“...inanırsan vardır, inanmazsan yoktur.” Ayşegül Sönmez, güncel sanatın ve postmodern olanın akıbetinden sanat ürününün-emeğinin değerine, işlevine, niteliğine ve hatta “yenilebilirliğine” uzanan geniş bir çerçevede, “Yoksa artık her şey bir fikirden mi ibaret?” diye düşünenlere rehberlik ediyor. Çağdaş Sanat Var Mı? üreterek, izleyerek ya da paylaşarak sanata taraf olan herkesin kafasını kurcalayan otuz önemli soruyla çalıyor okurun kapısını; bu alandaki imkânları ve imkânsızlıkları cesur bir yaklaşımla tartışmaya açıyor. [...]

ANTALYA’NIN KÜLTÜREL MİRASI TEHDİT ALTINDA

Antalya’da 50 yılı aşkın süredir hizmet veren ve Türkiye’nin en önemli arkeoloji müzelerinden biri sayılan Antalya Müzesi için yıkım planı iddiaları gündemde. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Konyaaltı sahiline yakın noktadaki mevcut müze binasını yıkarak yerine yeni bir yapı inşa etmeyi planladığı öne sürüldü. 5 yıl önce yapıldığı iddia edilen deprem risk raporu henüz somut olarak gösterilmiş değil.

Türkiye’de bugüne dek 35 müzenin benzer gerekçelerle kapatılmış ya da yıkılmış olduğu ancak müzelerin göreve devam edeceği yeni bir yer ve çözüm bulunmadığı biliniyor.

Antalya Müzesi’ne alternatif olarak gösterilen mekânın ise eserlerin sergilenmesine uygun olmayan bir açık hava müzesi şeklinde tasarlandığı belirtiliyor.

Antalya’nın 100 Yılı Aşan Kültür Koruma Hikayesi

Antalya’nın en bilinen kültürel duraklarından biri olan Antalya Müzesi, yalnızca eserleriyle değil, kuruluş hikâyesiyle de dikkat çekiyor. Müze, 1. Dünya Savaşı’nın ardından işgal yıllarında, bölgedeki tarihi eserlerin yağmalanmasını önlemek için öğretmen Süleyman Fikri Erten’in girişimiyle kuruldu. 1919’da dönemin Antalya Mutasarrıflığı’na başvurarak kendini fahri Asar-ı Atika memuru ilan ettiren Erten, kentin dört bir yanındaki eserleri toplayarak ilk müze koleksiyonunun temelini attı.

Antalya Müzesi, 1922 yılında Kaleiçi’ndeki Alaeddin Cami’de açıldıktan sonra, 1972’de bugünkü geniş binasına taşındı. Şimdi, 30 bin metrekarelik bir alana yayılan müze; 14 sergi salonu, çocuk bölümü, açık hava galerileri ve geniş bir bahçeden oluşuyor.

Bölgenin Arkeolojik Belleği

Antalya Müzesi’nin koleksiyonları bölgenin antik geçmişine dair geniş bir yelpaze sunuyor. Alt Paleolitik Çağ’dan Roma Dönemi’ne uzanan eserler arasında doğa tarihi koleksiyonları, tanrı ve imparator heykelleri, mezar kültleriyle ilgili buluntular, sikkeler, mozaikler ve ikonalar yer alıyor. Müzenin en dikkat çekici bölümlerinden biri ise, özellikle Perge Antik Kenti kazılarından çıkarılan devasa heykellerle oluşturulan salonlar.

Likya, Pamfilya ve Pisidya gibi Akdeniz’in önemli uygarlıklarına odaklanan müze, sadece arkeolojik değil, etnografik bir belleği de muhafaza ediyor. Osmanlı dönemine ait günlük yaşam objelerinden kıyafetlere uzanan geniş bir koleksiyon, ziyaretçiye bölgenin tarihsel devamlılığı hakkında fikir veriyor.

Avrupa Konseyi Ödüllü Bir Müze

1988’de “Avrupa Konseyi Yılın Müzesi” ödülüne layık görülen Antalya Müzesi, günümüzde hem yerel hem uluslararası ziyaretçilerin uğrak noktası. Müze, bölgedeki kurtarma kazıları ve ören yeri düzenlemelerinde de aktif rol üstleniyor.

Savaş tehdidiyle başlayan bir koruma refleksi, Antalya Müzesi’ni bir asır sonra Türkiye’nin en kapsamlı müzelerinden biri haline getirmiş durumda. Müzeyi bugün hâlâ diğerlerinden ayıran unsur ise, koleksiyonları kadar köklerindeki bu hikâye.

Konuyla ilgili görüşlerini sorduğumuz Prof. Dr. Gül Işın, “Antalya halkını müzesini korumaya davet ediyoruz. Yeni bir müzeye her daim her şehrin ihtiyacı vardır ancak gösterilen bu aceleci tavrın müzeye zarar vereceğini düşünüyoruz. Öncelikle isteğimiz müzemizin tescilli bina haline getirilmesidir. Ardından gereken tüm ihtiyaçlar alanında gerçekten uzman kişilerce tartışmaya açılabilir. Antalya Müzesi ve içindeki eserler korunmalıdır,” ifadelerini kullandı.

Antalya Halkı Bir Arada

13 STK ile kurulan Müze Çalışma GrubuMüze Çalışma Grubu sosyal medyaya #antalyamüzesiyıkılamaz çağrısı yaparak tüm Antalya halkını, 16 Temmuz Çarşamba 18.00’da Antalya Arkeoloji Müzesi’ne davet etti.


Ayrıca okuyun