ortaya koyan roman türü. Benim görüşüm net, bence “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor” distopik bir roman değil.

Fikirler romanı, felsefi bir roman

Romanın ana kahramanı yaşlı bir adam ve bu adam distopik bir hikâye yazmaya başlıyor. Adamı yazmaya iten ne, içinden çıkagelen hikâyenin distopik olması niye? Roman esasında bu soruların peşinden gidiyor. Yaşlanmak nedir, cinsel kimlik nedir, doğayla ilişkimiz neden bozuk, nasıl bozulmaya devam ediyor, aile esasında nedir, komünite kurmak neden önemlidir? Belki de en mühimi, nerden gelip nereye gittiğimizi bilmediğimiz, üstelik ekonomik, politik ve ekolojik zorluklarla kuşatıldığımız bu yaşamda umudu ve anlamı nerede bulacağız? Tüm bu soruları sormaya elverişli kurgusuyla “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor” bana göre bir fikirler romanı, felsefi bir roman. Hatta varoluşçu bir roman.

Gene aynı söyleşide romanı ekolojik bir metin olarak niteleyenler, Margaret Atwood’un MadAddam serisinden bahsedenler oldu. Nuri’yle söyleşinin ardından konuştuğumuzda şöyle bir değerlendirme yaptı: “Ana kahramanın derdi kendi varoluşunu tamamlayabilmek, kendini yaşayabilmek ve her insan gibi bu bütünüyle başarılınca güzel. Cinsel kimlik, ekolojik bütünlük. Duygusal tatmin. Hepsi bu varoluş parantezinin içinde değil mi?”

Doğru! Karmaşık şeyleri basite indirgeme, her şeyi olduğu gibi kitapları da kategorize etme, etiketleme, ehlileştirme ihtiyacımız ne fena. Yine sohbet esnasında konuştuğumuz üzre, bu kısmen kapitalist sistemin dayatması, her şeyi daha kolay satın alınabilir hale getirme refleksinin parçası. Ki romanın bu konuda da söyleyecek çok şeyi var.

Ekolojik, distopik ya da varoluşçu, kapitalizm eleştirisi ya da değil… “Sarmaşığın İçinden Bir Ses Geliyor” farklı okumalara açık ve akıcı. Ve şurası muhakkak, roman yazmayı veya geniş anlamıyla yaratmayı özel bir yere konumluyor. Nitekim Nuri kendi de şöyle diyor: “Yazmak hem yaşamdan beslenir hem de onun rutininden ve sıkıcılığından biraz uzaklaşmamızı ve nefes almamızı sağlar. Çünkü kendi özgün yaşam alanımızı oluşturmamıza yardımcı olur. Bu yüzden bu kadar güçlüdür.” Bence ana karakterin ölüme yaklaşırken yazıya da yaklaşması, insanın anlamını bilmediği bir varoluşta sonsuz bir arayışta olduğunu ortaya koyan ve en nihayetinde herkesin kendi hikayesini ve dolayısıyla anlamını inşa etmekten sorumlu olduğuna işaret eden güzel bir tercih.

“Başarısızlığı anlatan iyi bir şiir kendi başına bir başarıdır.”

Nuri her yazar gibi aynı zamanda iyi de bir okur. Bu romanında da başka yazarlara referanslar var. Ben de merak ettim sordum, romanı yazma sürecinde ona hangi yazarlar eşlik etti. Cevap: Ray Bradbury, Gülten Akın, Anne Enright. Bir de söyleşide şair Phillip Larkin’e atfedilen bir sözü anımsattı Nuri: “Başarısızlığı anlatan iyi bir şiir kendi başına bir başarıdır.” Elimizde olan da budur. Yaşamak, yaratmak.


Ayrıca okuyun